Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 22 Kasım 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
'Atıldığımız liseye imza gününe çağrıldık'

BUCA FM'İN 'DENEYİMLİ' PROGRAMCISI EGEMEN, İŞİ UĞRUNA LİSEYİ BİTİREMEMENİN BAZI SORUNLAR YARATTIĞININ FARKINDA. ANCAK LİSELİ HAYRAN KİTLESİ O EKSİLERİ KAPATIYOR!


Buca FM

Her şey İzmir Kısa Film Festivali için gittiğimiz İzmir'de küçük çaplı bir 'radyo dinlenme araştırması' yapmamızla başladı... Araştırmamız sonucunda, kentte en çok birbirinden farklı dinleyici kitlelerine sahip olan Radyo 35 (89.0) ile Buca FM'in dinlendiğini tespit ettik. Ama 101.8 frekansından İzmir ve çevresine, "http://www.bucafm.net/" internet adresinden de tüm dünyaya yayın yapan Buca FM'in, daha doğrusu her akşam orada yayın yapan Egemen Volkan Kurtçu'nun hayranları bir başkaydı. Taksi şoföründen kuaföre, garsonlardan lise öğrencilerine büyük bir hayran kitlesi vardı... Bu nedenle onunla buluştuk ama karşımızda koca bir adam görmeyi beklerken 23 yaşında sevimli bir gençle karşılaşınca şaşırdık. İnsana anında annelik, ablalık taslama içgüdüsü veren Egemen ve yine programcı olan kardeşi Atakan'la komik bir sohbet gerçekleştirdik. Ben elime fırsat geçtikçe radyoculuk için liseyi bıraktıkları için iki kardeşi azarladım ama İzmir'in Kordon'unda ayrı bir havaları olmasından mı, kızların onları görünce "Egemeeeeennn" diye çığlık atmasından mı bilmem, öğütlerim bir kulaklarından girip bir diğerinden çıktı.

Buca FM ne zaman kuruldu?
Radyoyu babam 1993'te Hodri Meydan gazetesinin devamı niteliğinde aynı isimle kurdu. Radyo, Buca FM adını 1998'de aldı. İlk başladığımda buluğ çağımda olduğum için "Karalama Defteri" adında duygusal programlar yaptım... Asıl kıvamımı da bu sene buldum, kızlara daha az önem vermeye başladım. (Bu arada arkadan geçen kızları kesiyor). İyi bir şey yapmanın, güldürmenin tadını aldım. Beni arayan canlı yayında kahkahayı basmasın, deliririm, onu güldürene kadar bırakmam!

23 yaşındasın ve yıllardır bu işi yapıyorsun. Kardeşin 15 yaşında başlamış! Bunun dezavantajları olmuyor mu?
Lise 1'de okulu terk ettim. Daha doğrusu yayına bakmak için gidemedim okula. Bazen biri bir kelime söylüyor, "Ya bu ne anlama geliyordu?" diye düşünüyorum. Bazen de kelimeleri yanlış yerde kullanıyorum. Ama teyzem de böyle. Geçenlerde et yemeği ikram ettiler, "Teşekkür ederim. Ben lezbiyenim, et yemiyorum" deyiverdi!

Annen baban ne dedi okumamana?
Aslında onlar istediler bir an önce çalışalım, para kazanalım diye...

"Bazen kelime bilgim yeterli değil" diyorsun. Buna üzülüyorsan bunun için bir şey yapman gerekmez mi?
Yo, keyifli de. İnsanlar buna gülüyor.

İnsanlar gülüyor diye okula gitmeyip kendini cahil mi bırakacaksın?
Hayır canım, o kadar da değil. Cahillik değil, doğallık benimkisi. Burnumuz havada değil bir kere... Hem biz atıldığımız liseye gidip imza günü yaptık. Bize 250'şer (250 YTL) verdiler imza günü için! Okusaydık da basın yayın okurduk. Şu anda da aynı işi yapıyoruz. Radyo kadar güzel bir okul olabilir mi, herkes seninle arkadaş.

'İsim falı' bakma olayı nedir?
Her isimle insanın aklında bir şeyler uyanır. Ben de yayında arayanlara öyle bir şeyler söylüyordum. Herkes ismine yorum ister oldu. Dün gece mesela Kadriye aramış. "Doğar doğmaz emekli maaşı almalısın" dedim. Sekreter olur ama Kadriye'den balerin olur mu? Böyle yorumlar yapıyorum. Ama "Darılmak yok" da diyorum.

Programın niye geç saatte, 11.00 ile 02.00 arasında?
Dizilerin bitmesini bekliyoruz. Saat 08.00 ile 09.00 arasında program yapmayı, sonra da İzmir'de kızlarla gezmeyi ben de bilirim. Ama olay o değil. Bağımlılık yaratmak istiyorum. Bir tür radyo tiyatrosu aynı zamanda benimkisi, her arayana bir tipleme düşüyor. 50'yi aşkın tiplemem var, kimi Emrah gibi tanınmışlar, çoğu ise benim yarattıklarım. "Kimi istiyorsun?" diyorum arayana, sonra da o tiplemenin diliyle konuşuyorum.

Kral FM'den esinlenme var mı biraz? "Kralların kralı Buca FM" sloganı, radyonun müziği...
Aşk radyosu olduğunu yansıtmaya çalıştık o sloganla. İnsanlar ne istiyorsa onu çalıyoruz. Bizim radyo biraz ticari. Cem Uzan Kral FM'i açtığında arabesk mi dinliyordu? Hayır. Bu da öyle... Türkiye'deki 400 yerel radyo arasında "Türkiye'nin en çok kısa mesaj alan radyosu" seçildik. Babamızın radyosu olduğundan başarıya mahkûmuz.

Ne yapıyor, kızıyor mu yoksa?
Valla kızıyor. Zaten âşık da olamam ben. Kıza takıldığın zaman iş düşüyor!

Başka bir radyoda çalışmayı düşünüyor musunuz?
İzmir'de televizyonlar var ama o televizyonların radyosu da var. Onlar da "Gelin televizyona çıkın ama bizim radyomuzda çalışın" diyorlar. Yani bu radyonun babamızın radyosu olması bize ayak bağı oldu bir anlamda. Ama hedef İstanbul.

Amaç İstanbul'da radyoculuk yani...
İzmir'de insanları tanıyorsun, ne istediklerini biliyorsun... İstanbul'da bu zor. Bir de İzmir'de yaşayanlar radyoya daha fazla sahip çıkıyor.

Ailece yayın yapıyorlar

Radyoda başka kimler var?
Aile! Annem, babam, ben, Atakan yani kardeşim!

DJ Sarışın var mesela, o kim?
Babam! Radyonun sahibi ama programı da var. Annem de reklamları seslendiriyor, haberleri sunuyor, halkla ilişkileri yapıyor, telefonlara bakıyor. Atakan'la benim de şovum var. Ama Atakan şimdi askere gidiyor. Babamız Yaşar Kurtçu çok ünlüdür. 2002'de kefen giyerek mezara girdi ve canlı yayın yaptı. 1 hafta kalacaktı ama 9 saat sonra polis çıkardı. Saadettin Teksoy bir hafta yalvardı sonra birlikte mezara girdiler! Babam, Burundi gazetelerinde bile yer aldı. CNN International alt yazı geçti. Başka DJ'ler vardı ama İstanbul'a transfer oldu mesela biri... İzmir'de İstanbul'daki kadar iyi DJ'ler yok. Alıyorsun işe, "Aman annem canım annem bu şarkı sana" diye sunum yapıyor.

Röportajı saat 13.00'te değil 15.00'te yapalım diyerek beni arayan anneniz miydi?
Tabii. Annemin oradaki amacı şu: Oğullarım yıkansın, keselensin, saçlarını yaptırsın öyle gitsin röportaja! Bir gün ATM motorla gidiyorum, basıyorum gaza havalı havalı... Işıklarda durdum, bir baktım herkes bana bakıyor. Çünkü annem üşümeyeyim diye sırtıma bir grup gazete koymuş, o sarkmış herkes gülüyor! Çok komiktir annem. Telefonlara bakarken masanın arkasında altı şalvar, üstü Şafak Hanımdır!

Bu kadar az kişi nasıl yürütüyorsunuz radyoyu?
Genelde arabesk müzik ağırlıklı isteklerle oluşan bir yayınımız var, sonra da bizim şovumuz. Yetiyor.




MAGAZİN
Nice 10 yıllara Beyaz Show
Livaneli'nin şarkısı İtalyan yarışmasında
Kramer ırkçı küfürler ederse...
Elçi eşleri podyumda
Gerçekten 'Rüya Gibi'!
Banlieue 6080'de müzik dolu geceler
'Atıldığımız liseye imza gününe çağrıldık'







ALİ EYÜBOĞLU


NİLAY ÖRNEK


ŞENAY DÜDEK

© 2006 Milliyet