|
 |
|
|
Ağzımızın tadını bozan birisi...
Görüş / Bülent Buda
Geçtiğimiz cumartesi Alsancak'taydım. Göztepe'nin Kütahyaspor maçı için. Coşkulu, heyecanlı oluyor Göztepe'nin maçlarını izlemek. Yine 1500'ü aşan tutkulu taraftar kitlesi, başlama düdüğünden oyunun bitimine değin susmayan, takımının arkasında duran, hayranlık uyandıran bir güç. Takım 3.Lig'de, taraftar Süper Lig gibi dürüyor. Bir de bırakabilseler ona buna sataşmayı. Hele küfürler, vazgeçebilseler daha da büyüyecekler!
Hepsi gitti sıra yenilerde
Oyun alanındaki genç adamlar da tribünlere koşut, hevesle, istekle çabalıyorlar. 41.dakika oynanıyordu. Maçın başından itibaren dikkatimi çeken Recep Gayık şöyle "20-25 metre sağ çaprazda, önünde zıplayan bir top gördü ve vurdu." Kimse, ne rakip kaleci, ne tribünler, ne oyun alanındaki diğer futbolcular belki de Recep'in kendisi bile ne olup bittiğinin farkında olmadan topun ağlara adeta yapıştığına tanıklık ettiler. Futbol oynanan bütün sahalarda ender görülen birinci sınıf bir gol vuruşuydu Recep'inki.
İlk yarı bitti, neşemiz yerinde söyleşiyoruz. Emre Gümüşkaya'nın saçının telinden, ayak tırnağının ucuna kadar futbolcu olduğunu söylüyorum. Birisi "Denizli'ye verdiler bile abi" diyor. İçim acıyor. Son üç yılda tüm tarihinden daha fazla futbolcu çıktı Göztepe altyapısından. Hepsi gitti, sıra yenilerde!
Halk arasında bir söz vardır
Konuşsan kulüp yönettiğini söyleyecek bir süre önce vekaletle yöneticiliğe atananlar! O ara protokol tribününde olağandışı bir hareketlilik gözleniyor. Meraktan soruyoruz, deniyor ki; "Deniz Kalkış elinde bir belgeyle gelmiş. Levent Ürkmez ile arkadaşlarının yöneticiliği yasal değil. Orada oturamazlar" diyesiymiş. Ben "Kalkış" soyadının Göztepe için Körfez'de rüzgara yelken açarak yarışan gelenekten geldiğini bilirim. O nedenle de Bay Deniz'i Göztepeli sanırdım. Oysa bu kimsenin son zamanlardaki girişimlerine, eylemlerine baktığımızda o tür sevdalarla uzaktan yakından ilişkisi olmadığını kavramak hiç de zor olmuyor. Öyle anlaşılıyor ki, Bay Deniz atalarının geçmişte edindiği Göztepelilikten zerre kadar pay almadığı gibi, görünen o ki, "Eline aldığı bir kağıt parçasıyla başka payları edinme telaşına girmiş." Eğer öyleyse bu zatın yapacağı ilk şey, adının ardından "Kalkış" soyadını kaldırmak olmalı. İşte bu sıkıntıyla kaçan keyfimizle ikinci yarıyı izledik. Neyse ki 90'da Özkan'ın nefis kafasıyla gelen galibiyet golü kaybettiğimiz neşemizi geri getirdi.
Ne diyebilirim ki, halk arasında bir söz vardır; "Şefaatından vazgeçtim, ne olur mezarımdan taş çalma" denir. Bu değersiz önemlileri bitirmedikçe işimiz hala zor.
egespor@milliyet.com.tr
|
|
|

|