Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 24 Kasım 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
KATSAYI TARTIŞMALARI, MALZEMESİZ OKULLAR ONLARI HİÇ İLGİLENDİRMİYOR; ONLAR İÇİN VARSA YOKSA ÖĞRENCİLERİ
Öğretmenler odasına çıkamayan öğretmen

Feyyaz Tolan, bir Öğretmenler Günü'nde geçirdiği kazada 'yarım' kaldı. Ama, derslerini hiç aksatmadı. Okulda rampa bile yok. Öğretmenler odasına çıkamadığı için kafeteryada oturuyor

Ümran Avcı - İstanbul

Bir öğretmenler gününde "yarım" kaldı Feyyaz Tolan. Yine de öğrencileri için direndi. Öğrencileri en iyi olsun diye acılarına rağmen derslerini hiç aksatmadı. Buna rağmen eğitim verdiği okula rahat girip çıkması için bir rampa bile yapılmadı. Özel tuvalet hazırlanmadı. Hatta tekerlekli sandalyesi ile birinci kattaki öğretmenler odasına çıkamadığı için ders aralarında kafeteryada oturmaya mahkûm oldu.
Feyyaz Tolan, Zeytinburnu Mensucat Santral Anadolu Lisesi beden eğitimi öğretmeni. 9 Eylül Üniversitesi Spor Akademisi'nden mezun olduktan iki yıl sonra, 1994'te iki yıllık öğretmenken trafik kazası geçirdi. 24 Kasım Öğretmenler Günü'nde hem de.
Kumburgaz'daki kutlama yemeğinden dönerken ölüm virajını alamadı ve otomobiliyle üst üste takla attı. Omuriliği zarar gören öğretmen, asıl sakat bırakacak darbeyi ilkyardıma koşan insanlardan yedi. 15 gün şuuru kapalı olmak üzere tam 45 gün yoğun bakımda kaldı, bir yıl boyunca da hastanede yattı. Çıktığında vücudunun yüzde 95'i çalışamaz durumdaydı. İki yıl boyunca tedaviye dışarıdan devam etti.

Altın madalya kazandırdı
Kendini toparlamaya başlar başlamaz öğrencilerine koştu. O gün bugündür tekerlekli sandalyesinde, sürekli oturmaktan vücudunda yaralar açılmasına rağmen ne mesleğinden, ne öğrencilerden ödün verdi. Atletizm yarışmalarında öğrencilerine altın madalyalar kazandırdı.
Öğretmenler Günü'nde azmini haberleştirme için gittiğimizde Feyyaz Hoca'yı öğretmenler odasında "boşuna" aradık. Binada yaptığımız kısa turda engelli bir öğretmene hareket imkânı tanımayan bir okulda olduğumuzu, bu nedenle Feyyaz Hoca'nın üst kattaki öğretmenler odasına çıkamayacağını geç fark ettik.

'Rampa yapsak iyi olacak'
Sonunda da hocayı girişteki kafeteryada bulduk. Beden eğitimi dersini görüntülemek için bahçeye çıkarken, okul girişindeki bir basamaktan öğrencilerinin onu indirip çıkarışını "utanarak" izledik. Bu kareyi fotoğraflarken bir okul yöneticisinin, "Sana bir rampa yapsak iyi olacak" diyen "geç kalmış" sözlerini üzüntüyle işittik.
Bugün senin günün öğretmenim. Sen, kendini öğrencilerine, mesleğine adadın. Bunun bedeli olarak biz senin meslektaşlarının arasına katılmanı "lüks" saydık. Engeline engeller ekledik ve bunu çok geç fark ettik. Bizi affedebilecek misin öğretmenim?

Eğitimciler 10 yılda devamlı yoksullaştı!

EKONOMİ SERVİSİ
Eğitim-Sen'in yaptığı "Öğretmenlerin Sosyoekonomik Durumları" başlıklı araştırma, öğretmenlerin büyük maddi sıkıntı yaşadığını gözler önüne serdi. Son 10 yılda yoksulluk sınırı 32 kat artarken, öğretmenlerin maaşları ancak 29 kat arttı.
2 ayda 2500 öğretmenle yapılan araştırmaya göre, 1996'da göreve başlayan 9/1 derecedeki bir öğretmen 29 milyon TL maaş alırken, bugün bu rakam 840 YTL. 1996'da 62 milyon TL olan yoksulluk sınırı ise bugün 1980 YTL'ye ulaşmış durumda.
Aynı dönemde ekmeğin fiyatı 57, etin fiyatı 65, yumurtanın fiyatı 200, sütün fiyatı 58 kat arttı.
Araştırmaya katılan öğretmenlerin yüzde 70'i ilköğretim okullarında görev yapıyor, yüzde 68'i 36 yaşından büyük, yüzde 65'i erkek, yüzde 63'ü evli. Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer de, öğretmenlerin daha üretken olabilmelerinin, sorunlarının giderilmesinden geçtiğini kaydederek şöyle konuştu:
"Eğitim çalışanlarının aldıkları tazminatlara ilişkin oranlar en az yüzde 50 artırılmalı, eğitim ve bilim çalışanlarının tümüne ücretsiz ulaşım olanağı sağlanmalı, sözleşmelilere kadro verilmeli, bütçeden eğitime ve üniversitelere ayrılan pay en az yüzde 50 artırılmalı."

Ev almak için 20 yıl çalışmalı

  • 1996'da öğretmen (9/1) bir maaşıyla 7.4 adet Cumhuriyet Altını alabilirken, bugün bu sayı 4. Yine 10 yıl önce bir milletvekilinin maaşı bir öğretmenin maaşının 3.8 katıyken, bugün bu fark 9 katına çıktı. Aynı süreçte öğretmen maaşları 29, milletvekili maaşları 69 kat arttı.
  • Bugün 840 YTL maaşla çalışan bir öğretmen, her ay gelirinin yarısını tasarruf ederse yaklaşık 20 yıl sonra ev sahibi olabilir. Ortalama bir ev fiyatının 100 bin YTL olduğu düşünülürse maaşının yarısını (420 YTL) tasarruf eden bir öğretmenin 238 ay, yani 19.8 yıl sonra ev alabileceği hesaplanıyor.
  • Öğretmenlerin yüzde 90'ının banka kredisi borcu bulunuyor. Yüzde 8'inin 0 - 750, yüzde 14'ünün 750 - 1500, yüzde 32'sinin 1500 - 3000, yüzde 34'ünün 3 bin YTL'den çok borç veya taksiti var. Yüzde 12'si "hiç borcu olmadığını" belirtiyor.
  • Yüzde 64'ü ekstra takım elbise almanın bütçelerini "hissedilir oranda", yüzde 58'si bir haftalık tatilin bütçelerini "çok fazla" etkileyeceğini düşünüyor.


  • SEZER'DEN MESAJ:
    Eğitimin temeli öğretim birliği

    ANKARA Milliyet
    Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile TBMM Başkanı Bülent Arınç, 24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle yayımladıkları mesajlarda farklı yaklaşımlar sergiledi. Sezer, eğitim politikasının temelini öğretim birliği yasasının oluşturduğunu vurgularken, Arınç, "İmam hatip liseleri ve irtica" tartışmalarına göndermede bulunarak, "Meslek liseleri anlamsız korkular nedeniyle ihmal ediliyor" dedi.
    Türk eğitim politikasının temelinin Öğretim Birliği Yasası olduğunu belirten Sezer, "Atatürk devrimleri içinde özel yeri bulunan yasa, eğitim ve öğretimin aklın ve bilimin ışığında, çağdaş bir anlayışla yürütülmesini olanaklı kılmıştır. Aydınlığın simgesi, toplumun yol göstericisi öğretmenlerimizin, mesleklerinin saygınlığına yaraşır, çağdaş yaşam olanaklarına kavuşturulması, önceliklerimizden biri olmalıdır" dedi.

    'Kısır tartışmalar'
    Arınç ise Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'e gönderdiği mesajında, "Eğitime yapılan her türlü yatırımın, aynı zamanda Türkiye'nin geleceğine yapıldığına olan inançla, bu konuda yaşanan kısır tartışmaları gereksiz buluyoruz. Eğitime ve ona gönül vermiş öğretmenlerimize hepimizin elbirliğiyle sahip çıkması gerekir" ifadesini kullandı.

    Aileleri ikna edene kadar devam

    DHA
    100 bin nüfuslu Gülbahçesi Mahallesi'nde bulunan Orgeneral Bedrettin Dalan İlköğretim Okulu Müdürü Bahri Bahadır, 2 yılda 10 bin evi ziyaret etti, 392 kız çocuğunu okullu yaptı. Bahadır, 2004'te göreve geldikten sonra ilk iş olarak tuvaletleri taşan, koridorlarında pis sular akan okulu öğrenim görülebilir bir yer haline getirdi. Cuma namazlarından önce, imamın ardından söz alarak, vatandaşları çocuklarını okula göndermeye ikna etti. Ramazan ayında her gün bir mahallelinin evinde iftar sofrasına oturdu. İkna olmayanların evinde yattı, "Sizi ikna edene kadar gitmeyeceğiz" dedi. Bahadır duygularını, "Yoruldunuz mu derseniz, yorulmadım. Daha yapacak çok işimiz var" diye ifade ediyor.

    Her şey çocuklar üşümesin diye...

    DHA
    Zor şartlardaki öğretmenler sadece Güneydoğu'da yaşamıyor. Bursa'nın kalkınmada öncelikli dağ ilçelerinden Orhaneli'ye bağlı Çöreler Köyü İlköğretim Okulu öğretmeni Mürüvvet Kaymaz (29) ile Yürücekler Köyü İlköğretim Okulu öğretmeni Yılmaz Yılmaz (35) odun kesiyor, okulun sobasını yakarak, öğrencilerini ısıtmaya çalışıyor.

    Canan Öğretmen 153 kızı okullu yaptı

    BATMAN DHA
    Kozluk ilçesi Karpuzlu köyünde kızların kaderini, 3 yıl önce köye atanan öğretmen Canan Taylan değiştirdi. Taylan, okul yüzü görmeyen 153 kızı okulla tanıştırdı. Kızların sayısı da 152 olan erkek öğrenci sayısını geçti. Kızları okullu yaparken büyük sıkıntı çektiğini söyleyen Canan Öğretmen, "Aileler göndermek istemiyordu, onları tek tek ikna ettim. Şimdi okula gitmeyen kız kalmadı" dedi. Canan Taylan, düzenlediği kursta köyün kadınlarına da okuma- yazma öğretip belge verdi.

    2 müzik korosu kurdu

    DHA
    Müzik öğretmeni Gürcan Demir'in meslektaşlarından bir farkı var: Doğuştan görme engelli. İTÜ Konservatuvarı'ndan mezun olduktan sonra bir süre özel okullarda çalışan ve 2 aydır Eskişehir Adalet İlköğretim Okulu'nda müzik öğretmenliği yapan Demir, 44 öğrencisiyle 2 ayrı müzik korosu kurdu. Demir, "Sınav telaşı nedeniyle müzikle uğraşamamalarına üzülüyorum. Sırtlarında çantalarla koşturuyorlar" diyor.

    Evini öğrenciler için sınıf yaptı

    DHA
    Hakkâri'nin Şemdinli ilçesi Kayalar köyüne bağlı Hasruva mezrasında okul yok. Mezrada oturan İsa Eren, kerpiç evinin bir odasını 18 çocuğun eğitimi için açmış. Diğer bir odada öğretmen Mehmet Aköner barınıyor. Eren ve ailesine iki oda kalıyor. Üstelik bu durum 8 yıldır böyle. Eren, "Yine de mutluyuz" diyor. Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri, mezraya gelecek yıl 8 derslikli bir okul ve 4 lojman yapılmasıyla ilgili projenin programa alındığını söylüyor.





    GÜNCEL
    Öğretmenler odasına çıkamayan öğretmen
    Topbaş'tan ağır fatura
    İklim göçlerine hazır olalım!..
    Güneydoğu için Kürtçe bilen hemşire aldık
    Sağlıkçı kadın şiddet mağduru
    Prof. İnalcık'a şeref doktorası
    PKK'lı Bayık: ABD, PEJAK ile temasta
    Karar verenler adına bir miktar pişmanız
    'Erdal ve Karataş'ın yerlerini biliyoruz'
    Lagendijk: Tren kazası olmaz
    CHP'liler, Pepe'ye Milliyet'i gösterdi
    Fırat'a maden suyu taşkınla karışmış
    Komutanlar 'Dondurmam Gaymak'ın galasında
    RTÜK'ten 'sabah kuşağı' uyarısı






    Melih AŞIK
    CHP'yi sorgulamak
    CHP'yi AKP'ye alternatif olmaktan çıkarmak iç...
    Hasan PULUR
    Rahatlamak isteyenlere hazır reçete...
    İŞTE bu olmadı; koskoca profesör Atatürk'e "B...
    Çetin ALTAN
    İlm-i simya, bakırı altına çevirme
    Cumhuriyetin tek partili döneminde, tüm ilkok...

    © 2006 Milliyet