Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 15 Kasım 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Oğlum uçaktan inmeyince İstanbul'daki her oteli aradım"

Bir yıl önce İstanbul'da kayıplara karışan Japon öğrenci Sotaro Matsukura'nın annesi Mieko Matsukura: "Kısa bir tatil olduğu için oğlumun Türkiye'den beni aramamasını garipsemedim. Ama dönüş günü uçaktan çıkmayınca bir rehber kitap aldım, gidebileceği otelleri tek tek aradım"

MELİS ALPHAN

Mieko Matsukura ve oğlu Sotaro'nun yakın arkadaşı Akira Ogawa ile Aksaray'daki Royal Hotel'de buluştuk. Lobiden geçip Sotaro'nun bir yıl önce iki geceliğine konakladığı odaya ilerledik. Koridordan yürüyüp odaya girerken tüylerim diken diken oldu. Oysa Japonya'da mimarlık yapan şık giyimli anne Mieko son derece soğukkanlıydı. Zaten bu odaya ilk girişi de değildi, önceki gün de buradaydı.
Bir ara pencerenin önünde durup bir süre önce belki oğlunun da baktığı manzarayı seyretti. Arada yüzüne düşen kırmızı perçemini eliyle itmek dışında pek bir el hareketi yapmadan konuştu. Gözleri oğlunu anlatırken buğulansa da hiç ağlamadı. Bazen sorulara yanıt verirken oğlunun arkadaşı Akira ile bakışıp gülüştüler. Belli ki bunu sıkça yaşıyorlar.
Tokyo'da yaşayan ve Seijou Üniversitesi iktisat bölümünde dördüncü sınıf öğrencisi olan 24 yaşındaki Sotaro Matsukura 30 Ekim 2005'te dokuz günlük bir tatile geldiği Türkiye'de kayıplara karıştı. Tüm aramalara rağmen bulunamadı.
Mieko Matsukura oğlunun kayboluşunun üzerinden ancak bir yıl geçtikten sonra kendinde İstanbul'a gelme gücünü buldu.

"Oğlumla beraber Türkiye-Japonya maçına gitmiştik"


Oğlunuz kaybolalı bir yıl oldu. Neden buraya geldiniz?
Bir yıl içerisinde yapılan araştırmalar hakkında bilgi almak ve yapabileceğim herhangi bir şey varsa yapmak için geldim.

Peki Türkiye'ye gelmek için neden bir yıl beklediniz?
Tabii birkaç kez İstanbul'u ziyaret etmeyi düşündüm. Tokyo'dan İstanbul'a 12 saatlik bir uçuş mesafesi vardı ve istediğim zaman gelebilirdim. Ama oğlum Sotaro ile beraber Japonya'ya dönememe düşüncesi beni korkutuyordu. Kendimi uçuruma atılmış gibi ümitsiz hissedecek ve buna dayanamayıp perişan olacaktım. Kaygı ve şaşkınlık beni hasta etti. Toparlanmam vakit aldı. Oğlumun İstanbul'da kaybolmasının üzerinden bir yıl geçtiği için nispeten kendimi toparlayarak geldim.

"Türkiye hakkında iyi şeyler düşünüyorum"

Hâlâ bir ümidiniz var mı?
Ümidimi hiç kaybetmedim. Şu anda da herhangi bir yerden çıkıp geleceğini düşünüyorum.

Zaman geçtikçe bu iş tahammül edilmez bir hal almadı mı? Giderek ümitsizliğe kapılmıyor musunuz?
Hayır, ümidimi hiç kaybetmeyeceğim. Bütün gün onu düşünüyorum, bazen onu gördüğümü sanıyorum. Evde telefon çaldığında onunla ilgili bir şey olabileceğini düşünüp heyecanlanıyorum.

Her şeye rağmen hayata sıkı sıkı sarılıyorsunuz.
Ümidimi kaybetmediğim için ayakta durabiliyorum. Metanetimi kaybetmiyorum. Birçok kişi araştırma yaptı. Bir ağ oluştu. Onlar da ümitlerini kaybetmediler ve ben de yetkililere güveniyorum.

Oğlunuz tatil için neden Türkiye'yi seçmişti? Kafasında nasıl bir Türkiye imajı vardı?
Tarihe, müziğe ve futbola karşı bir merakı vardı. Dünya Kupası'nda beraber Japonya-Türkiye maçına gitmiştik. Japonya'da arkadaşlarıyla bir müzik grubu kurmuşlardı. Sotaro gitar çalıyordu. Türk müziğiyle ilgiliydi, Türkiye'deki tarihi yerleri görmek istiyordu.

Nasıl bir çocuktu?
Çok hareketli ve sağlıklıydı. Başka kardeşi yok. Çocukluğundan beri futbol oynuyordu. Ortaokul ve lisede tenis de oynadı. Resim ve müzik yapmayı seviyordu.

Ailede müzikle ilgilenen var mı?
Bir enstrüman çalan yok ama herkes iyi birer dinleyici.

Sotaro içedönük müydü?
Biraz içe kapanıktı ama o kadar da sessiz değildi. Her şeyi konuşurduk.

İlk kez mi evden ayrıldı?
Birlikte başka ülkelere gitmiştik. Tek başına ilk kez yurtdışına çıktı.

Türkiye'ye kimin aracılığıyla geldi?
Türkiye'de tanıdığı herhangi biri yoktu. Oteli kendisi ayarlamadı, İngiltere'deki bir turizm acentesi üzerinden Royal Hotel'de yer ayırtmış.

Neden tek başına tatile çıktı?
Oğlum maceracı bir ruha sahipti. İtiraz ettim ama "Ne olursa olsun tek başıma gitmek istiyorum" dedi. Karşı çıkamadım.

Ayrılırken evde herhangi bir tartışma yaşandı mı?
Hayır. Türkiye'ye geleceği için sevinçliydi. Yola çıkmadan önce nereleri görmek istediğini anlattı. Önce İstanbul'a gideceğini, sonra Kapadokya ve İzmir'e geçmek istediğini; ancak Kapadokya soğuk olur diye vazgeçebileceğini söylemişti. Kararını İstanbul'a geldikten sonra verecekti.

İnternetten arkadaş edinip buraya gelmiş olabilir mi?
İnterneti kullanıyordu. Ama böyle bir durum yoktu. Sonradan bilgisayarını açıp e-postalarını kontrol ettim. Türkiye ile bağlantılı bir yazışma bulamadım. Sadece internette Türkiye ile ilgili sitelere girmiş.

Türkiye'ye vardığında sizi aradı mı?
Hayır, geldikten sonra hiç konuşmadık. 9 Kasım'da Japonya'ya dönecekti. Kısa bir tatil olduğu için aramamasını garipsemedim. Dönmeyince bir şeylerin ters gittiğini anladım. Önce uçağın rötar yaptığını düşündüm. Hemen havaalanını aradım. O günkü uçakta olmayınca rezervasyonunu ertesi güne kaydırmış olabileceğini düşündüm. Hemen onu da araştırdım. Sonra bir rehber kitap aldım, önce Royal Hotel olmak üzere oğlumun gidebileceği bütün otelleri aradım. Ve oralarda kalmadığını öğrendim.

"Önce şaşkındım, şimdi endişeleniyorum"

Yanında ne kadar para vardı?
90 bin yen (yaklaşık 800 dolar). Otelde bıraktığı sırt çantasında da 10 bin yen ve 100 dolar bulunmuş. Yani yanına 650 dolara yakın bir para almış.

Yanına başka ne almıştı?
Dijital kamera ve ses kayıt cihazı almıştı. Müzikten dolayı seslere karşı ilgiliydi ve kayıt yapıyordu.

2 Kasım'da otelden çıkış mı yapmış, yoksa dönecek miymiş?
Birkaç gün sonra tekrar dönmek üzere otelden ayrılmış. Bavullarının bir kısmını otelde bırakmış.

Kaybolduğunu ilk anladığınızda ne hissettiniz? Şimdi ne hissediyorsunuz?
Bir şaşkınlık vardı üzerimde. Şimdi ise daha çok endişeleniyorum.

Oğlunuz ne bekleyerek Türkiye'ye geldi? Kalmayı düşünüyor muydu?
Hayır, dokuz günlüğüne turistik amaçlı geldi. Başka bir düşüncesi yoktu.

Tüm bu olanlardan sonra Türkiye'ye karşı görüşleriniz değişti mi?
Türkiye hakkında çok fazla bir bilgim yoktu, o yüzden görüşlerimin değiştiğini söyleyemem. Bana çok kişi yardımcı oldu, o yüzden iyi şeyler düşünüyorum.

Öldüğünü öğrenseniz bir anlamda rahatlar mısınız?
Bu ihtimallerin en kötüsü. İyi sonuç da çıkabilir, kötü de ama daha sonuca yaklaşmadık. Bu ihtimali düşünmüyorum.

"Önce seyahat edecek, sonra hayatta ne yapmak istediğine karar verecekti"

Sotaro Matsukura'nın yakın arkadaşı Akira Ogawa arkadaşını anlattı.

Sotaro nasıl biriydi?
Çok kafası çalışan biriydi. Herkesin es geçtiği ayrıntılara çok dikkat ediyordu. Farklı biriydi. Sadece müzik değil, başka birçok şeyle ilgiliydi. Özellikle de futbol. Sürekli bir aradaydık. Birlikte her şeyi yaptık. Alışverişe de çıktık, ders de çalıştık, müzik de yaptık. Birlikte tenis oynardık.

Sotaro iktisat okuyormuş. Mezun olunca ne yapmayı düşünüyordu?
Türkiye'ye geldiği tarihler zaten bir arayış dönemine denk geliyor. Önce seyahat edecek, sonra ne yapacağına karar verecekti.

Türkiye'den söz ediyor muydu?
Küçüklüğünden beri Avrupa ve ABD'de çeşitli yerlere gitmişti. Artık daha az bilinen yerleri görmek istiyordu. Gerçi o bizden farklı olduğu için tam olarak ne düşünmüş olabileceğini bilemiyorum. Geziyi planlamadan önce Türkiye'yle ilgili konuşmadı hiç ama gitmeye karar verdikten sonra kütüphaneden Türkiye hakkında kitaplar alıyordu.

Sotaro'nun Japonya'da geride bıraktığı bir kız arkadaşı var mıydı?
Hayır, yoktu.


PAZAR
Bir harf hatası için bile köşesinde düzeltme yayımlardı
"Çizerken ben de bazen kahkahalarla gülüyorum"
"Oğlum uçaktan inmeyince İstanbul'daki her oteli aradım"
"Yıllar içinde adım Zihni soyadım da Bar oldu"
Mehmet Öz'ün kızından üniversite öğrencileri için beslenme önerileri
35 yaşın üzerindeki erkekler bunları giymesin!
Neden bizim köpeklerimiz de otobüse binmesin?
Fatih Sultan Mehmet Paris'te
'Lost' oyuncuları gerçekten ıssız bir adaya düşerlerse...
Arizona manzaralı caz
Haritada güçlü gezegen
İtalya'da beyaz trüf avı
Tanıdığım Bülent Ecevit
Dabılyu dabılyu dabılyu nokta korkuyorum anne
Atatürk'ün izinde
Eb-Ül-İz, Leonardo'nun ustası mı?
Türk şarabını bu kez doğa vurdu





R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet