Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 17 Kasım 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Şayet öyle olsaydı, şayet böyle olsaydı... Ve 'Sol'...


Şayet Türkiye de, 500 yıl önce okyanuslara açılan ülkelerden biri olsaydı; şayet Türkiye de, 32 bin köyü ve 20 bin mezrasıyla, köylü ağırlıklı bir ülke olmayı, 200 yıldan bu yana aşmayı başarmış ülkelerden biri olsaydı; şayet Türkiye de, 20 kişiye 1 gazete, 6 kişiye 1 kitap düşen bir ülke olmak yerine; 2 kişiye 1 gazete, 1 kişiye 10 kitap düşen ülkelerden biri olsaydı vs...
***
Halk dilinde bir deyim vardır:
- Şayet halam erkek olsaydı, amcam; şayet teyzem erkek olsaydı, dayım olurdu...
Başka dillerde de, "şayet" sözcüğüne kancalanmış iç çekişlerinin, anlamsız bir yelpazelenmeden ibaret olduğunu fiskeleyen deyimler boldur. Örneğin:
- "Şayet"le Eiffel Kulesi bir şişeye sığardı, gibi...
Karl Marx da:
- Tarihte ne olmuşsa, başka türlü olamadığından ötürü öyle olmuştur, der.
***
Şayet öyle olsaydı, şayet böyle olsaydı...
Günceli yaşarken yapılmış tercihlerin sakatlığıyla; tarihsel bir akış içinde, nelerin ıskalanmış olduğu sonradan çıkar ortaya.
***
Ve sonradan ortaya çıkan sakatlıklarla, sonradan ortaya çıkan "ıskalamış olmaya"; gerek ömürsel, gerek tarihsel ırmağın haritasında, çok daha sonradan kuşbakışı bakıldığında ancak çakılabilir, fark edilememiş seçenek ve olanakların neler olduğu...
İç çekişli bir pişmanlık sivilcelenmesiyle de; "şayet şöyle olsaydı, şayet böyle olsaydı" yelpazesiyle, hafiften tokatlanır hava...
***
Can Dündar'ın NTV'deki programında, yerli politikamızın "sol" kanadında ağırlık kazanma özlemleri çeken politikacılardan bazılarının, yaptıkları açıklamaları izledim.
19. yüzyılın ortalarındaki enerji kaynaklarıyla, üretim teknolojisinin yarattığı "emek gücüne dayalı işçi sınıfı - kapital gücüne dayalı burjuva sınıfı" çatışması; 21. yüzyılda da, yani "uzay çağı"nda da, hiç değişmemiş miydi?
***
Karl Marx'ın yaptığı, "tek değişmeyen şey değişimdir" bilimsel saptaması, yanlış mıydı?
Yoksa değişen enerji kaynakları ve üretim teknolojisiyle de; 19. yüzyılın "ulus-devlet" modeli içindeki eski "sol kanat"ın, pozisyon, söylem ve amaçları da değişiyor muydu?
***
Değişiyorsa; "sağ" kanat değişimi frenlemeye çalışır ve "statüko"dan yana çıkarken; "sol" kanat ne tür bir değişimin öncülüğünde, neyi hedefliyordu?
***
Sanırım Türkiye'de öncelikle "statüko"nun ne olup ne olmadığını berraklaştırmak şart...
Küreselleşen bir değişim içinde; "ulus-devlet" modeline mıhlanmış "politika çatışmaları" ile, "tartışma dışı evrensel bilimsellik"ten hangisi "statüko"nun bir parçası, hangisi "değişim"ciliğin öncüsü?
***
21. yüzyıl "sol"u; ulus-devlet modeline mıhlanmış politikaların tümünü, koltuk ihtirasının zembereklediği hem oportünist, hem demagojik bir "statüko"culuk olarak görüyor ve bilime dayalı evrensel bir şeffaflaşmanın öncülüğünü benimsemeyi mi yeğliyor?
***
Bu tür soruların yanıtları netleştikçe ve Türkiye gibi köylü ağırlıklı bir toplumda kavram kargaşası imbiklerden süzüldükçe; gerek kitle koşullanmaları, gerek bu koşullanmaların nasıl kök saldığı konusunda, çok değişik bir topografya çıkacaktır ortaya...
***
Örneğin yoksul ve adam yerine konmayan ezilmiş bir köylülükle, tepeden kışla emirli bir "laiklik"; saç örgüsü olabilir mi?
Nasıl ki, "aristokrat sınıfının" dışındaki kitleleri etiketleyen "halkçılık" kavramıyla da; sınıfsallığı perdeleyen "milliyetçilik" kavramı, yapışık ikiz kardeşlermiş gibi değerlendirilebilir mi?
***
Yerli politikamızın sol kanadında ağırlık kazanma özlemi çeken politikacılarımız; son 80 yılda resmi araba alım ve bakımlarına harcanmış yüz milyarlarca dolarla, yine son 80 yılda itfaiye örgütüne harcanmış paraları karşılaştırsalar ve "Kemalizm" de dahil, statükoculuğu aşmaya yönelseler...
Politika oportünizmini aşan, bilimselliğe dayalı ilerici bir değişimcilik; yerel gündeme "zorunlu askerlik" konusunu taşımalı mı, taşımamalı mı?
***
Türkiye'de evler kendiliğinden çöküp onca ölüme neden olurken; Japonya'da 8.1'lik bir deprem burnunu bile kanatmıyor kimsenin.
Neden?
Kendini de, değişen enerji kaynakları ve üretim teknolojisiyle birlikte değiştirmek zorunda olan şeffaflık bayraktarı bir "sol", oligarşik "kabuk devlet" yapısı içinde, gönderini yükseltemediği için mi?
Görünen o ki, suyuna tirit bir yığın kurnazlık kokulu safsatanın bedeli, yoğunlaşan kutuplaşmalar ve çalkantılarla ödenecekmiş gibi...

c.altan@prizma.net.tr








Taha AKYOL
1915'te Osmanlı Ermenileri
TÜRKİYE 1915'teki olaylar için "Uluslararası ...
Çetin ALTAN
Şayet öyle olsaydı, şayet böyle olsaydı... Ve 'Sol'...
Şayet Türkiye de, 500 yıl önce okyanuslara aç...
Melih AŞIK
Parlat bakalım
Sabancı Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üye...
Fikret BİLA
Silahlı Kuvvetler Fransa'yla neleri askıya aldı?
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başb...
Hasan CEMAL
Kürtçe konuştum tokat yedim, Türkçe bilmiyordum ki!
Gayet sakin, sükûnet içinde, her noktasını, h...
Güneri CIVAOĞLU
Bush'u doğa da çarpacak
Bush'a başkanlık seçimlerini kaptıran Al Gore...
Abbas GÜÇLÜ
Katsayıda geri adım
17. Milli Eğitim Şûrası'nda, katsayılar konus...
Hurşit GÜNEŞ
3 yıl için öngörülen bütçeler
Bir süre önce muzip bakanımız Kemal Unakıtan ...
Sami KOHEN
Irak'ta "güçsüz" güçler...
TÜRK kamuoyu Irak sorunu denince daha çok Kuz...
Metin MÜNİR
Denizde yüzenlerin hangisi daha ıslak?
Yabancılar bizi uzlaşma kültürüne sahip olmay...
Faik ÖZTRAK
Cari açık büyümenin bedeli mi?
Ülkemizde yüksek cari açığın hızlı büyümenin ...
Hasan PULUR
Yurdumun güzel insanları...
HANİ bazı kitaplar vardır, "Nasıl gidilir, ne...
Erdoğan SAĞLAM
Vergi iadesi kalkmasın kapsamı genişletilsin
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, önceki gün verg...
Derya SAZAK
Papa'nın ziyareti
İtalyan medyası, Papa 16. Benedictus'un Türki...
Meral TAMER
Rahmi Koç'un İtalyanca öğrenme yöntemi!
Türkiye ile İtalya arasındaki diplomatik iliş...
Ece TEMELKURAN
'Soykırım' demezsem yüzümü aynada göremem
Yeryüzünde yürürken öğrendiğim bir şey var: H...
Güngör URAS
TIR'cıların bölünmesi kimseye yarar sağlamıyor
Yurtdışına gidip gelen 45 bin TIR'ımız var. T...
M. Ali BİRAND
Papa ziyareti çok sıkıntılı geçecek
Henüz gündemimize oturmadı, ancak yakın bir s...

© 2006 Milliyet