Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 17 Kasım 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Irak'ta "güçsüz" güçler...


TÜRK kamuoyu Irak sorunu denince daha çok Kuzey Irak'taki durum ve PKK'nın oradaki varlığı üzerinde odaklanma eğiliminde. Bu bir bakıma doğal. Çünkü o bölgede olup bitenler, Türkiye'nin güvenliğiyle ve siyasi duruşuyla doğrudan ilgili.
Ancak Kuzey Irak'taki gelişmelerin seyri, Irak'ın geleceğine bağlı. Ülke genelinde devlet otoritesi, ulusal birlik ve istikrar kurulmadan Kuzey Irak'ta PKK faaliyetinin ve bağımsızlık yönünde bir Kürt oluşumunun önlenmesi ya da kontrol altına alınması çok zor.
Bu bakımdan Irak'taki olaylara sadece Kuzey Irak/PKK açısından bakmamalı, tablonun tümünü dikkate almalı.
Dün Ankara'ya 6 bakanıyla birlikte gelen Irak Başbakanı Nuri Kemal el Maliki ile yapılan görüşmeler, Türk yetkililerine Kuzey Irak kadar ülke genelindeki gelişmeler ve Irak yönetiminin ülkenin geleceğiyle ilgili görüşlerini öğrenme, Türkiye'nin birleşik ve istikrarlı bir Irak için yapabileceği katkıları değerlendirme fırsatını verdi.

Dengeler altüst
Bu ziyaret Irak sorununun çok kritik noktaya geldiği bir zamana rastladı.
Ülke bir iç savaş ve kaos ortamı içinde. Her gün pek çok can alan şiddetin hedefi sadece Amerikan askerleri değil, hatta daha çok Iraklı Şiiler, Sünniler, siviller ve güvenlik güçleri... Önceki gün "kitle halinde insan kaçırma" olayı, hükümetin ve güvenlik güçlerinin ne kadar aciz duruma düştüğünü bir kez daha gösterdi.
Irak'ın bir numaralı sorunu güvenlik. Amerikan veya koalisyon askerleri bunu sağlayamıyor. Yeni oluşturulmakta olan Irak güvenlik gücü başarısız. Hatta militanların ve direnişçilerin bu güçlere sızdığı da biliniyor. ABD'nin Irak'ta yaptığı en vahim hata, işgalden hemen sonra Irak ordusunu ve güvenlik güçlerini (Baas Partisi ile birlikte) dağıtması oldu. Bu, birçok subayın ve parti yöneticisinin direnişçilerin safına geçmesine yol açtı.
Irak'taki çatışmalar, giderek halkın bölünmesi ve cepheleşmesi tehlikesini yaratıyor. Irak'takiler artık kendi etnik veya dinsel kimliklerini (Arap-Kürt, Şii-Sünni gibi) "Iraklılık" bilincinin üstünde sayıyor. Bu durumda Irak'ın tekrar ulusal birliğine ve üniter siyasal yapıya nasıl kavuşacağı büyük bir soru işareti.
Başbakan Maliki'nin başında bulunduğu hükümet, mümkün olduğu kadar bir "ulusal birlik yönetimi" görüntüsünde. Ancak Saddam rejiminin devrilmesinden sonra Sünni-Şii dengelerinin değişmesi sonucunda, henüz devlet kurumlarında yeni güç dengeleri tam oluşmuş değil. Şiddet eylemlerinin bir sebebi de, bu ve mücadele giderek bir iktidar kavgasına dönüşüyor.

Maliki'nin beklentisi
Bağdat'ta, Washington'da olduğu gibi, resmi ağızlar, Irak'ın yeniden yapılanmasında kaydedilen "ilerlemeler" üzerinde durabilirler. (Maliki de bunları kendi kredisine kaydedebilir), ama durumun vahameti ortada... Aynı şekilde ABD'nin çaresizliği de...
Washington'da Demokratların seçim zaferinden sonra, ABD'nin kısa sürede (hatta belirli bir takvimle) çekilmesi lehinde sesler yükseliyor. Buna karşı çıkanlar (bu arada bazı komutanlar) "Çekilirsek, bu büyük bir boşluk yaratır, şiddet artar" diyorlar. Sanki durum o noktada değilmiş gibi...
Ama şu da bir gerçek ki, Irak hükümeti merkezi otoriteyi kuramazsa, Irak güvenlik güçleri duruma hâkim olamazsa, Amerikan askerlerinin hemen çekilmesi, kaosu ve iç savaşı büsbütün kızıştıracaktır. Maliki bu nedenle ABD'nin ve bu arada komşu ülkelerin, Irak güvenlik güçlerinin gerçek bir güç haline gelmesine yardımcı olmalarını istiyor. Ama bu da zaman gerektirir ve ne yazık ki, zaman barış ve huzur yönünde işlemiyor...

skohen@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
1915'te Osmanlı Ermenileri
TÜRKİYE 1915'teki olaylar için "Uluslararası ...
Çetin ALTAN
Şayet öyle olsaydı, şayet böyle olsaydı... Ve 'Sol'...
Şayet Türkiye de, 500 yıl önce okyanuslara aç...
Melih AŞIK
Parlat bakalım
Sabancı Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üye...
Fikret BİLA
Silahlı Kuvvetler Fransa'yla neleri askıya aldı?
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başb...
Hasan CEMAL
Kürtçe konuştum tokat yedim, Türkçe bilmiyordum ki!
Gayet sakin, sükûnet içinde, her noktasını, h...
Güneri CIVAOĞLU
Bush'u doğa da çarpacak
Bush'a başkanlık seçimlerini kaptıran Al Gore...
Abbas GÜÇLÜ
Katsayıda geri adım
17. Milli Eğitim Şûrası'nda, katsayılar konus...
Hurşit GÜNEŞ
3 yıl için öngörülen bütçeler
Bir süre önce muzip bakanımız Kemal Unakıtan ...
Sami KOHEN
Irak'ta "güçsüz" güçler...
TÜRK kamuoyu Irak sorunu denince daha çok Kuz...
Metin MÜNİR
Denizde yüzenlerin hangisi daha ıslak?
Yabancılar bizi uzlaşma kültürüne sahip olmay...
Faik ÖZTRAK
Cari açık büyümenin bedeli mi?
Ülkemizde yüksek cari açığın hızlı büyümenin ...
Hasan PULUR
Yurdumun güzel insanları...
HANİ bazı kitaplar vardır, "Nasıl gidilir, ne...
Erdoğan SAĞLAM
Vergi iadesi kalkmasın kapsamı genişletilsin
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, önceki gün verg...
Derya SAZAK
Papa'nın ziyareti
İtalyan medyası, Papa 16. Benedictus'un Türki...
Meral TAMER
Rahmi Koç'un İtalyanca öğrenme yöntemi!
Türkiye ile İtalya arasındaki diplomatik iliş...
Ece TEMELKURAN
'Soykırım' demezsem yüzümü aynada göremem
Yeryüzünde yürürken öğrendiğim bir şey var: H...
Güngör URAS
TIR'cıların bölünmesi kimseye yarar sağlamıyor
Yurtdışına gidip gelen 45 bin TIR'ımız var. T...
M. Ali BİRAND
Papa ziyareti çok sıkıntılı geçecek
Henüz gündemimize oturmadı, ancak yakın bir s...

© 2006 Milliyet