|
 |
|
|
Kriz sözcüğü!
Ben artık kriz sözcüğünü sevmiyorum. Çok sevimsiz bir sözcük. Bizim memlekette özellikle felaket tellallarının ya da selden kütük kapmaya meraklı olanların ağzından hiç düşmez bu kriz lafı.
Kriz aşağı kriz yukarı!
Kötü bir alışkanlık.
Belki de çok kriz yaşadığımız için öyle... Ne yazık ki siyaset ve ekonomiyi bir türlü istikrarlı bir raya oturtamadığımız için, oyunu kuralına göre oynamayı bir türlü tam öğrenemediğimiz için sık sık duvara tosladık.
Yeterince ders almadık mı?
Aldığımız söylenebilir.
Neyin, nereden, nasıl geleceğini bilmiyor değiliz. Siyasal krizlerin nasıl çıkabileceğini, ekonomide denizin hangi koşullarda biteceğini artık öğrenmeye başladık.
Ama yine de kriz korkusu yakamızı bırakmıyor.
Sözgelimi, cumhurbaşkanlığı konusunu kriz kaynağı olmaktan çıkarmak için Tayyip Erdoğan Çankaya'ya çıksın mı, çıkmasın mı? Bu soru politika kulisinde kriz senaryoları üretilen konuların en başında geliyor.
Bir konu daha var.
Çok fazla manşetlere çıkmıyor olsa da, özellikle iş dünyasında bir süredir tedirginlik yaratan ve yorumcuların ağzından hiç düşmeyen bu konu ekonomiyle ilgili:
Cari açık!(*)
Son 12 ayda 32 milyar dolara çıkmış durumda, 40'a doğru seyrediyor. Şimdiki kriz korkusu, işte bu açıktan kaynaklanıyor.
Şöyle diyenler var:
"Eğer Türkiye'nin ilişkileri şu sıralar AB ve IMF ile duvara toslarsa, ikisinden biriyle büyük bir 'tren kazası' yaşanırsa, bu cari açık yüzünden ekonomide krize davetiye çıkmış olmaz, kriz bir anda tetiklenir."
AB ile tren kazası olur mu?
Pek öyle ihtimal verilmiyor.
Peki ya IMF ile?..
Örneğin Uluslararası Para Fonu, gelecek ay ortasında Türkiye'yle ilişkilerin kötü gittiğini açıklayabilir mi?..
Böyle bir soru işaretinin çengelini zihinlere asıyor olmasının bazı nedenleri var. IMF, bizim bütçedeki gidişi iyi görmüyor. Bu yılki açık 3 milyar YTL civarında. 2007'de 20 milyar YTL'ye çıkabilecek.
Yani hesap kitap tutmuyor!
IMF bu yüzden yeni gelir kaynakları bulunmasını istiyor ve her zamanki gibi IMF'liğini yapıp zam talep ediyor KİT ürünlerine.
2007 yılı bütçesine 35 milyar YTL'lik fatura bindirecek olan Sosyal Güvenlik'te, Rekabet Kurulu'nun işleyişinde reform diye bastırıyor. 'İstihdam maliyeti'nin düşürülmesini istiyor.
Kısacası:
Devlet hazinesinin iki yakasını bir araya getirebilmek için devlet bütçesinde esneklik önlemlerinin bir an önce alınmasından yana IMF...
Peki hükümet ne yapıyor?
IMF'nin bu istekleri karşısında AKP hükümetinin şimdilik mırın kırın ettiği dikkati çekiyor. Açıkça söylenmese de hükümetin gerekçesi malum:
2007'nin seçimleri...
Sır değil, gelecek yılın seçimleri mazeret olarak yalnız IMF'ye değil, AB'ye de gösteriliyor. Seçim öncesinde gerek Kıbrıs'ta gerekse ekonomide yapılacakların sınırları olduğu belirtiliyor kapalı kapıların arkasında...
Kısacası:
Hükümette oyun böyle kurulmuş durumda.
Orta yol bulunabilir mi?
AKP kurmayları, anlaşılan, hem IMF hem AB ile böyle bir orta yolun bulunabileceği görüşünü taşıyorlar.
Ama zemin çok kaygan!
Ya ayaklar kayarsa...
———————————
* Ercan Kumcu'nun ekonomide cari açık ve yapısal reformlarla ilgili olarak son günlerdeki yazılarında yer alan ilginç uyarılar dikkat çekici...
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|
|

|