
|
|
|
 |
|
|
AB beklemeyecek
AB, müzakerelerin aksamaması için limanlarını 14 Aralık'a kadar Rumlara açması istenen Türkiye'ye tanınan vadeyi 6 Aralık'a çekti. Türkiye kararını 14 Aralık zirvesinden önce dışişleri bakanları verecek
Güven Özalp
Avrupa Birliği liderleri, Türkiye'nin liman ve havalimanlarını Rum bandıralı gemi ve uçaklara açmasını öngören "Ek Protokol"ün uygulanması konusunu 14-15 Aralık'ta Brüksel'de düzenlenecek zirvenin ana gündemi haline getirmemekte kararlı. AB Dönem Başkanı Finlandiya'nın Başbakanı Matti Vanhanen, sorunun çözümü için son tarihin aralık ayının ilk haftası olduğunu söyledi. Dönem Başkanlığı, Komisyon'un da bu süre içinde Türkiye'yle ilgili önerisini yapmasını istiyor.
Helsinki'de konuşan Vanhanen, zamanın giderek daraldığını ve Türkiye'nin yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde bunun müzakere süreci üzerindeki etkilerini belirlemek durumunda olduklarını belirterek, "Bu iyi bir senaryo değil ve belirsiz bir gelecek anlamı taşıyacak" dedi. "Dönem Başkanlığı, Türkiye konusunu aralık zirvesinde gündeme getirme niyetinde değil. Kararlar bundan önce alınacak" diyen Vanhanen, liderlerin önüne gelecek kararın 11 Aralık'ta AB dışişleri bakanlarının katılımıyla gerçekleşecek olan Genel İşler ve Dış İlişkiler Konseyi'nde alınacağını dile getirdi.
6 Aralık öne çıkıyor
Vanhanen'in açıklamaları doğrultusunda öne çıkan "son tarih" ise 6 Aralık. Bu tarihin öne çıkmasının nedeni ise Türkiye konusunda liderlere tavsiyede bulunacak olan Komisyon üyelerinin, 11 Aralık'tan önceki son toplantılarını bu tarihte gerçekleştirecek olması. Komisyon'un 6 Aralık'ta tavsiyede bulunması halinde başkentler birkaç gün bu tavsiye üzerinde pozisyonlarını belirleme imkânı bulacak, ardından da 11 Aralık'ta bu tavsiye doğrultusunda alınacak karara imza atacaklar.
Komisyon'un genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn de 17 Aralık 2004'te bir "Türkiye zirvesi" gerçekleştirildiğini hatırlatarak, "Yeni bir zirveye gerek yok" diye konuştu. Rehn, 6 Aralık tarihinin de mantıklı olduğunu söyledi.
Alternatif sunulmadı
"Herkesin yararına olacak ve Türkiye'yle müzakerelerde krizi önleyecek bir çözüm çabasında olduklarını" söyleyen Vanhanen, görüşmelere katılan tarafların alternatif bir çözüm getirmediğini ve sundukları Kıbrıs paketinin "kabul edilemez" olduğu yönünde bir yaklaşım sergilemediğini vurguladı. Vanhanen, "Bu noktadan hareketle Dönem Başkanlığı hâlâ bir çözümün mümkün olduğuna inanıyor" dedi. Paketin sınırlı unsurlar içerdiğini ve Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm bulmakla ilgili olmadığını söyleyen Vanhanen, "Bu Birleşmiş Milletler'in görevi" dedi.
Kısmi askıda uzlaştılar
GÜVEN ÖZALP Brüksel
Avrupa Birliği'nin aralık aylarında düzenlediği devlet ve hükümet başkanları düzeyindeki zirvelerin "geleneksel" unsuru haline gelen Türkiye konusunun bu yılki zirveyi de "rehin alması" istenmiyor. Türkiye'yle müzakerelerin geleceğini belirleyecek olan kararın zirve öncesinde alınmak istenmesinin başlıca iki nedeni var.
Bunlardan ilkini Türkiye'ye Ek Protokol'den kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmesi açısından yeterli zamanın verildiğinin düşünülmesi oluşturuyor. AB Komisyonu, Türkiye'ye manevra alanı bırakabilmek amacıyla normalde ekimin son haftasında açıklamayı öngördüğü İlerleme Raporu'nu erteleyip 8 Kasım'da açıklayarak ilk adımı atmıştı. Komisyon, ikinci ve "son şans" olarak da görülen adımı da 8 Kasım'da Türkiye konusunda herhangi bir tavsiyede bulunmayarak bu tavsiyeyi zirve öncesine bırakarak attı.
İkinci ve daha önemli unsuru ise müzakerelerin kısmi olarak askıya alınması konusunda üyeler arasında genel bir anlayışın varlığı oluşturuyor. AB yetkililerinin "Şu ana kadar gerçekleştirilen toplantılarda tamamen askıya alma fikri savunulmadı. Ancak yükümlülüklerini yerine getirmeyen bir Türkiye'yi ödüllendirecek bir yaklaşım içinde de olamayız" ifadeleri de benimsenen yaklaşımı ortaya koyar nitelikte. Liderlerin konuyu zirvede tartışmak istememeleri ve yetkiyi dışişleri bakanlarına vermeleri de kısmi askı konusunda "genel bir uzlaşının" kanıtı olarak algılanıyor.
|
|
|

|
|