|
Cem Yılmaz'dan ölümden sonraki sınav soruları!
Aynı gün, birbirinden çok farklı iki toplantı. Biri Sanayi Kongresi, diğeri NTV'nin kutlaması. İkisinde de en çarpıcı mesajlar, ölüm üzerinden...
İstanbul Sanayi Odası'nın bu ay başında düzenlediği 5. Sanayi Kongresi'ndeki oturumlardan birindeyim.
Ekranda bir ameliyathanede doğurmak üzere olan bir kadın. Başında doktorlar.
Kadın, iyice sıklaşan doğum sancıları nedeniyle kan ter içinde ve avaz avaz...
Ve bebek bir anda ana rahminden dışarı fırlıyor ve tıpkı füze rampasından uzaya fırlatılmışçasına gökyüzüne doğru havalanıyor.
Füze değil, bebek
Sırtüstü yatar pozisyondaki bebek jet hızıyla bulutların arasından uçarken önce erkek olduğunu, sonra dişlerinin çıktığını, hızla büyüyerek utanma duygusuyla mahrem yerini 2 eliyle kapattığını, giderek kıllanıp üçgen vücutlu hale geldiğini görüyorsunuz. Nerede durup yeryüzüne inecek diye bekliyorsunuz, ama nafile...
Gökyüzünde jet hızıyla uçarken bakıyorsunuz ki adam yaşlanmış, saçları beyazlamış, hatta giderek dökülmüş, derileri buruşmuş, ama hâlâ mahrem yerini 2 eliyle kapatma telaşında... Ve bir bakıyorsunuz ki, ana rahminden çıktığı gökyüzüne yükseldiği hızla bu kez gökyüzünden yere yönelip tabuta girivermiş...
Kongrede konuşma yapmak için İngiltere'den gelen yönetim gurusu Patrick Dixon'un, iş hayatının giderek hızlanan temposuna ayak uydurabilmek için gözlüklerimizi değiştirmemiz gerektiğini anlatırken gösterdiği bu 1 dakikalık müthiş video, katılımcıların tümünü derinden sarsıyor.
Cem Yılmaz'ın zor seçimi
Aynı akşam NTV'nin 10. yıl kutlamalarındayız. Bu kez Cem Yılmaz, Doğuş Grubu'nun patronu Ferit Şahenk'in seçkin davetlilerini ölümle güldürüyor:
"Hepimizin kalıcı olmakla ilgili bir derdi var.
Kendime dedim ki, insanları ölümle ilgili güldürebilirsem ne mutlu bana...
Sonra sordum insanlara; öleceğinizi biliyor musunuz diye.
Hiç ilgilendikleri bir konu değil.
Ama gülmeceyle bağdaştırdıkları bir konu da değil.
Neyse sonra anladılar ki ölecek herkes.
Ve makaralar daha bir koyverildi:
'Ahhh ölecekmişiz, o zaman anasını satayım koy ver gitsin' oldular.
Bu benim için eğlenceli bir malzeme haline geldi. Dedim ya kalıcı olmakla ilgili herkesin bir derdi var; ama bir noktaya kadar."
Sorular, çalıştığın yerden!
"Sonra öbür dünya var. Bu konuyla ilgili bilgiliyim. Evet, Asya Tur'la gittim-geldim.
Burada sadece sevdiklerinizle birlikte olabiliyorsunuz, ama öteki taraf çok kalabalık.
Burada seçkin bir kitleyiz, ama orada herkes olacak.
İnsanlar öbür taraftan, inanışlarıyla ilgili olarak korkabilirler. Öbür tarafta hesap vereceğiz. Ama merak etme, çalıştığın yerden soracaklar. Yahu ne korkuyorsun? Sana bilmediğin şeyi sormazlar ki! Deli misin?
İnsanlar da bu bildiği şeyin ne olduğunu bilmediği için çok korkuyorlar.
Ne korkuyorsun? Herkes orada olacak. Ben bile orada olacağım.
Ölümle ilgili şaka yapmak biraz zor bir şey, ama bence ölüm ve şaka aslında birbirine çok yakın bir hadise."
Lütfi Kırdar'ı dolduran seçkin davetlilerin hepsi çok güldü, ama eminim hemen hepsi aynı ölçüde de irkildi. Geçen gün Vatan'da Haşmet Babaoğlu'nun köşesinde okudum. Meğer Cem Yılmaz, karşısında "seçkin, zengin, güçlü bir davetli kalabalığı" her bulduğunda, üstüne basa basa ölümden söz eder, ölümsüzlük arzusu, kalıcı olma merakı ve ölüm korkusuyla dalgasını geçermiş.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|