|
 |
|
|
Moratti, Yeni Delhi ve Arda
Haber şöyle:
Hem de Bergamo'dan...
...Maçı izleyen menajerler, genç futbolcuya hayran kaldı ve Arda'yla ilgili özel not tuttu...
...Inter Başkanı Moratti ve Milan İkinci Başkanı Galliani'nin de Arda'yı, beğeniyle izledikleri öğrenildi...
Nasıl öğrenildiyse...
Ve...
Bu haber için Bergamo'da olmaya gerek var mı?
Yok.
İstanbul'dan da sallarsın...
Karını, çocuğunu alıp Yeni Delhi'ye tatile gider, oradan da sallarsın.
Ne menajerlerin kim olduğu belli, ne de ne not tuttukları...
Menajerler her maçı izler veya izlettirir, her futbolcu için de özel not tutarlar, işleri bu.
Bergamo'da en özel notları tutan da haberi yazan.
Hem atıyor, hem tutuyor.
Ve...
Tesadüfen gittiği bir benzinciden, benzin alırken, ilk defa gördüğü pompacının kulağına üflediği akrabasını bile transfer eden, dünyanın en çok alan ve en çok yok eden başkanı Moratti, inşallah beğenmemiştir.
Hayatı kurtulur Arda'nın.
* * *
Bir arkadaşımız da "Arda büyüledi" demiş.
Kimi?
Onu herhalde.
Daha önce, hemen hemen oynadığı her maçta beni büyüleyen Arda, bu maçta hiç ama hiç, büyülemedi.
Yazan büyülenmiş ya da Arda büyü yapmış ona.
Ve...
Arda'nın ihtiyacı yok böyle şişirilmeye.
Ve...
Emre'ye de böyle yaptılar, olması gerekenin yarısı kadar bile olamadı.
Ve...
Arda büyüleyecek ileride herkesi, en az Messi kadar büyüleyecek.
Rahat bırakırlarsa.
Hepsi bu.
Fatih Terim'le bağlayalım...
Milan'a arka arkaya yenilmemesi, son maçında yenmesi, ona Floransa'nın kapısını açmıştı. Floransa'da Milan'ı 4-0 yenmesi de Milano'nun kapısını.
Bergamo'da oynattığı da İtalya'nın kapısını yeniden açtı.
Üstelik...
Rakiplerini oynatmayarak, oynayan İtalyanlar'ı oynatmayarak ve oynayarak açtı bu kapıyı Terim.
Hem de onu gönderen Galliani'nin gözü önünde...
Onun Arda'yla ilgili değil, Terim'le ilgili düşüncesini, keşke öğrenebilseydik.
Ve...
Tabi bence.
Futbol siyasete niye karışıyor?
(Ocak 2005, Milliyet'deki Köyün Delisi'nden)
Ne diyorlar?
Futbol özerkmiş, siyaset ona karışmamalıymış.
Doğru, bence de özerk futbola siyaset karışmamalı.
Ama...
Futbol özerk mi?
Hayır.
Ve...
Yılın 364 günü futbolu siyasete karıştıranlar o bir gün (kongre günü) siyasetin futbola karışmasını istemiyorlar.
Ve...
Bunu tartışıyorlar.
Pes valla.
Milletvekilleri, bakanlar, belediyeler, belediye başkanları futbolun her an içinde.
Devletle, hükümetle iş yapanlar futbolun, kulüplerin yönetim kurullarının içinde.
Kulüp başkanları, para mara, arsa marsa, af maf, filan falan diye her an Ankara'da bakanların, başbakanların odalarının içinde.
Sonra o gün gelince.
Siyaset işimize karışmasın.
Yok ya.
Hükümetin Spordan Sorumlu Bakanı, futbol için bir iki laf ettiğinde ilk tavır koyanların çoğu da zırt pırt o bakana futbolu şikayet edenler.
Evet pes valla.
Ve ne biçim iş bu valla.
Ve...
Sanki gri hücrelerimiz yok olmuş gibi, bunları tartışıyoruz.
Tek günlük özerklik havarileri, o tek günde ortaya çıkıp, atıp tutmuyorlar mı...
Bi pes valla daha.
Sanki yıllardır Oslo'da Moslo'da sürgündeler.
Sanki Kopenhag'tan Mopenhag'tan kongre günü döndüler.
Evet, siyaset bence de özerk futbola karışmamalı, ama futbol özerkse eğer.
Eğer özerksek ve özerklik buysa da, özerkliğin tarifini yeniden yapmalıyız.
* * *
Bu ülkede benim bildiğim her başbakan futbola karıştı.
Ya da...
Öyle veya böyle bir şekilde karıştırıldı.
En azından karışmış gibi gösterildi.
Atatürk bile karıştırıldı.
Hâlâ da karıştırılıyor.
Yok Fenerliymiş de, yok Galatasaraylıymış da...
Her başları sıkıştığında, Ankara'ya avuç açacaksın, Başbakan'dan medet umacaksın...
Ankara karışınca da.
Başbakan karışınca da isyan edeceksin.
Tayyip bey eski futbolcu.
Federasyon başkanlarının Milli Takım antrenmanlarında penaltı attığı, 11 yaptığı bir ülkede, Tayyip bey sahaya inip, şu frikiği şuraya buraya atın, şu çalımı şöyle böyle atın diye karışmıyorsa...
Ona teşekkür etmek bile lazım.
Bu kadar karıştığı için.
Fazla karışmadığı için.
Ve...
Tabi bence.
Ne yer ne yedirir
Şu İtalya'nın ortası ve güneyi, ikinci evim gibi.
Kuzey'le aram iyi değil, orası zaten İtalya değil.
İtalya Milli Takımı'yla da aram taaa o zamanlardan beri iyi değil, bunda o dünlerde hep kuzey takımlarının oyuncularından kurulu olmasının da rolü var her halde.
Talebeyken, evimin kirası kadar parayı karaborsa bilete verip, hastası olduğum Brezilya ve Arjantin'le oynadığı her maça giderdim...
Onların yıldızlarını bile oynatmazlardı.
Seneler önce gıcık kaptım İtalyan Milli Takımı'na.
Diyeceksiniz ki Dünya Şampiyonu onlar.
Bana ne!
Dünya düşünsün.
Lippi ile değişim gösteren İtalya, Donadoni'yle, yine eski sıkıcı günlerine dönüyor sanki.
Çin'de Finli'ye, Fin'de Hintli'ye, Hint'de Çinli'ye makarna pilav yedirten İtalya, Katanaccio'sunu mu yediremeyecek dünyaya?
Yedirdi tabi.
Futbolun ayvayı ilk yiyişi de böyle oldu.
Bizim kendi liglerimizde oynamayan futbolculardan kurulu takımımıza karşı bile, planları oynatmamak üzerine kuruluydu.
Pes!
Ve...
Tabi bence.
bilgingokberk@mail.com
|
|
|

|