Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 15 Kasım 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bizim orta sınıf kendini hatırlatamazsa yok olup gidecek

NEW YORK

Orta sınıf her ülkede nüfusun en geniş bölümüdür. En fakir kesim ile en varlıklı kesim arasındaki insanlar orta sınıfı oluşturur.
Paranın, üretim kapasitesinin belli ve az sayıda kişi ve kuruluşlar elinde toplanması, paranın ve üretim kapasitesinin en önemli güç haline gelmesi nedeniyle günümüzde siyasete soyunanlar, iktidara gelenler, orta sınıfı unutarak paraya ve üretim kapasitesine sahip üst kesime yöneldi. Onların "koluna girdi", onlar için çalışır hale geldi.
Türkiye'de 1950'lerde Demokrat Parti orta sınıfla diyalog kurduğu için başarılı oldu. 1980'li yılların ortasında Turgut Özal orta sınıf ile diyalog kurduğu için kısa sürede iktidar oldu.
Demokrat Parti de, Turgut Özal'ın ANAP'ı da orta sınıfı unutunca silinip gitti.
Rahmetli Ecevit ve Baykal yönetimindeki CHP bile orta sınıfla ilgilenmedi. Kurucularının ve üyelerinin tamamı orta sınıf üyesi olmasına rağmen AKP orta sınıf partisi olamadı. Parayı ve üretim kapasitesini elinde tutan üst grubun partisi haline geldi.

Orta sınıf unutuldu
Bizim orta sınıf kendini hatırlatamazsa, sorunlarını politikacılar ve iktidarlar fark edemeyecek. Öğrenemeyecek. Ve de orta sınıf yok olup gidecek...
ABD'de son yapılan seçimlerde Demokrat Parti'nin 12 yıl aradan sonra Kongre ve Senato'da çoğunluğu sağlamasının tek nedeni orta sınıfı hatırlaması, orta sınıfın sorunlarının çözümüne dönük politikaları gündeme getirmesi oldu.
ABD'de Clinton, başkan seçilirken seçim propagandasını "orta sınıfın sorunlarının çözümü" üzerine kurmuştu. Ama iktidar döneminde orta sınıfın en önemli sorunu olan sağlık hizmetleri konusunda başarılı olamadı. Bush ise başkan seçilirken seçim propagandasını "vergi indirimi" üzerine kurdu. İktidara gelince, üst gelir grubunun vergilerini indirdi. Orta sınıfa hizmet götürmeyi önemsemedi.
İktidarlar işlerin iyi gidip gitmediğinin ölçüsü olarak şimdilerde para hareketlerine, mal hareketlerine, borsaya, bankalara, yabancı sermaye yatırımlarına bakıyor.

İktidarlar güçlüye yanaşıyor
Başkan Bush ve Cumhuriyetçi Parti iktidarında ABD'de, parası olanlar, şirketler, borsada oynayanlar, bankalar, petrol şirketleri, silah tacirleri çok para kazandı. Otomotiv sektörü ve gayrimenkul sektörü iyi para getirdi. Bu şirketlerin tepe yöneticileri iyi para kazandı. Başkan Bush para kazananların vergilerini düşürdü.
Vergiler düşünce bütçe açığı büyüdü. Bütçe açığı büyüyünce orta sınıf için bütçeden hizmet ödemelerine (sağlığa, eğitime sosyal güvenliğe) ayrılacak para azaldı.
Demokratlar bu politikanın orta sınıfı nasıl ezdiğini görerek, orta sınıfa dayalı politikalar geliştirerek oy topladı.
Türkiye'de de benzer durum var. Önceki hükümetler gibi bu hükümetin gündeminde de yabancı sermaye, borsa, döviz, faiz var. Şirketlerin, bankaların kârlılıklarındaki artış, borsanın ve faizin getirisinin artması başarı olarak değerlendiriliyor. Bütçeden faize ayrılan para ile bütçede faiz dışı fazla hedefini tutturma arayışı, halka hizmet imkânını yok ediyor. Orta sınıfın durumuyla ilgilenen yok.
Bakalım bu çelişkiyi Türkiye'de hangi parti fark edecek? Hangi parti, ABD'de olan bitenden ders alarak, orta sınıfa yönelik politikalar geliştirecek?

guras@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Yine Anadolu atılımı
CENEVİZLİ tüccarlar 13. yüzyılda Trabzon lima...
Çetin ALTAN
Tiyatro üstüne bir 'şiirsel anlatım' oyunu
Bir yanda ağzı köpürmüş politik ihtirasların ...
Melih AŞIK
Vakıfların yarını...
Ne yazık ki ülkenin kaderini etkileyecek, gel...
Fikret BİLA
Baykal: Cumhuriyet koalisyonu kurmaya çalışıyoruz
Bülent Ecevit'in cenaze töreninin her kesimde...
Hasan CEMAL
Kriz sözcüğü!
Ben artık kriz sözcüğünü sevmiyorum. Çok sevi...
Güneri CIVAOĞLU
O iki kelime
Sahnede "yansı" denen dev ekranda "şimdi s..t...
Abbas GÜÇLÜ
Şûrada erken katsayı şoku!
17. Milli Eğitim Şûrası'nda, perşembe günü be...
Hurşit GÜNEŞ
Konut sektörünün geleceği çırpıntılı
Dünkü yazımızda konut piyasasını değerlendirm...
Nail GÜRELİ
Erdoğan'ın dağarcığı ve gıcığı
ABD Başkanı'nın adı G.W. Bush biçiminde yazıl...
Sami KOHEN
ABD yeni strateji arayışında
DAHA düne kadar "şer ekseni" veya "haydut dev...
Metin MÜNİR
Kendi kuyruğunu yiyen yılan
Merak ettiğim ama muhtemelen hiçbir zaman öğr...
Hasan PULUR
Bir büyük laik...
BAŞBAKAN'A kızmak değil, onu anlayışla karşıl...
Meral TAMER
Şimdi sıra AKP iktidarının yolsuzluklarında
Günümüz gazeteciliğinde, türüne giderek daha ...
Ece TEMELKURAN
İttifaklar ve 'öteki' ittifaklar
Bize hep öyle öğretmediler mi? İlkokuldan ber...
Osman ULAGAY
2007 için 'yumuşak iniş' duası
Ekonomideki olası gelişmeleri köşelerinde değ...
Güngör URAS
Bizim orta sınıf kendini hatırlatamazsa yok olup gidecek
Orta sınıf her ülkede nüfusun en geniş bölümü...
M. Ali BİRAND
Ara verip, soluk alırsak, bu iş biter
Geçen Salı günü Can Dündar'ın, NTV'deki NEDEN...

© 2006 Milliyet