Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 19 Kasım 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Başa gelebileceği akla getirmek...

Kutuplaştık mı? Öyle olmalı. Eskiden aklımıza gelmeyenler geliyor artık aklımıza. Kutuplaştırıldık


tubakyol@yahoo.com
Üsküdar Belediyesi'nin başkan yardımcılarından biri benim eski arkadaşım. Daha 18 bile değilken, ve daha sonra 18'ken, 19'ken, 20'lerde, yaz akşamları hep birlikte bizim sahile iner, banklarda içki içerdik.
Yoksa o içmiyor muydu?
Hatırlamıyorum ki.
İçen içerdi, içmeyen içmezdi.
Herkesin paşa gönlü bilirdi.
Kalabalıktık sonuçta.
Kim içiyor, kim içmiyor diye bakmak, birbirimizi "içki içiyor-içmiyor" diye ayırmak aklımıza bile gelmezdi.
O günler böyle bir şeye dikkat edilecek günler değildi.

İktidarın "adamı" ile gazeteci
Böyle şeylere dikkat etmenin yaygınlaşmaya başladığı günlerde, yani bu yaz, bir cenazede karşılaştık.
O akşam, bu kez sahildeki banklarda değil ama bizim balkonda toplaştık.
"Acı kaybımız" hacca da gitmiş, "cuma"ları hiç kaçırmayan bir amcamızdı. Kızı "İçelim" dedi, "babamın şerefine."
Babasını çok severdik.
İçtik.
Ve ben yine hiç hatırlamıyorum o içti mi, içmedi mi...
O şu anda iktidarda olan bir partinin "adamı" sayılır, ben bir nevi gazeteci sayılırım.
Ve dahası, bizim artık ne kadar "arkadaş" olduğumuz da belli değil.
Sonuçta çok uzun zaman sonra cenaze vesilesiyle karşılaşmışız.
Belki de arkadaşlığımız yıllar evvelinde kalmış, biz artık sadece tanışız.
Yine de aklıma bile gelmedi, içki içiyor mu diye bakmak. İçer-içmez... Bana ne!

Teşhir bitti, cezaya devam
Şimdi "yardımcı" olduğu "onun belediyesi" banklarda içki içenlere ceza kesiyor. Aynı belediye içki yüzünden ceza kestiği insanları "caydırıcı" olsun diye internette de teşhir ediyormuş.
Milliyet'teki özel haberin ardından AK Parti genel başkan yardımcısı uyarmış, teşhir uygulaması kaldırılmış.
Mesele sadece "teşhir" miydi?
Ceza uygulaması devam ediyor.
Hem de başkanın bizzat söylediğine göre "Şapka Kanunu" gibi, evet, yürürlükte olan ama kimsenin uygulamayı aklına bile getirmediği bir kanuna dayanarak.
"Sayın Başkan"ın aklına gelmiş ama.
Ne zeka!

Kutuplaştık mı, -tırıldık mı?
ANAR'ın "Bugün seçim olsa" anketinde dikkat çekenlerden biri de "kutuplaşma" oldu. Bir kesimin AK Parti'ye, diğer kesimin ise CHP'ye "hiçbir koşulda oy vermem" deme oranında ciddi bir artış olduğunu yazdı köşe yazarları.
Niye böyle?
Çünkü bir grup insan AK Parti'yi, diğer grup CHP'yi hayat tarzına karşı bir tehdit olarak görüyor.
Çünkü memlekette ayrımlar keskinleşti, herkes birbirini şüpheyle süzüyor.
Çünkü eskiden hiç aklımıza gelmeyenler artık aklımıza geliyor.
* * *
Şimdi şu arkadaşımla karşılaşsam, "İçki içiyor mu-içmiyor mu?" diye bakmak aklıma gelir mi?
Ne yazık ki!

Polemikya Çıkmazı'nda kavgalar abartıdan mustarip

Koca ülke, tek raconu şiddet olan bir ara sokağa döndü.
Televizyona bakın.
Sabah her kanalında ayrı bir kavganın yapıldığı bir televizyona uyanıyoruz. Akşam "tartışma" adı altında herkesin aynı anda bağrıştığı programlarla uykuya dalıyoruz.
Çünkü en yüksek reytingi kavgaların yaptığı bir ülkede yaşıyoruz.
Çevrenize bakın. Sokağa bakın.
En ufak bir anlaşmazlıkta herkesin birbirine bağırmaya, tekme-tokat dalmaya hazır olduğu bir toplumda yaşıyoruz.
Çünkü burası sesi en yüksek çıkanın en haklı kabul edildiği bir ülke.
Neden böyle?
Çünkü biri şiddetle ayağa kalkınca, sanıyoruz ki başka hiçbir yolu kalmamış, ne yapsın, son çare olarak, o da bu yola başvurmuş.
Son çare olarak mı şiddete başvuruluyor peki?
Hayır, kurnaz Türkler olayı çoktan çözdüler. Ne uğraşacaklar çeşitli yollar denemekle, en kestirme yolu seçtiler.
Başbakanından...
Gazetecilerine, yazarlarına kadar!
Ufuk Güldemir, Can Dündar'a sinirlenince onu "puşt iksiri" içirmekle tehdit etti, sözün kısası "Döverim seni" dedi.
Haşmet Babaoğlu, Mansur Forutan'ı ve Ahmet Hakan'ı bulmak için Nişantaşı'nda kafe kafe gezdi.
Neler oluyor?
Biraz abartmıyorlar mı?
Terry Eagleton'ın "Eleştiri ve İdeoloji"sinin önsözünde Murat Belge "Polemik içinde oluşan eğilimler belirli bir abartma ile doğarlar" diye yazmıştı.
Hayatımız polemik!
Koca ülke, camdan cama bağrışılan, bu da yetmeyince muhatabın "dışarı" davet edildiği Polemikya Sokağı'na döndü.
Biz abartmayalım da kimler abartsın.
Ama bu yol, yol değil.
Bu sokak, çıkmaz sokak!

Kim bu "matrak arkadaş"?

Haşmet Babaoğlu, Ahmet Hakan ve Mansur Forutan birbirlerine girdiler. Ahmet Hakan, "matrak arkadaş"ının yaptığı "kayınpeder" esprisini köşesinde yazdı diye.
Ahmet Hakan "Matrak arkadaşım gömüldüğü gazeteden kafasını kaldırdı ve şöyle dedi: 'Duydun mu? Haşmet abinin kayınpederi evden firar etmiş.' Hangi 'Haşmet abi?', 'kayınpeder' kim..." diye yazdı ya hani.
Haşmet Babaoğlu işte bunu okuyunca "matrak arkadaş"ı Mansur zannetmiş. Mansur'u ararken, yanında da Ahmet Hakan'ı bulmuş. Sonra kavga Ahmet Hakan'la devam etmiş falan filan.
Haşmet Babaoğlu'nu çok yakın tanımam ama karşılaştığımda sevindiğim insanlardan biridir.
Mansur Forutan'ı çok yakın tanımam ama karşılaştığımda sevindiğim insanlardan biridir.
Ahmet Hakan'ı hiç tanımam, hiç karşılaşmadığım biridir.
Geriye kim kaldı?
"Matrak arkadaş"...
"Matrak arkadaş"ı tanıyorum.
Sadece karşılaştığım değil, sık sık da görüştüğüm biridir.
Matrak bir arkadaştır hakikaten.
Akşam yazarı Yiğit Karaahmet!


PAZAR
Emel Sayın maskeleri ve şarkıları
"O kareler tekrar tekrar gözünüzün önüne gelsin"
"Üniversiteye kadar hiç kitap okumamıştım"
"İstediğimiz kitleyi cazla yakaladık"
Ünlü çizerin kaleminden İstanbul manzaraları
Konsol savaşları
"Taze şaraba taze etiket"
Dünyanın çatısına yolculuk
Mobbing ya da YKK
Belgesel müziklerine yolculuk
Jüpiter Yay burcunda neler getiriyor?
İtalya'da beyaz trüf avı (2)
Barselona ve Madrid
Sağlıklı beslenenler vitamin ve mineral desteğine ihtiyaç duymaz
Başa gelebileceği akla getirmek...
Urfa'nın iki yüzü
Fransa'nın "Yakut"u geldi





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet