Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 17 Kasım 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Şişirdiler patladı!

Beşiktaş hâlâ takım olamadı. Çünkü Fransız hoca taşları yerli yerine oturtamıyor. Maç sonunda yapılan sevgi gösterilerine de aldanmasın. Bu turu geçemeseydi, görürdüm ben o 'Seni seviyoruz Tigana' pankartı açanları..." (Turgay Demir - Pas Fotomaç, 29 Eylül 2006)
Dante, İlahi Komedya'sında cehennemi tasvir ederken onu dokuz kata ayırır. Katlardan biri de bölenlere tahsis edilmiştir. Baş aşağı toprağa gömülmüş bu günahkârların ayaklarının ucuna beyaz bayrak dikilmiştir. Artık siz hesaplayın fitneye fesada ne denli isyan etmiş adamcağız.
Bugünlerde gazete sayfalarında tribünlerin nasıl bölündüğü yazılıp çiziliyor. Önce Fenerbahçe taraftarlarının arasındaki gerilimden bahsediliyordu ki; Aziz Başkan duruma el koydu da(!) ortalık duruldu. Fakat; fay hatları misali, sıkışan enerji başka yerde patlak verdi. Hafta sonu Beşiktaş, Sivasspor'a yenilince bu kez bambaşka sebeplerle Beşiktaş tribünleri birbirine girdi.
Hal böyle olunca, bol tartışmalı futbol programlarımıza da hayli malzeme çıktı. Hem de görüntülerle beslenmişinden... Malum, üç dakikalık maç görüntülerine tenezzül etmeyen programcılarımız, taş atıp kolları yorulmadığı için dillerinden bal damlayarak, anlat ha anlat sabahlıyorlar.
Sonuç mu? Sonucu öyle tek kalemde anlatmak pek mümkün değil. Ancak bildiğim bir şey var ki, bir çok aklıselim futbol izleyicisi kafayı yemek üzere. Azınlıkta olduklarından mı, reyting cihazına bağlı yaşamadıklarından mıdır bilinmez, kimse de onları umursamıyor.

En büyük basın!
Kendilerine kulüplerde kallavi mevki edinmek isteyenlerden tutun, egolarını tatmin etmek için yüksek perdeden konuşan, hatta hızını alamayıp kavga eden güzide yorumcular; geçen 13 haftada (insaflı olayım secerelerini dökmeyeyim) kimleri atmadılar ki taraftarların önüne...
Runje'nin kaleci bile olamadığını bu zamana kadar kimse anlamamıştı, burada anlaşıldı. Deivid futbolcu bile değildi, Zico zaten futbolu bilmiyordu. Hepsi Türkiye'ye geldi de foyaları meydana çıktı. Made in Turkey, Top Class ligimiz turnusol kağıdı gibi çıkarıveriyor her şeyi ortaya.
Turgay Demir köşesinde "Bu turu geçemeseydi, görürdüm ben o 'Seni seviyoruz Tigana' pankartı açanları..." diye yazmış. Buyrun görüldü. Takım yenildi; ama seslerini bile çıkarmadı Tigana'ya destek verenler. Bunun için de suçlandılar aynı stadı paylaştıkları insanlar tarafından.
Çıkan seslere onlarda mı katılmalıydı? Katılsaydı ve kaos büyüseydi ne yazılacak, ne konuşulacaktı? Futbol "terörünün" nasıl korkutucu boyutlara geldiğinden dem vurulmayacak mıydı? Bu bir öngörü değildir. Bu toz duman bir ortamdan medet ummaktır ve dahi ayıptır.
Ben yazılanları deşifre etmekten, sevgili yazarlarımızın çelişkilerini arşivler ışığında açığa çıkarmaktan yoruldum. Ortada bir bölünmüşlük var doğru. Mitoz bölünme değil, siyasi değil, toprak gibi değil; ama bölünüyorlar. Aynı takım taraftarları bile bölünebiliyorlar. Gerçi demokratik bir haktır. Aynı fikirde olmaları da gerekmiyor. Fakat bölünmekten kasıt düşmanlaşmaksa bunda suçu en az olan, tribündekiler ve sahadakilerdir.

Boşverin onları!
Söze, "Birlik ve beraberliğe en fazla ihtiyaç duyduğumuz" diye başlamadan da bir çift laf edebiliriz. Komiktir bölünmenin tanımı çok kolay yapılabilir; ama bu bölünmeyi yaratan etkene "bölücü" dersem birileri kızıp beni dava edebilir. Ne diyeyim o zaman? 'Bölünmeye sebep olan faktörler' diyerek ben de parmağımın ucuyla bundan medet umanları göstereyim.
Futbola gönül verenlere de diyeyim ki: Siz kulak asmayın onlara. Siz sahaya bakın, yeşil çimlere, ter dökenlere. Kızın, sevinin, üzülün; bir taraftar ne yaparsa onu yapın. Acı çekmekten de korkmayın! En büyük acıların ardından gelecek sevinçlerin tadını çıkarın. Zira ondan kıymetlisi var mıdır? Size ne "elalemin" ne konuştuğundan, yazdığından. Gülün geçin!

Zorunlu açıklama: Ferguson iyi hoca!

Elimden geldiğince mail gönderen tüm okurlara yanıt vermeye çalışıyorum.
Geçen hafta bugün yayınlanan "Ferguson da hoca mı" başlıklı yazıya birçok mail geldi. Maillerin bir bölümü, "sen kimsin de Ferguson gibi büyük bir hocayı eleştiriyorsun" diye başlıyordu ve tadından yenmiyordu...
Ben de bu konuda mail gönderen okurlara tek tek yanıt yazmaktansa, buradan yanıt vermeyi uygun gördüm:
Beni yanlış anlayan sevgili okurlar! "Ferguson da hoca mı" adlı yazıyı bizim hiç kimseyi beğenmeyen basınımızı eleştirmek için yazdım, Ferguson Türkiye'de olsaydı başına neler gelebileceğini anlatmak için... Yazıyı bir daha okuma zahmetine katlanırsanız, giriş bölümünde kendi düşüncelerimi yazdığımı da görürsünüz...
Bazı tarih öğretmenlerimiz de yazının sonundaki "Tarih öğretmeni kılıklı bir adamı 'en iyi teknik direktör' ilan etmişler!" cümlesine alınmış! Sebebini bir türlü anlayamadım. "Tarih öğretmeni kılıklı" olmanın neresi kötü biri bana anlatsın! Bilirsiniz bizim yazarlar ve spor "bilirkişileri", hocalarda teknik direktör tipi (o ne demekse) ararlar ve bu tipten yoksun olanların da hocalıklarından şüphe duyarlar. Bkz: Yeniköy kasabı Del Bosque! Ben de Ferguson'un dış görünüşüne baktım, tarih öğretmenine benziyordu ve "Tarih öğretmeni kılıklı bir adamı..." diye başlayan cümleyi kurdum...
Ancak anladım ki eleştiri de olduğu kadar, alınganlıkta da sınır tanımıyoruz... Yanlış anlaşılmamak üzere...

***

Özlü söz 54!
Önce evrim... Sonra devrim.
(Ali Sami Alkış - Star)

Yine ne oldu Abi?
Galatasaray bu kadar disiplinsiz mi Gerets?
(Turgay Şeren - Akşam)

Değilsin elbet!
Ben sana yorumumu beğendirmek zorunda mıyım, Erdoğan?
(Bilgin Gökberk - Stadyum, TRT1)

Basının hakkını yeme!
Fenerbahçe'nin oyun içinde kaderine etki eden nedenler, kulübeden değil, ya Allah'tan geliyor ya da yönetim.
(Gürcan Bilgiç - Santra, ATV)

Sıkı can iyidir!
FUTBOL dünyasının içinde olup dışında konuşmaktan sıkıldım.
(Ziya Şengül - Star)

Delgado'yu tanıyalım 2:
Aldığım duyumlara göre, yaşadığı ortamın örf ve adetlerine uyacak, sorumluluğunu taşıyacak kadar sağlam bir delikanlı. Ama İstanbul nice delikanlının kanına girmiştir. O da ayrı bir mesele...
(Korkut Göze - Hürriyet)

Hey gidi günler hey!
Dün geceki maç bizi yıllar öncesine götürdü. Futbol oynamaya yeni başlamış, kötü ve toprak bir zeminde mücadele ediyorduk. Herkes acemiydi. Çoğumuz kazma, yere düşen beş dakika kalkamazdı.
(Ahmet Çakar - Sabah)

Olabilir aslında!
TARAFTARLIK konusunun ilköğretimde ders olarak verilmesi gerektiğine inanıyorum. Eski Spor bakanlarımızdan Erdoğan Toprak'ın gerçekleştirmek istediği ama hayata geçiremediği bu konunun bir an önce ele alınmasında fayda var. Siz ne dersiniz?
(Ercan Saatçi Hürriyet)


Farkındayız, farkında!
Ya kardeşim bunlar vizyon görüntüsü altında, ilüzyon yapıyor. Farkında değilsiniz!
(Gökmen Özdenak - Telegol, Star)

Çok sevindik!
Basın: Köpeğimin hayatı benden iyi demiştiniz'. Şimdi durumunuz nasıl?
Eric Gerets: Köpeğimin hayatı yine iyi. Sosyete köpeği, çok rahat. Babasının da hayatı düzeliyor, morali düzeliyor.

yakantop@gmail.com




SPOR
Carrusca şaşırttı
Özel derbi mesajı
Fener bombaladı
Doğan patladı
Terim gurur dolu
Sayı kraliçesi Neslihan
'Ligi sallarız'
Fener uyandı: 84-75
Cezaya büyük tepki
İspanya ve Almanya şokta
Saydan aklanmış
Orlando zirveyi sevdi
Haber turu...
Moratti, Yeni Delhi ve Arda
Susmayın konuşun!
Savaşları oyun gibi görenler
Şişirdiler patladı!
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Bilgin GÖKBERK
Moratti, Yeni Delhi ve Arda
Haber şöyle:
Ercan GÜVEN
Susmayın konuşun!
Şöyle bir etrafınıza bakın. Yemek ve tuvalet ...
Uğur MELEKE
Savaşları oyun gibi görenler
Milli Takım'ın tüm oyuncularının Facchetti'ni...
Nilay YILMAZ
Şişirdiler patladı!
Beşiktaş hâlâ takım olamadı. Çünkü Fransız ho...


© 2006 Milliyet