Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 22 Kasım 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ya Volkan da sakatlansaydı?

Futbol gündeminin içinde olaylar öylesine hızla akıp geçiyor ki, yaşadığınız ya da tanık olduğunuz durumları değerlendirmeye fırsat kalmadan bir başkasına takılıyorsunuz.
Geçen hafta oynanan İtalya - Türkiye maçında kaleci Rüştü'nün sakatlanması, gündemde yer bulamayan başka bir sorunun işaretlerini verdi :
Ya Volkan da sakatlansaydı ?
Durup düşünelim bakalım, neler olurdu ?

Kıyamet kopardı
Rüştü Reçber'in, Milli Takım tam da hücuma yönelirken kaptırılan top sonrası gelişen ani atakta golü önlemesi, elbette bir kaleci ustalığıdır. Daha da ötesinde talihsiz bir özveri örneğidir. Kendi adıma, sakatlığının şiddetini öğrendikten, diz yan bağlarındaki kopma tanısından sonra "Keşke o golü yeseydi de sakatlanmasaydı" demekten kendimi alamadım...
Futbol bu nedenle işte kaza ve sakatlık olasılığı en yüksek spor dallarından biri.
Rüştü bugün ameliyat olacak... Ligin ikinci yarısının son bölümünde - o da form tutarsa - ancak kaleye dönebilir. Bu durum hem Milli Takım, hem de Fenerbahçe için çok sıkıntı yaratacaktır. Yaşadıkça göreceğiz. Rüştü'ye şimdiden geçmiş olsun, diyoruz.
Başlıktaki soruya dönersek...
Milli Takım, yıllardan beri iki kaleciyle oynuyor. Rüştü ve Volkan... İkisi de Fenerbahçe'nin kalecisi... Fenerbahçe de sezonu iki kaleciyle sürdürüyor.
Aynı takımdan iki kalecinin de Milli Takım'da yer alması gayet normal. Ama İtalya maçını yeniden hatırlayarak sorumuzu soralım :
Ya Volkan da sakatlansaydı ?
Tanrıya şükür, böyle bir şey olmadı... Ama işi şansa bırakmak ne kadar doğrudur, orası tartışmalı...
Fatih Terim'in, sakatlanan Rüştü'nün yerine Volkan'ı kaleye geçirmesi doğal... Hem kariyeri, hem de kıdemi bakımından burada Volkan için bir sorun yok...
Ama sorudaki olasılık gerçekleşse, Volkan da sakatlansaydı, herhalde kıyametler kopardı...

Serkan geçmeliydi
Şampiyonluk mücadelesi veren Fenerbahçe'nin iki kalecisinin de peşpeşe sakatlanarak sezonu kapatması durumunda Fenerbahçeliler haklı olarak isyan edecekler, Türkiye Futbol Federasyonu da sezon içi özel transfer izni dahil kulübün zararını kapatmak üzere her şeyi yapacaktı...
Yine de sorunlar çözümlenmiş olmayacaktı.
Bu kötü senaryoyu daha fazla uzatmak istemiyorum... Volkan'ın o maçı sakatlanmadan bitirmesi, hepimizin şansıdır.
Ama bu olaydan bir ders çıkarmak gerekirse...
Fatih Hocam darılmasın da...
Rüştü'den sonra kaleye Serkan Kırıntılı'nın geçmesi herhalde daha iyi olurdu..

Trabzon'da zor günler

Trabzonspor, kırk yıllık tarihinin belki de en sıkıntılı dönemini yaşıyor...
Lazaroni'nin gidişinden sonra Ziya Doğan'ın dönüşü, beklendiği gibi pek de "muhteşem" olmadı. Beşiktaş ve Galatasaray'ı peşpeşe deviren bordo- mavili takım, adeta maç kazanmayı unuttu. Puan cetveline baktığınızda, zirveye uzak, dibe daha yakın bir tablo çıkıyor karşınıza.
Elbette bu duruma bir günde gelinmedi...
Futbolcu ve teknik adam olarak yerel değerleriyle 6 şampiyonluk kazanıp tarih yazan kulüp, futbolda endüstrileşmenin, globalleşmenin rüzgârlarına kapılarak hayal kırıklıkları yaşamaya başladı.

Çareyi bulacaklar
Yöreden yetişen yıldızlarına sahip olamadı. Onların ayarına denk yabancıları bulamadı. Yabancı teknik adamlar ve yabancı futbolcularla yeni bir kimlik kazanamadı. Eski kimliğini de kaybetti.
Futbol kültürüne sahip önemli bir bölge, hak ettiği yeri yitirdi.
Şimdi bir yandan yönetim tartışmaları, bir yandan takım içi sorunlarla boğuşup Fenerbahçe maçına hazırlanıyorlar...
Beşiktaş için söylediklerimizi Trabzonspor için de tekrarlayalım :
Galibiyet, elbette sevindirir... Ama sorunları çözer mi ? Asla!
Trabzonspor'un ortak akla, sinerjiye ve uzun vadede geçerliliğini koruyacak çözümlere ihtiyacı var...
Karadenizlileri tanırım... Çareyi bulacaklar!

İnadına Atilla!

Gençlik ve Spor Genel Müdür vekili Mehmet Atalay dostumu kırmak istemem... Onun temiz yüreğine ve iyi niyetine her zaman inanırım.
Ama o temiz yürek, bazen çaresiz kalıyor.
Özellikle federasyon seçimlerinde... Bir yandan özerkleşme kör topal teşvik edilirken, öte yandan bir yerlere şirin görünmek isteyen yapay adaylar destekleniyor.
Cimnastik Federasyonu da böyle bir yapaylığın tehdidi altında...

Yapay aday çıktı
İşlerini tasfiye ederek hayatını sadece spora ve cimnastiğe adayan, uluslararası federasyonda onurlu görevler alan Atilla Örsel'i harcama niyetleri, yine gündeme geldi. Yine camiada esamesi okunmayan yapay bir aday sahneye çıkarıldı. Kongre yeni adaya şans getirmek üzere ertelendi. Federayon genel sekreteri görevden alındı...
Şimdi soruyorum :
İktidar hırsı uğruna Örsel'i bu kadar örselemeye değer mi ?
Hayır, adaşım asla yılmamalı...
Cimnastik camiası, başkanına sahip çıkmalı...
Ne sağa teslim olmalı, ne sola...
İnadına Atilla!

agokce@milliyet.com.tr




SPOR
'PSV'den söz aldık'
Aksu'dan garanti
'Sistem değişebilir'
Akyel kadro dışı
Akıl oyunları!
Kartal Cevher buldu: 74-61
Torpido yolda kaldı!
Real Madrid ile Lyon elele: 2-2
2006'ya veda
Utah Jazz tarih yazdı
Haber turu...
Ya Volkan da sakatlansaydı?
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Atilla GÖKÇE
Ya Volkan da sakatlansaydı?
Futbol gündeminin içinde olaylar öylesine hız...


© 2006 Milliyet