Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 19 Kasım 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sesli olarak

OZANKÖY

Sesli olarak kendi kendime konuşmaya başladım. Pişirdiğim çorbayı içtikten sonra kendi kendimi tebrik ediyorum, tabağı bulaşık makinesine yerleştirmeye giderken. "Teşekkürler Metin Münir! Harika bir çorba yaptın. Hem doyurucu, hem sağlıklı, hem de şişmanlatmıyor."
"Afiyet olsun" diye cevap veriyorum kendi kendime.
"Bir şey değil."
Kendim iken ayrı, kendi kendime cevap verirken ayrı ses tonları kullanıyorum.
Çıldırıyor muyum? Bunamaya mı başladım?
Daha sonra DVD'den Woody Allen'ın Melinda and Melinda adlı filmini izliyorum. Melinda'yı evlerinde kaldığı kız arkadaşıyla kocası partiye götürüyorlar. Partide siyah bir piyanist Bach çalıyor. Melinda'nın kız arkadaşı piyanistin yanına oturuyor. Parçayı dört el çalmaya başlıyorlar.
Bu parçayı çok sevdiğimi ve uzun zamandan beri Bach dinlemediğimi hatırlıyorum. Kalkıp mandalina almak üzere mutfağa yürüyorken yüksek sesle, "Bach'ı çok seviyorum" diyorum. "Çook ama çoook seviyorum Bach'ı. Çoooook."
Kendi kendimle konuştuğumun farkındayım. İstesem konuşmayabilirim. Ama konuşmamak için bir neden var mı?
Evde benden başka kimse yok. Olsaydı belki de çorba ve Bach konusunda biraz görüş alışverişi yapabilirdik. Konuşmak ihtiyacı duyduğuma ve konuşacak benden başka kimse olmadığına göre kendimle konuşmaktan daha mantıklı bir şey olabilir mi? Kendimle konuşmayıp kiminle konuşacağım?
Evde yalnızsam kabahat bende mi?
İstanbul'dayken oturduğum Kuzguncuk'ta muhtelif tipler var. Bunlardan biri uzun boylu, yaşlıca, sokakta kendi kendine konuşan bir adam. Fısıldadığı için ne dediği anlaşılmıyor. Yüzündeki ifade kendi kendiyle yaptığı sohbetin aldığı yöne göre değişiyor.
Bir defasında onu Boğaz'ın kıyısındaki parkta gördüm. Bir eli parmaklıkları kavramış, diğer eli havada, yüzünde mutlu bir tebessüm, Karadeniz'den Marmara'ya doğru akan sulara fısıltı halinde nutuk atıyordu. Belki de karşısında onu alkışlayan on binlerce kişi görüyordu. Söylevi on dakika kadar sürdü. Sonra birkaç defa öne doğru eğilip kalabalığı selamladı ve dönüp devlet adamı adımlarla hızlı hızlı İcadiye Caddesi'nden yukarı yürümeye başladı. Yüzündeki ifadeden mitingin iyi gittiğini anladım.
Ya yakında ben de ağaçlara konferans vermeye başlarsam?
Belki, ifrata kaçmadan, insanın kendi kendiyle yüksek sesle konuşması normaldir.
Kendi kendine konuşmanın kötü bir namı var, ama.
Beni birisi duysa "Zaten manyaktı, iyice kaçırmış" diyecek.
İnsan tek bir kişi değildir aslında ve içinde, benliğinin evinde oturan kiracılarla sürekli muhabbet halindedir.
Buna karışan yok.
Hatırlamaya çalışıyorum. Eskiden de kendi kendime yüksek sesle konuştuğum oluyor muydu? Hatırlamıyorum. Bu da iyiye alamet değil.
Melinda and Melinda biter bitmez müzik çalara bir Bach CD'si koyuyorum ve koltuğa uzanıyorum. Başımın altına bir yastık yerleştiriyorum.
"Bir daha çal, Sam" diyorum başla düğmesine basarken. "Ama, arada konuşursam, kusura bakma."

mmunir@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Tut kelin perçeminden...
Ahmet Altan'ın sevdiği eski bir fıkra:
Melih AŞIK
Kızılay dramı...
Tıp tarihçisi Prof. Arslan Terzioğlu, Başbaka...
Fikret BİLA
Siyasette kadının yeri
Sosyal Demokrasi Derneği'nin (SDD) Ankara'da ...
Hasan CEMAL
Devlet kucaklayıcı olursa dağdan inerler
Mehmed Uzun, modern Kürt edebiyatının dünyada...
Güneri CIVAOĞLU
Pulur'un nehri
Bir yandan bitiremediğim iktisat doktorası ça...
Can Dündar
Belgesel müziklerine yolculuk
Antalya'da kış güneşinin tatlı tatlı ısıttığ...
Abbas GÜÇLÜ
Ecevit sonrası DSP ve Sezer
Genç Bakış'ın bu haftaki konuğu DSP Genel Baş...
Metin MÜNİR
Sesli olarak
Sesli olarak kendi kendime konuşmaya başladım...
Hasan PULUR
Alo, 155... Polis imdat!
BİLSEYDİK geçen pazar günkü yazının altına "d...
Erdoğan SAĞLAM
Asgari geçim indirimi ne zaman uygulanmaya başlanacak?
Sayın okuyucularımız, birkaç gündür ücretlile...
Derya SAZAK
El koyun
Topraklarımız gidiyor, el koyun! Erozyon ve ç...
Meral TAMER
Cem Yılmaz'dan ölümden sonraki sınav soruları!
İstanbul Sanayi Odası'nın bu ay başında düzen...
Ece TEMELKURAN
Çocukluğum çalındı 'soykırım' hikâyeleriyle...
Adamlar ve kadınlar o kötü anları, neredeyse ...
Osman ULAGAY
Kültürel zenginleşme farklı keyif veriyor
Ekonominin öncelikli konusu parasal zenginleş...
Güngör URAS
Cahit Kayra'nın "Telefon Defteri"
Akşamları çıkıp biraz dolaşıyorum. Doktorum y...
Serpil YILMAZ
İTÜ'de 'ahlak' sınavı
Üniversite mezunu olma hedefinin peşinden gid...

© 2006 Milliyet