Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 14 Kasım 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yabancı 'yoldaşlar'ı Ecevit'i niçin yalnız bıraktı?


Bülent Ecevit'in on binlerce vatandaşı sokağa döken hüzünlü cenazesinin hazin yanlarından biri de son yolculuğunda dünyanın kendisine gösterdiği ilgisizlikti.
Gerçi ölümü dünya haberlerinde yer aldı. Ancak cenazesine yabancı katılımın yok denecek kadar az olması, katılanların ise alt düzeyden kişiler olmaları, Ecevit'in dünya kamuoyu açısından "iz bırakanlar" sınıfında görülmediği gerçeğine işaret ediyor.
Ankara'daki yabancı diplomatlar, cenazedeki alt düzeyli katılım için kusuru Dışişleri Bakanlığı'na yükleme eğilimindeler. "Bize ne bildirildiyse ona göre hareket ettik" diyorlar. Ancak, dünya siyasetinde iz bırakmış bir kişinin cenazesine katılmak için illa da davet gerektiğine dair bir kural yok.

Turgut Özal'ın cenazesi
Cumhurbaşkanı Özal'ın cenazesini hatırlarım. O sırada İrlanda'nın Ankara'da bir büyükelçiliği dahi yok iken, dönemin İrlanda Cumhurbaşkanı Mary Robinson, beklenmedik bir şekilde bu cenazeye katılmış ve kortejin hemen arkasında yürümüştü.
Yıllar sonra BM'nin İnsan Haklarından Sorumlu Komiseri sıfatıyla Türkiye'ye geldiğinde kendisine, "Özal'ın cenazesine katılan tek Avrupalı cumhurbaşkanı sizdiniz. Katılmaya niçin karar verdiniz?" diye sormuştum. Yanıtını hiç unutmam: "Biz İrlandalılar ölümden anlarız. Büyük adamlar uğurlanırken orada olmak isteriz."
Oysa, 1970'li ve 1980'li yıllarda Willy Brandt ve Olof Palme'yle birlikte sosyal demokrasinin dev isimlerinden sayılan Ecevit de bir zamanlar Avrupa'da "büyük adam" olarak görülüyordu. Özellikle 12 Eylül sonrasında kendisine duyulan sempati aydın, şair ve sosyal demokrat kimliğiyle askeri yönetime cesur bir şekilde direnmesine dayanıyordu.

Kissinger neden gelmedi?
Peki, o sırada insan hakları, işçi hakları ve fikir özgürlüğünün Avrupa'daki en büyük savunucularından sayılan Ecevit'i "yabancı yoldaşlar"ı niçin son yolculuğunda yalnız bıraktılar? Olof Palme ile Willy Brandt sağ olsalardı Ecevit'in cenazesine katılırlar mıydı? Kendisini yıllarca tanıdığını söyleyen bir Henry Kissinger niçin orada değildi?
Gerçek şu ki, dünyanın son yıllarda tanıdığı Ecevit, 1970'li ve 1980'li yıllarda tanıdığı Ecevit değildi. Kendisinde büyük değişiklik meydana gelmişti. Zamanla "ulusal sol" diye tanımladığı ve Avrupalılar için olumsuz çağrışımları olan bir çizgiye geçmesi ise artık bir sosyal demokrat önder olarak görülmesini de engelledi.

'Milliyetçi Türk başbakan'
O kadar ki, "Ecevit" dendi mi dışarıda ilk akla gelen "Kıbrıs'ın işgali emrini veren milliyetçi Türk başbakan" olmaya başladı. Ölümüyle ilgili yabancı haberlerin neredeyse hepsinde bu tür bir yakıştırmaya yer verilmesi de bunu gösteriyor.
Bu arada, dünyada meydana gelen nesil değişikliği, dışarıda kendisini tanıyanların sayısını iyice azalttı. O kadar ki, bugün Olof Plame veya Willy Brandt'ın kim olduğunu bilen Avrupalı gençlerin büyük bölümüne "Ecevit kimdi?" diye sorsanız bilmezler.
Bu ve bunun gibi diğer bazı faktörler hesaba katıldığında, Ecevit'in cenazesinde dış katılımın niçin düşük olduğu kendiliğinden ortaya çıkıyor.

sidiz@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
İslam ve Batı çatışması
NE kadar istemesek de, Huntington'un "medeniy...
Melih AŞIK
İşte demokraasi...
Çağdaş demokrasilerde parti kongreleri 5 - 6 ...
Fikret BİLA
CHP ile DSP'nin beklentileri farklı
Bülent Ecevit'in cenaze töreninde ortaya çıka...
Hasan CEMAL
Umutsuz yaşamak zor!
Çırağan Sarayı'nda Medeniyetler İttifakı topl...
Güneri CIVAOĞLU
İstanbul'da bir Barcelonalı
Dün Katalan bir televizyon yapımcısıyla yemek...
Can Dündar
Tarihi bir itiraf
Kenan Evren, Ecevit'in ardından "tarihi bir ...
Abbas GÜÇLÜ
Katsayı Şûrası (2)
17. Milli Eğitim Şûrası dün Ankara'da başladı...
Hurşit GÜNEŞ
Konut piyasasında balon mu var?
Emlak alım-satımı 2003 yılından itibaren canl...
Semih İDİZ
Yabancı 'yoldaşlar'ı Ecevit'i niçin yalnız bıraktı?
Bülent Ecevit'in on binlerce vatandaşı sokağa...
Sami KOHEN
Yeni BM: Birleşmiş Medeniyetler
Böyle bir örgüt yok tabii. Şimdilik sadece bi...
Metin MÜNİR
Galiba AKP'li bakan haklıydı
Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin çıkmaza ...
Derya SAZAK
Karayalçın Prodi ile 'ittifak'ı konuşacak
SHP lideri Murat Karayalçın bugün İtalya Başb...
Meral TAMER
Server Tanilli, kadınların tarihini yazdı
Önümüzdeki bir hafta içinde İstanbul'da kadın...
Güngör URAS
Devlet yetişmiş insana önem verirdi
1960'lı, '70'li, '80'li yıllarda ülkede döviz...
Serpil YILMAZ
Zeytinyağında gümrük birliği unutuldu!
Körfez zeytinyağının tanıtımını öne çıkaran '...
M. Ali BİRAND
Ankara, AB için kolları sıvıyor...
Muhalefet Partileri ve bazı yorumcuların aksi...

© 2006 Milliyet