Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 22 Kasım 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Hepimizi sel alacak!

Biz seli hak ediyoruz. Hiçbir suçu olmayan ama ölecek bebeklerle, ehli ve yabani hayvanlara ise yazık olacak!


suha.umar@isbank.net.tr

Gökten bir damla düştü! Onu ikincisi izledi. İlk damla çoktan toprak tarafından emilmişti. Toprak ikinciyi de yuttu. Ama üçüncü damla, toprağın yüzünde tutundu. Yağmur arttıkça, biriken suyun kendisine bir yol aramaya başladığını fark ettim.
Kısa bir süre sonra otlar, küçük taşlar arasından, önüne çıkan engelleri dolanarak akan, incecik bir su oluştu! Yağmur damlalarının belki de yüzlerce kilometre sürecek yolculuğu başlamıştı.
Su henüz çok güçsüzdü ve engelleri yıkmak yerine etrafından dolanmayı yeğliyordu. Ama diğer sularla birleşip güçlenince böyle yapmayacağını, önüne gelen her engeli yıkıp geçeceğini biliyordum.
İncecik sular dereleri, dereler çayları, çaylar ırmakları, ırmaklar nehirleri oluşturur. Bu, dünya kurulduğundan beri böyledir. Yine ender haller dışında, tüm sular sonunda denize veya göle kavuşur.
Su, yatağını yıllar, hatta bin yıllar içinde, özenle hazırlar ve oradan akar. Ve su, yatağını unutmaz!
Yatağını yaparken kimsenin bilmediği, görmediği, hatta hissetmediği, dünya kadar doğal etkeni dikkate alır. Doğada her şey birbiri ile sessiz bir iletişim ve uyum içindedir. İnsanoğlunun kağıt üzerinde düz çizgiler halinde belirlediği kul yapısı su yatakları, olsa olsa sulama kanalları olabilir ki bunlar bile zaman zaman insanın başına dert açar.
Bu nedenle sulak alanların kurutulması, denizin doldurulması, göllerin baraj olarak kullanılması, romantik yağmur damlalarının bir araya gelince neler yapabileceğini bilmemenin sonucudur. Tabii asıl gözü doymazlığın, doğayı tanımazlığın!
En çok yiten bebelere acıdım. Onlar tek tek yağmur damlaları gibi masum ve tehlikesizdiler.
Peki ya yağmur damlalarının binlerce yılda özenle oluşturduğu dere yataklarını, dozerlerle derin ve dar kanallar haline getirip suya daha da hız, kitle ve güç kazandıran koca koca adamlar?
Yataklarında akan suların yayılıp soluklanacağı, hızının kesileceği, gücünün zararsız hale geleceği sulak alanları kurutan sözde mühendisler?
Akarsu yataklarına, yasaların açık hükümlerine karşın setler, seddeler kuranlar?
Ya, insanın açgözlü müdahalesi nedeniyle gemi azıya alan suların yataklarını yerleşim alanı haline getiren veya bunun yapılmasına göz yuman belediyelerle, buralara yerleşen kazık kadar insanlar?
Hepimizi sel alacak!
Ahmaklığın sonu budur. Bunu hak ediyoruz!
Hiçbir suçu olmayan, yine de ölecek bebelerle, ehli ve yabani hayvanlara ise yazık olacak
!

Bafa Gölü'nün kapısı!

Bafa Gölü'nün demir kapısı var! "Gölün kapısı mı olurmuş?" demeyin. Var!
Üzerinde de koca bir asma kilit! Anahtarı Aydın Milli Parklar yetkililerinde!
Yasalara göre Bafa Gölü tabiat parkı! Olsun! Demek yasalar DSİ'nin gölün suyunu kesmesine, tabiat parkında keçilerin otlamasına engel değil!
Şimdi diyeceksiniz ki "Yasayı ne bilsin! Okuması, yazması yok!" Keçinin yani!
Zaten Bafa Gölü'nün keçileri oraya kendileri gelmemişler. Onları getirenler de aynı kapıdan geçip tabiat parkına yerleşmişler. Üstelik Aydın valisinden kapı gibi izinleri olduğu bile söyleniyor! En azından Aydın Milli Parklar şube müdürü böyle diyormuş.
Ama ilgililer hiç önlem almıyor da değiller! Geldikleri arazi aracı ile, üç hafta önce iki kanatlı kapının yanındaki boşluktan girip de durumu belgeleyen Av ve Yaban Hayatı Vakfı bir daha giremesin diye, kapıya üçüncü kanadı eklemişler!
Vakıf dışarıda ama keçiler ve sahipleri tabiat parkının içinde! Arabaları, çadırları ve su tankerleri ile birlikte!
Önleminizi sevsinler
!


CUMARTESİ
Bir sahne için aynı gömlekten 40 tane kullanıldı
"Kelebek ve kurdele kullanmaktan hâlâ sıkılmadım"
En moda En yeni
Artİstanbul 2006 başlıyor
Oryantal ile kalori yakın
ne var, ne yok





Melis Alphan
Cengiz Eren
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Süha Umar

© 2006 Milliyet