Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 19 Kasım 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yazar Mehmed Uzun:
Devlet kucaklayıcı olursa dağdan inerler

DİYARBAKIR
Modern Kürt edebiyatının temsilcilerinden Uzun, 'Ateşkesi önemsiyorum' dedi ve ekledi: Bölge insanı da şiddeti istemiyor. Devlet biraz kucaklayıcı olursa çok şey değişebilir, PKK dağdan iner...


Mehmed Uzun, modern Kürt edebiyatının dünyadaki en büyük ismi, silah ve şiddetle arasına mesafe koymuş bir barış insanı...
Kanserle boğuşmak ve şifa bulmak için geçen yaz geldiği Diyarbakır'da barış güvercini olmuş. Diyarbakır onu bağrına basarken, o da barışın odak noktası olmuş bölgede. Bugüne kadar bir araya gelemeyenleri, farklı siyasetlerin ayırdığı Kürt aydınlarını buluşturmuş, barıştırmış...
"Yıllar öncesi ben de çok keskindim siyaseten" diyor Mehmed Uzun, "Türkiye'nin ortamı insanı çok keskinleştiriyordu çünkü..."
Evet öyle.
Çoğumuz için geçerli bu durum. Yıllar köşeleri törpülüyor. Yumuşatıyor insanı. Kim bilir, belki de acıların olgunlaştırıcı etkisi...
Ama bu demek değil ki demokrasiydi, barıştı, insan haklarıydı, adalet ve özgürlüktü gibi ideallerinden vazgeçiyorsun.
Hayır, vazgeçmiyorsun.
Ama barışa, demokrasiye giden yolun ille de savaştan, silahtan, zordan, şiddetten geçmediği gerçeği zamanla kendini daha çok kabul ettiriyor. Ağzından sözcükler tane tane dökülen, yumuşacık konuşan Mehmed Uzun'u dinlerken bir yandan yine düşünüyorum:
"Acı olgunlaştırıyor!"

PKK da değişiyor!
Barışa ulaşmak, ama nasıl?
Şöyle yanıtlıyor Mehmed Uzun:
"PKK da değişmeye başladı. Eskisi gibi değil. Şiddetle Kürt sorununu çözmenin mümkün olmadığı gittikçe daha çok anlaşılıyor. Devlet de şiddet kullanarak bu sorunu ortadan kaldıramaz. Kaldırabilmiş olsa seksen yıldır kaldırırdı."
'Ateşkes'e sözü getiriyor:
"Türkiye bir dönüm noktasında. Ateşkesi önemsiyorum. Bölge insanı da şiddeti kesinlikle istemiyor, bıkmış durumda... Bölgeyi şiddetten arındırmak zorundayız. Bir iki adım atılsa, adına ister af deyin, ister demeyin, bir şeyler yapılsa dağdan inecekler, silah da bırakacaklar. Devlet biraz kucaklayıcı olursa çok şey değişebilir. Bunu görüyorum, hissediyorum."
Ne yapmalı?
Mehmed Uzun'un kısa yanıtı:
"Kürt dilinin, Kürt kimliğinin önündeki engelleri kaldırmak... Kürtün kendini Kürt olarak daha rahat ifade edebilmesi... Göçün, işsizliğin acılarını sarmak... Kürtlerin sivil siyasete, demokratik siyasete daha çok katılımlarını sağlamak... Bakın, yüzde 10 barajıyla olmuyor. 2 milyon oy boşa gidiyor. Kürtler dışlandıklarını, parlamentoda temsil edilmediklerini söylüyorlar ki, bu konuda son derece haklılar. Bu dışlanmışlığa da son vermek lazım."

Türkiye AB'ye girmeli!
Avrupa Birliği'ni destekliyor:
"AB sürecini sonuna kadar destekliyorum. Türkiye mutlaka AB'ye girmeli, Avrupa'ya ait olmalı. Bölge halkı da AB sürecini yakından izliyor, önemsiyor. Değişime son derece açık, Kürtler. Ama buna yardımcı olmak için devletin de 'resmi görüş'ünü değiştirmesi gerekiyor. Bu arada AB konusunda hükümetin attığı bazı adımlar devrim niteliğinde... Başbakan Erdoğan'ın geçen yıl Diyarbakır'da söyledikleri de öyle, fevkalade önemli... AB süreci devam etmeli!"
Uzun lafın kısası:
Mehmed Uzun artık silah sesi duymak istemiyor!
Diyarbakır'da öyle dolaşırken, sokakta rasgele bir vatandaşa soruyorum:
"Ortalık nasıl, sükûnet mi?"
"Evet Beyim, sakin. İnşallah bozulmaz. Millet huzur istiyor."
Millet huzur istiyor!
Burası kesin.
DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar'ın PKK'yı dağdan indirmeye dönük çıkışı sempati ve ilgi uyandırmış. Ağar'ın bu çıkışını Orta Anadolu'da da, Ege'de de sürdürmesi temenni ediliyor. Bu arada Genelkurmay Başkanı Büyükanıt Paşa'nın tepkisine rağmen DYP Genel Başkanı Ağar'ın dik duruşunu devam ettirmesi bölge insanının hoşuna gitmiş.
Özetle, şu sıralar Mehmet Ağar bölgede konuşulan bir isim haline gelmiş...

Seçim beklentisi
Seçimler bekleniyor!
Bölgede hava öyle.
"Bir çark dönecekse, PKK'yı da dağdan indirmeye dönük adımlar atılacaksa, bu çark ancak seçimlerden sonra dönmeye başlar" görüşü ağır basıyor. Bu ayrıca temenni ediliyor.
Bir de tedirginlik okunuyor yüzlerde. Ya seçimler öncesi provokasyon olursa diye bir korku kendini belli ediyor.
İki noktaya dikkatim çekildi:
Önümüzdeki baharda, cumhurbaşkanlığı seçimlerine doğru ya olmadık tarzda çok büyük askeri operasyonlar başlatılırsa bölgede? Ya da İmralı'yı, Apo'yu hedef alabilecek olmadık bir provokatif eylem... Böylece Çankaya konusunda Tayyip Erdoğan üstünde daha ağır bir baskı kurulamaz mı? Çoğalacak şehit cenazeleri ile genel seçimlerin sonuçları AKP aleyhine değişmez mi? Sohbetlerde bu satırların, böylesi kaygıların altı çiziliyor.
İlginç bir nokta da şu:
Ateşkesi herhangi bir takvimle sınırlamanın yanlış olacağı...
Kısaca demek istiyorum ki:
Hükümetin siyasal kararlılığı ağır basarsa, devletin aklı tutulmazsa, Güneydoğu'da huzur ve barış döneminin kapısını ardına kadar açmak olanaksız değildir.
Tabii seçim sonrası...

Yaşamak için acı çekmek!
Mehmed Uzun'u dinlerken bir kez daha düşündüm. Çekilen sıkıntı ve acılar, bu dünyada güzeli yakalamanın faturası oluyor. İnsan hayatında da, toplum yaşamında da öyle. Anlaşılan o faturayı ödemeden barış da gelemiyor, demokrasi de, hukuk da.
Bakın Avrupa'ya.
Refahı, barışı yakalamak için geçen yüzyılda ne savaşlar, ne ihtilaller, ne ana baba günleri yaşandı Avrupa'da. Oluk gibi kan aktı. Bütün bu bedeller ödendikten, bütün bu korkunç kopuşlar yaşandıktan sonradır ki, Avrupa Birliği gibi tarihin en büyük barış projesi tarih sahnesine çıkabildi, gerçekleşme yoluna girdi.
Tarih maalesef kanla yazıldı.
Ama acılar da olgunlaştırdı!
İnsanları da, toplumları da...
Barışın, demokrasinin, refahın yolu ancak böyle açıldı. Yaşamak için ille de acı çekilmeyecek zamanlar ancak böyle yakalandı.
Büyük bedeller ödenerek!
Bunu kendi yaşamından en iyi bilenlerin başında hiç kuşkusuz Mehmed Uzun gelir. Kanser olanca acısıyla midesine vurdu ama Uzun'un sözü öylesine değer kazandı ki, bu topraklarda da barış ve kardeşliğin kıymeti böylece daha çok anlaşıldı.
İyi pazarlar sevgili kardeşim, sana da, Zozan'a da...

h.cemal@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Tut kelin perçeminden...
Ahmet Altan'ın sevdiği eski bir fıkra:
Melih AŞIK
Kızılay dramı...
Tıp tarihçisi Prof. Arslan Terzioğlu, Başbaka...
Fikret BİLA
Siyasette kadının yeri
Sosyal Demokrasi Derneği'nin (SDD) Ankara'da ...
Hasan CEMAL
Devlet kucaklayıcı olursa dağdan inerler
Mehmed Uzun, modern Kürt edebiyatının dünyada...
Güneri CIVAOĞLU
Pulur'un nehri
Bir yandan bitiremediğim iktisat doktorası ça...
Can Dündar
Belgesel müziklerine yolculuk
Antalya'da kış güneşinin tatlı tatlı ısıttığ...
Abbas GÜÇLÜ
Ecevit sonrası DSP ve Sezer
Genç Bakış'ın bu haftaki konuğu DSP Genel Baş...
Metin MÜNİR
Sesli olarak
Sesli olarak kendi kendime konuşmaya başladım...
Hasan PULUR
Alo, 155... Polis imdat!
BİLSEYDİK geçen pazar günkü yazının altına "d...
Erdoğan SAĞLAM
Asgari geçim indirimi ne zaman uygulanmaya başlanacak?
Sayın okuyucularımız, birkaç gündür ücretlile...
Derya SAZAK
El koyun
Topraklarımız gidiyor, el koyun! Erozyon ve ç...
Meral TAMER
Cem Yılmaz'dan ölümden sonraki sınav soruları!
İstanbul Sanayi Odası'nın bu ay başında düzen...
Ece TEMELKURAN
Çocukluğum çalındı 'soykırım' hikâyeleriyle...
Adamlar ve kadınlar o kötü anları, neredeyse ...
Osman ULAGAY
Kültürel zenginleşme farklı keyif veriyor
Ekonominin öncelikli konusu parasal zenginleş...
Güngör URAS
Cahit Kayra'nın "Telefon Defteri"
Akşamları çıkıp biraz dolaşıyorum. Doktorum y...
Serpil YILMAZ
İTÜ'de 'ahlak' sınavı
Üniversite mezunu olma hedefinin peşinden gid...

© 2006 Milliyet