Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 15 Kasım 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
ABD yeni strateji arayışında


DAHA düne kadar "şer ekseni" veya "haydut devletler" listesindeydiler... Şimdi ise işbirliği yapılabilecek ülkeler sayılıyor.
Dünkü "The Independent"ın manşeti bu "müthiş" değişikliği şöyle ifade ediyordu: "İşte Ortadoğu'daki yeni dostlarımız: 2002'nin şer ekseni mensupları, 2006'da barış simsarı oldu"...
Sözü edilen iki ülke, İran ve Suriye...
İkisi de birdenbire kıymete bindi!
İngiltere Başbakanı Tony Blair önceki akşam yaptığı konuşmada Irak başta olmak üzere Ortadoğu sorunlarının halli için Tahran ve Şam ile temas kurulması gerektiğini söyledi.
İngiliz Dışişleri Bakanı Margaret Beckett de, bu iki ülkeyi "sorunun değil, çözümün parçası" olmaya çağırdı.
ABD'de ise Irak Çalışma Grubu'nun iki eşbaşkanı, James Baker ile Lee Hamilton, Başkan Bush ile yaptıkları toplantıda Irak stratejisinde değişiklik yapılmasını ve bu arada Suriye ve İran'ın da desteğinin sağlanmasını önerdiler. Seçimden sonra birçok önde gelen Demokrat temsilci ve senatör de bu doğrultuda demeçler veriyorlar.

Barış için destek
Irak'ta her gün daha da kötüleşen durum karşısında, Bush yönetiminin bu konuda son üç yılın en çaresiz -ve de kararsız- haline düştüğü belli.
En yakın dostu Blair'in söyledikleri, İngiltere'nin de artık yeni bir strateji arayışına girdiğini ortaya koyuyor. Bu stratejide, İran ve Suriye gibi eski düşmanlara, şimdi "barış simsarları" olarak yer verilmesi önemli bir değişiklik.
İlk bakışta bu, Londra ile Washington'un Irak ve Ortadoğu politikalarında birbirinden farklı düşünmeye başladığı izlenimini veriyor. Böyle bir çatlak, herhalde Bush'u ABD içinde kendini hissettirmeye başlayan baskılar kadar düşündürecektir.
ABD'nin Irak stratejisinin, Blair'in veya Demokratların önerdiği doğrultuda -hele İran ve Suriye'nin de devreye sokulması noktasında- çok kısa zamanda değişmesi beklenemez tabii. Ancak bu trendin önümüzdeki yılın başlarından itibaren (özellikle Baker-Hamilton grubunun raporunu Beyaz Saray'a teslim etmesinden sonra) böyle bir strateji değişikliğine yol açması sürpriz olmayacaktır.
Tabii, İran ve Suriye'yi muhatap olarak alıp onlardan Irak konusunda destek istemek hiç de kolay bir iş değil. Amerikalılar şimdiden bunun nasıl gerçekleştirilebileceği üzerinde fikir egzersizleri yapıyorlar. Örneğin bu fikirlerden biri, Türkiye'nin de içinde olacağı bir "yakın komşular" veya "geniş Ortadoğu" konferansının düzenlenmesidir.

Diyalog için pazarlık
Bu aşamada dahi, İran ve Suriye yöneticileri, İngilizlerin, Amerikalıların ve tabii diğer Batılıların kendilerini Irak'ta barışın kurulması için devreye sokmak istemelerinden son derece mutlular. Bu tabii Tahran ve Şam'a karşı taraftan birtakım tavizler koparma imkânını veriyor.
Diğer bir deyişle, ABD ile İran ve Suriye arasında diyaloğun kurulması dahi sadece Irak değil, diğer bölgesel sorunların da ele alınacağı ciddi bir pazarlığa tabi olacaktır. İran elbet nükleer programı üzerindeki dış baskıların ve yaptırım tehditlerinin son bulmasını şart koşacaktır. Suriye ise İsrail'in Golan'ı iade etmesini, ABD'nin uyguladığı izolasyonu kaldırmasını isteyecektir.
Irak sorununun halledilmesinde bu iki ülkenin katkılarına gelince, gerçekten Irak'taki iç savaşın sona erdirilmesinde Tahran ve Şam ne kadar etkili olabilirler? Ne var ki, onların katkısı olmadan işi halletmek daha zor. Batı'nın şimdi duyduğu bu ihtiyaç, içine düştüğü çaresizliği de gösteriyor.

skohen@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Yine Anadolu atılımı
CENEVİZLİ tüccarlar 13. yüzyılda Trabzon lima...
Çetin ALTAN
Tiyatro üstüne bir 'şiirsel anlatım' oyunu
Bir yanda ağzı köpürmüş politik ihtirasların ...
Melih AŞIK
Vakıfların yarını...
Ne yazık ki ülkenin kaderini etkileyecek, gel...
Fikret BİLA
Baykal: Cumhuriyet koalisyonu kurmaya çalışıyoruz
Bülent Ecevit'in cenaze töreninin her kesimde...
Hasan CEMAL
Kriz sözcüğü!
Ben artık kriz sözcüğünü sevmiyorum. Çok sevi...
Güneri CIVAOĞLU
O iki kelime
Sahnede "yansı" denen dev ekranda "şimdi s..t...
Abbas GÜÇLÜ
Şûrada erken katsayı şoku!
17. Milli Eğitim Şûrası'nda, perşembe günü be...
Hurşit GÜNEŞ
Konut sektörünün geleceği çırpıntılı
Dünkü yazımızda konut piyasasını değerlendirm...
Nail GÜRELİ
Erdoğan'ın dağarcığı ve gıcığı
ABD Başkanı'nın adı G.W. Bush biçiminde yazıl...
Sami KOHEN
ABD yeni strateji arayışında
DAHA düne kadar "şer ekseni" veya "haydut dev...
Metin MÜNİR
Kendi kuyruğunu yiyen yılan
Merak ettiğim ama muhtemelen hiçbir zaman öğr...
Hasan PULUR
Bir büyük laik...
BAŞBAKAN'A kızmak değil, onu anlayışla karşıl...
Meral TAMER
Şimdi sıra AKP iktidarının yolsuzluklarında
Günümüz gazeteciliğinde, türüne giderek daha ...
Ece TEMELKURAN
İttifaklar ve 'öteki' ittifaklar
Bize hep öyle öğretmediler mi? İlkokuldan ber...
Osman ULAGAY
2007 için 'yumuşak iniş' duası
Ekonomideki olası gelişmeleri köşelerinde değ...
Güngör URAS
Bizim orta sınıf kendini hatırlatamazsa yok olup gidecek
Orta sınıf her ülkede nüfusun en geniş bölümü...
M. Ali BİRAND
Ara verip, soluk alırsak, bu iş biter
Geçen Salı günü Can Dündar'ın, NTV'deki NEDEN...

© 2006 Milliyet