|
 |
|
|
Toplumsal geviş getirme...
Benim Gözlüğümden / Nihat Demirkol
Kamu vicdanı, unutmak istemediği konularda, "geviş getirme"yi sürdürür. Ucundan kenarından bir fırsatını bulur, yaratır ve gündemi bilinçaltında iz bırakmış sıkıntıya mutlaka taşır. Gün geçmiyor ki, elektronik posta kutuma, "kutuyu açıp, kötüyü söyletecek" notlar düşmesin... Bazı okuyucuların duyarlılığını diğer okuyuculardan ve "Allah'ın bildiğini kuldan saklama"nın anlamı yok diye düşünüyorum.
"Ülkesindeki uygulamaları eleştirmekle, vatanını savunmak" arasındaki ince çizgiyi olağanüstü bir seklide gerçekleştirebilmiş bir yazar: Boris Pasternak. Çağımızın tartışmasız en büyük yazarlarından biri. En tanınmış romanı Doktor Jivago. Romanlarında Rus insanının Sovyet devrimi sırasında yaşadığı acıların arka planında yer aldığı büyük bir aşk romanı, Jivago.
* * *
Yıl 1958... Yani soğuk savaşın en civcivli zamanı. Sovyetler Birliği her şeye karşın dünyadaki iki süper güçten biridir ve bugün artık çok iyi anlaşılabildiği gibi herhangi bir süper güç canının istediği ülkeyi, "gözünün üstünde kaşın var" bahanesiyle gidip işgal edememektedir. Buna karşılık Batı dünyası, çıkan her fırsatı Sovyetlerin aleyhine değerlendirmeyi ihmal etmez.
Fırsat ayaklarına kadar gelmiştir. Pasternak, sıkı bir rejim aleyhtarıdır. Kitaplarında da Sovyet devrimini enine boyuna eleştirmektedir. İşte muhteşem bir fırsat; kendisine o yılın Nobel Edebiyat ödülü verilir. Gerçi Pasternak yazarlığıyla bu ödülü çoktan hak etmiştir ama, ödülün yazarlığı için değil ülkesini eleştirdiği için verildiğini anlayacak entellektüel birikime de sahiptir. İşte bu noktada Boris Pasternak, Nobel ödül komitesine bir mektup yazar: "Romanımın çevresinde gelişen siyasi kampanyanın kazandığı boyutları görünce ve Nobel ödülünün bana verilmesinin, çok çirkin sonuçlara varan siyasi amaçlı bir karar olduğu kanısına varınca kimsenin zorlamasıyla değil, kendi irademle ödülü reddettiğimi bildiririm..." Gören gözlere sunulur.
* * *
Bir başka mektup da dünya klâsiklerinden bahis açmış. "Mutlaka okuyun" diyor; "Eksik kalmayın..." Kaçıranlar için küçük alıntılar:
"Pinokyo: Hacı Gepotto camiden oyun için kaçan Pinokyo'nun kulağını 'yatsı namazı yadsınamaz!' diyerek çekmisti... Sabah uyanır uyanmaz, doğası gereği ancak teyemmüm abdesti alabilen Pinokyo merakla, 'Peki bana neden çamur yerine tahtadan can verilmiş Hacı Gepetto?' diye sorunca; Hacı Gepotto gülerek, 'Tahtadan ol ki Cehennem'de yanmanın ne olduğunu dünyadayken öğrenesin!' dedi...
* * *
Guliver: "Cüceler adasındaki yirminci gününde Guliver hala kendi boyutlarında bir seccade bulamamanın rahatsızlığını yaşıyordu... Zaten azgın dalgalarda gark olan gemisinde, Kıble sürekli olarak yön değiştirdiği için, birçok namazı kaçırmıştı..."
Türkiye "efervesan gündemler" ülkesidir.
Unutmayınız, unutturmayınız. Toplumsal geviş getirme, hem ihtiyaç hem de görevdir!
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|