|
Cari açık büyümenin bedeli mi?
Ülkemizde yüksek cari açığın hızlı büyümenin bir bedeli olduğuna dair kanaat giderek güçleniyor.
Bunun arkasında, AB'ye giren eski merkezi planlı ekonomilerde ne yaşandıysa bizde de o yaşanacak varsayımı var. Oysa onların başlangıç noktası ile bizim başlangıç noktalarımız çok farklı. Onlarda piyasa ekonomisi yoktu, bizde işleyen bir piyasa uzun süredir var.
Onların nüfusu hızla yaşlanıyor, atıl işgücü az; bizim nüfusumuz ise gençleşiyor, işgücümüz bol. Onlarda, özelleştirilmesi ve teknolojik olarak yenilenmesi gereken, tümü devletin olan bir sanayi sektörü vardı, bizde yok.
Bu nedenle onlar hızlı büyümek ve AB'yi yakalamak için yoğun makine kullanarak işgücünün verimliliğini artırmak zorundalar. Bu, büyümenin dış tasarruflara ve ithal makine ve girdiye bağımlılığını artırıyor.
Biz ise gençleşen nüfusun bize tanıdığı fırsat çerçevesinde işgücünü seferber ederek, sanayide yeni üretim kapasiteleri yaratarak, hızla büyümek zorundayız. Bu aynı zamanda ülkemizdeki işsizlik, yoksulluk, dışlanmışlık ve fırsat eşitsizliğini çözerek çağdaşlaşmamız için şart.
Kendi işgücümüz
Yani biz ithal makine başına daha fazla işgücü kullanmak, daha fazla yerli katma değer yaratmak zorundayız.
Cari açığın bugün ulaştığı boyut, kendi işgücümüzü kullanamadığımızın, insanımızı yoksulluktan çekip çıkaramadığımızın bir göstergesi.
Son dönemde yaşanan büyüme ile birlikte hızla artan cari açık ve istihdam yaratamama olgusu, yapısal bir sorun değil. Hükümetin ekonominin kaynak yapısını dikkate almayan yanlış politikalarının bir sonucu.
2003-2006 arasında elverişli küresel sermaye hareketlerinin desteğiyle paramızın değerlenmesine göz yumduk. Kurdaki aşırı değerlenmeyi önleyecek ne bir uluslararası rezerv politikası, ne bir kamu dış borçlanma politikası, ne de mali sistemde makro ekonomik riskleri dikkate alan bir karşılık politikası izlenebildi.
İthalat ucuzladı, kendi emeğimiz pahalandı. Kamu borçlanması kontrol altına alındı ama özel kesimin dış borç kullanımı patladı. Kapasite artıran yatırımlardan çok işgücünü kovan teknoloji yatırımları arttı. Kontrolsüz dış borçlanma, iç talep ve tüketimi patlattı, iç tasarrufları çökertti.
Yanlış politikalar
Yanlış politikalar uluslararası spekülatif sermayeye büyük paralar kazandırdı. Elverişli bir küresel ortamda, iş yaratarak, sosyal adaleti artırarak büyüme fırsatı yitirildi. Yüksek cari açık önemli bir kırılganlık yarattı.
Şimdi küçük ve orta ölçekli sanayi, borçlarını ödeyemiyor. Hükümet beş yıllık iktidarının son yılında bunların borçlarını Anadolu yaklaşımı ile yeniden yapılandırmak zorunda kalıyor. Son iki yılda tarımda çalışan 1,2 milyon kişi işini yitirdi. Çiftçi meydanlarda. Bu durumda hükümet önümüzdeki yılın bütçesinden tarıma yapılacak transferleri artırıyor. Yanlış politikalarla kendi ayakları üzerinde duramaz hale gelen insanlar devlet kapısına dayandı. Tek sağlam kalan denge olan bütçe dengesi de bozulma yolunda.
Bugün kamuoyu yoklamalarında vatandaşların yüzde 70'inden fazlası, en önemli sorun işsizlik ve yoksulluk diyor. Herhalde bu, son dönemde ülkenin nasıl yönetildiğinin en önemli göstergesi. Kim cari açık büyümenin bedelidir diyorsa, bu yönetime haksız prim veriyor.
foztrak@yahoo.com
|
|