Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 22 Kasım 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Pasternak'tan mektup var...

Benim Gözlüğümden / Nihat Demirkol

Bir mektup aldım. Boris Pasternak kendisi yazsaydı ancak bu kadar sevinirdim. "Eski bir dost"tan, "eski bir çalışma arkadaşı"mdan... İnternetin dünyayı ne kadar küçülttüğünü anlamama da bir kez daha yardımcı oldu: "...Öncelikle uzunca bir aradan sonra merhabalar demek isterim. ...Hayatın bizi taşıdığı mekândan, yani uzaklardan, Abu Dhabi açıklarından... Aslında, uzaktan da olsa olan biten her şeyi takip edebilmek internet sayesinde mümkün oluyor. Ege kokusunu, İzmir hasretini de Milliyet Ege ekiyle atmaya çalışıyoruz. Sizi de bu sayede köşenizden izleme fırsatımız oluyor, sizin gözlüğünüzden bakarak anlamaya gayret ediyoruz İzmir'in ahvalini. Alışkın olduğumuz üslubunuzla ortaya koyduğunuz hiciv, bizlerde, geride bırakırken zorlandığımız kentimizin sokaklarında bizzat dolaşıyoruz hissi uyandırıyor..."
Mektup şöyle devam ediyor: "...Okurken bir taraftan Boris Pasternak ödülü ilk etapta geri çevirmemişti galiba diye düşünüyordum. Yanılmıyorsam sonra gelen baskılarla korkarak ödülü almadı dedim kendime..." Sevgili dost, sevgili okuyucu, bildik "mühendis titizliği" ile bir iki güvenilir kaynağa da başvurmuş. Nobel Foundation gibi, Wikipedia, Britannica ve The Columbia Encyclopedia gibi saygın ve güvenilir kaynaklardan bilgiler derlemiş ve göndermiş; çok faydalandım. Öncelikle teşekkürler! Ben de "George Orwell bizi gözetliyor desene" dedim şaka yollu...
Böyle samimi bir ciddiyetin karşısında, bundan sonrası, "köşesinden ve kendi gözlüğünden bakan bir adam olarak" beni ziyadesiyle aşar.
Ama öyle anlaşılıyor ki, biz öykünün sadece bir bölümünü yazmakla eksik bırakmışız; bildiklerimizi tümünü paylaşmak varmış. Meraklısı araştırıyor da "meraksızlar" için daha geniş bir tur atalım. Propaganda öyle güçlü bir silahtır ki efendim, sahipleri her zaman "minare ve kılıfı" birlikte piyasaya sürerler. 25 Ekim 1958'de, yani Akademi'nin ödülün kendisine verildiğini resmi olarak duyurmasından iki gün sonra Yazar'ın Akademi'ye gönderdiği telgraf şu çarpıcı cümleleri taşımaktadır: "Çok müteşekkirim, minnettar, onur duymuş, şaşkın, utanmış..." Ancak 29 Ekim'de bu telgrafı bir başkası izler: "Ait olduğum toplumdaki anlamını düşünerek, bana verilen bu hakedilmemiş ödülü reddetmek zorundayım. Bu gönüllü reddedişi memnuniyetsizlikle karşılamayınız." Bunun üzerine İsveç Akademisi, önce ödülü kabul edip daha sonra "the authorities of his country" olarak geçiştirilen bir grup "yetkili" tarafından ödülü reddetmesinin dayatıldığı yorumunu yaymaya başlar. "Ödülü Stockholm'da kabul ederse SSCB vatandaşlığından atılacağı korkusuyla geri çevirdiği" de güçlü dedikodular arasındadır. Pasternak 1960'ta Peredelkino'da ölür. "Dr. Jivago" Rusya'da ancak 1988'de yayınlanabilir. Ama Akademi işin peşini bırakmaz. Yıllar sonra bir gün oğul Pasternak'a İsveç Büyükelçisi telefon eder. Nobel Komitesi'nden, İsveç ve Rusya Kültür bakanlıklarından aldığı yetki ile babasının ödülünü oğluna vermek istemektedir; verir de...
1900'lerden beri verilen Nobel Ödülü'nü reddedebilen sadece iki edebiyatçı vardır. Diğer onurlu adam ise Jean-Paul Sartre'dır. 1964'te ödül törenine gelerek, "evinde yer olmadığı" için ödülü reddettiğini söylemesi, ödüller tarihinin en önemli olaylarından biriydi. O da, ödül komitesine yazdığı mektupta, "Ben bu gibi unvanları hep geri çevirdim" diyor. Savaştan sonra, 1954'te, kendisine Legion d'Honneur vermek istediklerinden filân bahsediyor. Reddiyenin gerçek sebebi hakkındaki en güçlü sav ise, Cezayirlilerin Fransa'ya karşı sürdürdüğü bağımsızlık savaşıdır. Ve hâlâ Fransızlar bu açıklamadan hoşlanmazlar.
Sonuçta her ödül gibi bu Nobel de tartışmaya açıktır, her seçim sonrasında tartışmıştır ve tartışılacaktır da.
Bize "sahipleri hayrını görsün" demekten başka bir şey kalmıyor. Münasebetsiz bir ödül, bizim dostlarla kavuşmamıza vesile oldu... Ben kendi öyküme inanıyorum; "Herkes de öyle yapsın" derim.

ege@milliyet.com.tr







EGE
Emeklilik hakkında her şey
Pasternak'tan mektup var...
Durak geriye çekilse trafik rahatlayacak
SONAR'ın son anketinin söyledikleri
Haksız rekabet ortadan kalkmalı





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Nihat Demirkol
Özgür Kaynar
Deniz Sipahi
Fatih Tanfer

© 2006 Milliyet