|
 |
|
|
Çarpıcı sonuçlar önemli mesajlar
Satır Arası / Deniz Sipahi
Prof. Dr. İbrahim Armağan üniversiteden benim de hocamdır. Armağan'ın son kitabı "AB kıskacında Türkiye'nin sosyo politik profili" ismini taşıyor. Bu kitapta kullanılmak üzere Türkiye'yi temsilen 15 il ve 2100 denek üzerinden Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Mersin, Bursa, Balıkesir, Aydın, Antalya, Kayseri, Malatya, Kahramanmaraş, Diyarbakır, Trabzon ve Kars'ta anketler yapılmış.
Türkiye'nin en önemli ve en öncelikli sorunları şöyle sıralanmış.
"Ekonomik sorunlar ve geçim sıkıntısı, işsizlik, terör ve Kürt sorunu, güvenlik sorunu, yolsuzluk, eğitim, sağlık, laiklik - şeriat sorunu, demokratikleşme, öteki sorunlar..."
Demek ki; 2002'den bugüne gündem maddelerinde çok fazla değişikliğin olduğunu söylemek çok doğru değil.
2006'da AKP'yi başarılı bulanların oranı yüzde 31.85, başarısız diyenler yüzde 28.33, kararsız olanlar 39.81.
CHP'yi başarılı bulanların oranı yüzde 12.01, başarısız diyenler yüzde 56.81, kararsız olanlar yüzde 31.
En başarılı parti sorusuna en fazla cevap hiçbiri kararsız seçeneğine gelmiş; yüzde 32.47.
AKP 22.84, MHP 10.84, CHP 10.73, DYP 11.42 ve ötekiler...
Bugün seçim olsa oy verilecek partiler de şöyle sıralanıyor.
Kararsız 34.24, AKP 21.28, CHP 10.59, MHP 10.06, DYP 9.64, DTP 5.21, ANAP 3.42...
AKP'nin 2006 profili de şöyle yorumlanmış.
Merkez 25.94, muhafazakar 26.68, İslamcı 18.21, sağcı milliyetçi 8.68, demokrat 9.36, başka 11.1.
Bence AKP yönetiminin üzerinde çok düşünmesi gereken sonuçlar bunlar.
Sağ partiler arasında seçim işbirliği gerekli diyenlerin oranı yüzde 23.05. Sol partiler bir araya gelmeli diyenler yüzde 69.05. Türkiye'nin AB'ye üye olmasını isteyenlerin sayısında da çok farklı sonuçlar çıkmış. 2002'de genel olarak "evet" diyenlerin oranı yüzde 76.35'ten 57.41'e düşmüş.
Genç kesimin görüşü ise yüzde 84.96'dan 55.33'e düşmüş. Demek ki... AB'ye olan güven, destek azalıyor, kuşkular artıyor. AB karşıtları güç kazanıyor.
Yine de halkımızın yüzde 60'a yakın bir çoğunluğu AB'ye üyeliğimizden yana, bu AB ülkelerinde 35 40'lar civarında. Oysa AB ülkelerinde yaşayan Türklerde bu oran 90'lar gibi çok yüksek düzeyde kalıyor.
Bunlar gerçekten ilginç sonuçlar ve tüm siyasilerin seçime kadar stratejilerini etkileyecek gerçekler.
Peki Prof. Dr. İbrahim Armağan neler düşünüyor. Notları kısaca şöyle...
* * *
İktidar partisi ve ana muhalefet partisi oy kaybediyor. Başta MHP olmak üzere milliyetçi partiler oylarını artırıyor.
Seçmenin üçte biri karasız ve siyasete tepkili.
Siyasete güven azalıyor.
Milliyetçilik tırmanıyor.
Toplumda kutuplaşma eğilimi artıyor.
Gelecek korkusu yaygınlaşıyor.
Halkın AB'ye güveni azalıyor ama yine de çoğunluk AB'den yana görünüyor.
Siyasal ve sosyal yozlaşma, insanların birbirine yabancılaşması ve yalnızlaşma duygusu, değerler sisteminin çökmesi toplumda bir anomi (kuralsızlık) durumu yaratıyor. Cehalet, açlık, yoksulluk, işsizlik, toplumsal ve bölgesel dengesizlik artıyor. Başta siyaset olmak üzere toplumun yeniden yapılanması gerekiyor. Bunun ilk halkası başta anayasa olmak üzere Siyasal Partiler ve Seçim Yasası'nın değiştirilmesidir.
Küreselleşme süreci, Avrupa Birliği oluşumu ve Orta Doğu'nun kaynayan cadı kazanı dikkate alınarak radikal adımların cesaretle atılması gerekiyor. Bunun için de Türkiye'nin gerçek liderlere gereksinimi var. Toplumun geleceği günlük politika ve çıkarlara alet edilmemelidir.
Değişim sancıları yaşayan Türkiye'nin uzun politikalara, projelere ve stratejilere gereksinimi vardır.
Gençliğimize güvenip onları siyasetin içine çekmeliyiz. Genç bir nüfus yapısına sahip olan Türkiye'nin, kafa ve bedenen yaşlanmış, çağımızdaki gelişmeleri algılayamayan "padişahçılıklardan" ve siyasetçilerden kurtulması gerekiyor.
Bu çalışmaya yarın da devam edelim.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|