|
Ankara, AB için kolları sıvıyor...
Muhalefet Partileri ve bazı yorumcuların aksine, Avrupa Birliği Komisyonu'nun İlerleme Raporu, Ankara'da karamsarlık yaratmadı.
Bakan Gül başta olmak üzere, Dışişleri bürokrasisi, dış görüntünün tam aksine, Finlandiya'nın limanların açılması konusundaki girişiminin peşini bırakmak niyetinde değil. Limanlar sorunu çözümlenmediği sürece, bu müzakerelerin doğru dürüst yürütülemeyeceği kabul ediliyor. Kıbrıs'ta kapsamlı çözüm değil, ancak KKTC üzerindeki izolasyonların hafifletilmesi karşılığında limanların açılabileceği açıkça söyleniyor.
Önümüzdeki günlerde, Finlandiya ile temaslar yeniden başlatılacak ve ortaya yeni fikirler atılacak.
Ankara, Kıbrıs konusunun üstüne yatma niyetinde veya merakında değil. Aksine, limanlar konusunda açılım peşinde. Tabii buna karşılık, Rumlar maksimalist yaklaşacaklar. O zaman müdahale etme görevi de Avrupa Birliği'ne düşecek.
301'DE DEĞİŞİKLİK GELİYOR...
Ankara'dan kaynaklanan diğer adım 301'inci madde konusunda gerçekleşecek. Sivil toplum örgütlerinin IKV şemsiyesi altında sürdürdükleri girişim, büyük olasılıkla bu hafta sonuçlanacak. 301'in nasıl olması gerektiğini Hükümet'e önerecekler. Hükümet de kendi görüşlerini ekleyecek.
301'in değişimi 14-15 Aralık doruk toplantısına yetişmeyebilir. Ancak o tarihe kadar çalışmaların ciddi bir aşamaya getirileceği tahmin ediliyor.
Özetle, en karamsar dönemde dahi, AB treni yoluna devam ediyor. Zor oluyor, yavaş gidiyor ancak yine de yol alınıyor.
* * *
HÜKÜMET NİHAYET HAREKETE GEÇİYOR...
Bu köşeyi izleyenler çok okumuşlardır. Feryat ettim, benim gibi haykıranların seslerini buraya taşıdım: "Avrupa projesi batıyor. Toplumu bilinçlendirmezseniz, susup tribünlerdeki seyirciler gibi davranırsanız, bu proje kurtarılamaz. Değişimi istemeyenlere sahayı boş bırakıyorsunuz. Yalan rüzgarları estiriliyor ve sizler susuyorsunuz. Kendi bebeğinizi, kendi ellerinizle boğuyorsunuz. Adeta cinayet işliyorsunuz" dedim.
Sadece Türkiye'deki değil, Avrupa'daki durum daha da kötü durumdaydı. Bir Allah'ın kulu çıkıp, bir toplantı dahi örgütlemek zahmetine girmedi. Orada da saha, sadece Türkiye'ye kötülük etmek isteyenlere bırakıldı.
İşin daha da ilginç yanı, AB'yi Türkiye'de, Türkiye'yi de AB'de tanıtacak, savunacak olan sorumlular (Başbakan'dan, bakanlara kadar) bütün bu eleştirileri haklı bulduklarını, gerçekten çok geç kalındığını, mutlaka harekete geçilmesi gerektiğini, hem özel, hem de açık konuşmalarında saklamadılar. Mertçe söylediler, ancak aylar geçti, bir türlü bir araya gelip düğmeye basamadılar.
İşler artık çığrından çıkma noktasına gelmiş olacak ki, geçen hafta AB İletişim Grubu'nun üç patronu, Gül, Babacan, Atalay toplandılar ve hareket borusunu çaldılar.
Avrupa Birliği İletişim Grubu (ABİG) kolları sıvadı.
Başına da Ahmet Sever getirildi. Başka bir deyişle, AB iletişiminin Çar'ı Sever olacak. Tanıyan tanır, Sever gazeteciliğin verdiği pratik çözüm yeteneğine sahiptir. İnsanlara mesajların nasıl iletileceğini bilir. Son derece namuslu, tutarlı ve AB konusunda hem bilgili hem de deneyimlidir.
Bu gruba, parlak diplomatlarımızdan Şevki Mütevellioğlu'nun katılması, ayrıca bir kazançtır.
ABİG'in kadrosu kısa zamanda tamamlanacak ve bütçesi saptanacak. Türkiye'de Avrupa Birliği'ni, Avrupa Birliği'nde de Türkiye'yi tanıtacak, savunacak. Gayet tabii her şeyi AGİB yapmayacak. İletişimcilerle çalışacak, profesyonel gruplar, özel sektör ve sivil toplum örgütleriyle işbirliği içinde projeler üretecek.
Şimdi bütün bunlar çok hoş, çok güzel. Ancak, asıl önemlisi uygulama olacak. Eğer işlemeyecek yeni bir bürokrasi yaratılarsa, yazık ederiz.
Tabii en önemli iki unsur: Yetki ve paradır.
Ahmet Sever'e güvenildiği ve yetki verildiği anlaşılıyor. Peki, para ne olacak? Bütçeye, belirli bir fasıl ayırıp, para konmazsa bu iş yürümez. ABİG, kapı kapı dolaşıp çeşitli bakanlık bütçelerinden para dilenmeye zorlanırsa da iş yürümez.
Gözümüz hem ABİG'in, hem de onlara bu görevi veren üç bakanın üstünde. Bu işi içtenlikle istediklerinden eminim. Ancak benim merak ettiğim, acaba ABİG'e sahip çıkacaklar mı, yoksa diğer işlerinin arasında kaybolup AB iletişimini unutacaklar mı?
Haydi beyler, artık kolları sıvayın. Zaten geç kaldınız, bari arayı kapatın. Hızlı davranın...
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net
|
|