|
 |
|
|
Başımızı ağrıttı
Galatasaray'ın güçlü olmayan bir Bordeaux önünde dahi tedbirler paketini ön plana çıkaran bir oyun düşüncesi vardı. Yaklaşık 10-15 dakika yarı sahayı geçemeyen, rakibin ataklarını kabullenenen, iyi hazırlanmış oyun planı olmayan bir Galatasaray görüntüsü izledik. Rakibine kendi hatalarından pozisyon veren, kazandığı toplarla yaklaşık 7-8 pas yapmasına rağmen, 2-3 metre mesafe kat edemeyen oyun düşüncesinin, Galatasaray'a kazandıracağı bir şey olmadığı aşikardı.
Galatasaray bu maçları daha değişik değerlendirip, daha farklı düşünceyi sahaya sürebilecek futbolcu yapısına sahip. Karşısında Şampiyonlar Ligi'nde gol atamamış tedirgin bir takım var. Bordeaux, Galatasaray'dan çekinirken, Galatasaray'ın daha fazla çekingen olmasına anlam vermek imkansız.
Galalatasay'ın bu oyun planıyla Bordeaux'dan galibiyet çıkarması hakikaten çok zordu. Liverpool maçı, aşağı yukarı aynı skordan kurtulabilecek bir karşılaşma olarak hafızalardayken, özellikle ikinci yarıda kısa sürede 3-0 mağlup duruma düşülmesi ve Arda'nın hiç yakışık almayan davranışı işi daha da zora soktu.
Gerets korkmuş
Türkiye, Gerets'i hakikaten o kadar korkutmuş ki, kafasındaki tek düşünce, aman daha fazla gol yemeyeyim. Galatasaray maçı 5-6 farkla kaybetmese ne olur? Sonunda UEFA hedefinden zaten uzaklaşıyor.
Gerets'in elinde kullanabileceği tek şans vardı. Bir eksik adamla orta saha mücadelesini riske atması lazımdı. Kısacası oyunu Hakan ve Ümit'in üzerine kurması, hatta bu arada kalite olabilecek bir ayak Ergün'ün oyuna dahil olması oyun planını değiştirebilirdi. Bu riskin alınması lazımdı. Inamato veya Ayhan'dan birini, büyük ihtimalle Ayhan'ı oyundan alıp, Ergün'ü sahaya sürerek, Hakan ve Ümit üzerine oyunu yıkması gerekirken, tam tersini yaptı. Orta sahayı azaltmak seni 5-0'a da, oyunu kurtarmaya da götürebilir. Galatasaray'ın tercih edeceği, maalesef çok farklı kaybetmemek üzereydi.
Hakan-Ümit ikilisinin Liverpool'a karşı yakaladığı gol pozisyonları Bordeaux'a karşı da bulunabilirdi.
Ah Arda ah!
Daha önce Arda değerlendirmesi yaparken, aman dikkat, vücut dili son derece şımarmaya müsait sinyaller veriyor demiştim. Keşke haksız çıksaydım. Genç ve milli bir futbolcu, takımını böyle bir hareketle nasıl yalnız bırakır. Kafa atmayı gerektirecek ne yapıldı. De ki yapıldı, ne oluyorsun? Daha yolun başında bu tür davranışlara girersen, ilerleyen dönemlerde ruh halini kontrol etmen çok daha zor olur.
Anlayamıyorum Galatasaray, Galatasaray gibi düşünmüyor, oynamaya çalışmıyor. Veya Galatasaray gibi oynayacak adamları tercih etmiyor. Daha düşük kalitelilerle mücadele edelim, kaybetmeyelim mantığını ön plana çıkıyor. Zaten böyle düşünen bir takımın gideceği farklı bir yer olamaz.
mdenizli@milliyet.com.tr
|
|
|

|