Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 17 Kasım 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Cari açık büyümenin bedeli mi?


Ülkemizde yüksek cari açığın hızlı büyümenin bir bedeli olduğuna dair kanaat giderek güçleniyor.
Bunun arkasında, AB'ye giren eski merkezi planlı ekonomilerde ne yaşandıysa bizde de o yaşanacak varsayımı var. Oysa onların başlangıç noktası ile bizim başlangıç noktalarımız çok farklı. Onlarda piyasa ekonomisi yoktu, bizde işleyen bir piyasa uzun süredir var.
Onların nüfusu hızla yaşlanıyor, atıl işgücü az; bizim nüfusumuz ise gençleşiyor, işgücümüz bol. Onlarda, özelleştirilmesi ve teknolojik olarak yenilenmesi gereken, tümü devletin olan bir sanayi sektörü vardı, bizde yok.
Bu nedenle onlar hızlı büyümek ve AB'yi yakalamak için yoğun makine kullanarak işgücünün verimliliğini artırmak zorundalar. Bu, büyümenin dış tasarruflara ve ithal makine ve girdiye bağımlılığını artırıyor.
Biz ise gençleşen nüfusun bize tanıdığı fırsat çerçevesinde işgücünü seferber ederek, sanayide yeni üretim kapasiteleri yaratarak, hızla büyümek zorundayız. Bu aynı zamanda ülkemizdeki işsizlik, yoksulluk, dışlanmışlık ve fırsat eşitsizliğini çözerek çağdaşlaşmamız için şart.

Kendi işgücümüz
Yani biz ithal makine başına daha fazla işgücü kullanmak, daha fazla yerli katma değer yaratmak zorundayız.
Cari açığın bugün ulaştığı boyut, kendi işgücümüzü kullanamadığımızın, insanımızı yoksulluktan çekip çıkaramadığımızın bir göstergesi.
Son dönemde yaşanan büyüme ile birlikte hızla artan cari açık ve istihdam yaratamama olgusu, yapısal bir sorun değil. Hükümetin ekonominin kaynak yapısını dikkate almayan yanlış politikalarının bir sonucu.
2003-2006 arasında elverişli küresel sermaye hareketlerinin desteğiyle paramızın değerlenmesine göz yumduk. Kurdaki aşırı değerlenmeyi önleyecek ne bir uluslararası rezerv politikası, ne bir kamu dış borçlanma politikası, ne de mali sistemde makro ekonomik riskleri dikkate alan bir karşılık politikası izlenebildi.
İthalat ucuzladı, kendi emeğimiz pahalandı. Kamu borçlanması kontrol altına alındı ama özel kesimin dış borç kullanımı patladı. Kapasite artıran yatırımlardan çok işgücünü kovan teknoloji yatırımları arttı. Kontrolsüz dış borçlanma, iç talep ve tüketimi patlattı, iç tasarrufları çökertti.

Yanlış politikalar
Yanlış politikalar uluslararası spekülatif sermayeye büyük paralar kazandırdı. Elverişli bir küresel ortamda, iş yaratarak, sosyal adaleti artırarak büyüme fırsatı yitirildi. Yüksek cari açık önemli bir kırılganlık yarattı.
Şimdi küçük ve orta ölçekli sanayi, borçlarını ödeyemiyor. Hükümet beş yıllık iktidarının son yılında bunların borçlarını Anadolu yaklaşımı ile yeniden yapılandırmak zorunda kalıyor. Son iki yılda tarımda çalışan 1,2 milyon kişi işini yitirdi. Çiftçi meydanlarda. Bu durumda hükümet önümüzdeki yılın bütçesinden tarıma yapılacak transferleri artırıyor. Yanlış politikalarla kendi ayakları üzerinde duramaz hale gelen insanlar devlet kapısına dayandı. Tek sağlam kalan denge olan bütçe dengesi de bozulma yolunda.
Bugün kamuoyu yoklamalarında vatandaşların yüzde 70'inden fazlası, en önemli sorun işsizlik ve yoksulluk diyor. Herhalde bu, son dönemde ülkenin nasıl yönetildiğinin en önemli göstergesi. Kim cari açık büyümenin bedelidir diyorsa, bu yönetime haksız prim veriyor.

foztrak@yahoo.com








Taha AKYOL
1915'te Osmanlı Ermenileri
TÜRKİYE 1915'teki olaylar için "Uluslararası ...
Çetin ALTAN
Şayet öyle olsaydı, şayet böyle olsaydı... Ve 'Sol'...
Şayet Türkiye de, 500 yıl önce okyanuslara aç...
Melih AŞIK
Parlat bakalım
Sabancı Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üye...
Fikret BİLA
Silahlı Kuvvetler Fransa'yla neleri askıya aldı?
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başb...
Hasan CEMAL
Kürtçe konuştum tokat yedim, Türkçe bilmiyordum ki!
Gayet sakin, sükûnet içinde, her noktasını, h...
Güneri CIVAOĞLU
Bush'u doğa da çarpacak
Bush'a başkanlık seçimlerini kaptıran Al Gore...
Abbas GÜÇLÜ
Katsayıda geri adım
17. Milli Eğitim Şûrası'nda, katsayılar konus...
Hurşit GÜNEŞ
3 yıl için öngörülen bütçeler
Bir süre önce muzip bakanımız Kemal Unakıtan ...
Sami KOHEN
Irak'ta "güçsüz" güçler...
TÜRK kamuoyu Irak sorunu denince daha çok Kuz...
Metin MÜNİR
Denizde yüzenlerin hangisi daha ıslak?
Yabancılar bizi uzlaşma kültürüne sahip olmay...
Faik ÖZTRAK
Cari açık büyümenin bedeli mi?
Ülkemizde yüksek cari açığın hızlı büyümenin ...
Hasan PULUR
Yurdumun güzel insanları...
HANİ bazı kitaplar vardır, "Nasıl gidilir, ne...
Erdoğan SAĞLAM
Vergi iadesi kalkmasın kapsamı genişletilsin
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, önceki gün verg...
Derya SAZAK
Papa'nın ziyareti
İtalyan medyası, Papa 16. Benedictus'un Türki...
Meral TAMER
Rahmi Koç'un İtalyanca öğrenme yöntemi!
Türkiye ile İtalya arasındaki diplomatik iliş...
Ece TEMELKURAN
'Soykırım' demezsem yüzümü aynada göremem
Yeryüzünde yürürken öğrendiğim bir şey var: H...
Güngör URAS
TIR'cıların bölünmesi kimseye yarar sağlamıyor
Yurtdışına gidip gelen 45 bin TIR'ımız var. T...
M. Ali BİRAND
Papa ziyareti çok sıkıntılı geçecek
Henüz gündemimize oturmadı, ancak yakın bir s...

© 2006 Milliyet