Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 24 Kasım 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Affetme İstanbullu


İstanbul "güzel bir şehir" mi... Yoksa "güzellikleri olan şehir" mi? Giderek ikincisi olmakta...
Bu "ezaya", katlanarak büyüyen "trafik cefası" eklendi. Ve son yıllarda "zulme" dönüştü.
Çünkü... İstanbul'u yönetenlerin, İstanbul halkına layık gördüğü çiledir bu.
İstanbul'da yaşayanlar, günün hangi saatinde ve bu koca kentin hangi yöresinde olursa olsun, yola çıkmışlarsa, kendilerini bir trafik düğümünde buluyorlar.
Gidecekleri yere varmak için en az süre 2 saat.
Sıradan bir İstanbullu, diğer sosyal yaşam programları bir yana, sadece evden işe ve işten eve gitmek ve dönmek için her gün en az 4 saatini yolda tüketiyor.
İster kendi özel aracında olsun, ister otobüs ya da dolmuşta...
Fark etmez.
Milyonlarca iş saati ekonomiden çalınıyor.
İnanılmaz rakamlara tırmanan yakıt harcamaları oluyor.
Tüketilen yakıt nedeniyle alarm düzeyinde "kirlenen hava" şehre ve ciğerlerimize çöküyor.
Zehirli hava soluyoruz. Bağışıklık sistemimiz zayıflıyor, tüm hastalıklara karşı korunma gücümüz düşüyor.
İstanbul'da kanser vakalarının artışı rastlantı değil.
Kirli hava, ağaçların, yaprakların, çimlerin, çiçeklerin renklerini çalıyor.
Biyolojik denge bozuluyor.
.......................
Kolektif çılgınlık da yaşıyoruz.
Eskiden trafik magandalığı yapanlara, İstanbullular "Kardeşim, başka İstanbul yok, uy buraya" diye seslenirlerdi. Oysa... Trafik zulmü, artık "agresif İstanbullu" türünü oluşturdu.
Her gün trafiğin kilitlendiği yollarda 2-3 cinayet işleniyor.
Yaralanmalar, kavgalar, küfürleşmeler için rakam veremiyorum. O kadar çok ki...
Öfkeyle kendini kaybedenler gaza basıp önündeki ya da yanındaki araca vuruyor. Bu, bir tür "klostrofobi" yani, kapalı mekân sendromu...
Gaza basarak etrafını saran araçların metal duvarlarını yıkıp geçme tepkisi...
........................
Bu zulmü yaşayan İstanbullunun seçeneği yok.
Metro, tüm uygar metropollerde toplu taşımacılık seçeneğidir.
İstanbul AB sürecinde olup da doğru dürüst metrosu olmayan tek kent.
Var olan metro, göstermelik.
Gelen belediyeler, metroya değil, kırmızı kaldırımlara, kısacası yerin üstündeki, görünen vitrine yatırım yaptılar.
Kaldırım taşlarını sök, yeniden yap, vasıfsız müteahhit partililerin bitleri kanlansın, palazlansınlar.
"Kendi zenginini yarat" kafası...
Sadece metro değil...
Son 15 yıl içinde İstanbul'a bir çevre yolu yapıldı mı? Bir otoyol daha yapıldı mı? Bir köprü ve onun bağlantı yolları yapıldı mı? Kent içinde büyük bir "aks yol" kazanıldı mı?
"İstanbul trafiğine her gün uç uca 400 metre tutan otomobil çıkıyor" diyen İstanbul yöneticileri neden yeni akslar, yeni otoyollar, boğaz köprüsü, bağlantı yolları yapmıyorlar?
Eski altyapının üzerinde tespih çekiyorlar. Eski altyapının sağ güvenlik şeridinden, başbakanı, bakanları geçiriyorlar, kendileri de o sağ şeridi kullanıyorlar...
Trafik zulmünü yaşamadıkları için, trafiğin "çıldırtan katsayısı" onların yaşamları dışında...
En sinir bozucu olan şey de, hiçbir şey yapmayışları... Sanki böyle bir sorun yokmuş gibi suskunlukları...
Görevleri, başbakanın mabeyncisi olmaktan ibaretmiş gibi, onun gelişine ve gidişine odaklanmaları...
........................
Merhum Turgut Özal, 2. köprüyü yaptı. TEM otoyolunu açtı.
Onun Belediye Başkanı Bedrettin Dalan, yol, yeşil alan, altyapı hizmetleri, toplu taşımacılık için o kadar çok hizmet verdi ki, tek tek sıralayamam.
Ama... Sadece birkaçı yeter...
Taksim'den Tepebaşı'na açtığı bulvar, Florya'dan Bakırköy'e, Fenerbahçe'den Maltepe'ye sahil yolları bile, İstanbul trafiğinin nefes boruları olmuştur.
.......................
Bu İstanbul, zulmü unutmaz, yapanları affetmez.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Yaşadığımız dünyada Türkiye
İSTANBUL çok önemli bir toplantıya ev sahipli...
Çetin ALTAN
İlm-i simya, bakırı altına çevirme
Cumhuriyetin tek partili döneminde, tüm ilkok...
Melih AŞIK
CHP'yi sorgulamak
CHP'yi AKP'ye alternatif olmaktan çıkarmak iç...
Fikret BİLA
Demirel'den "Koca Papaz" öyküsü
Papa 16. Benedictus'un Türkiye'ye yapacağı zi...
Hasan CEMAL
Aydınlık, karanlık!
İmam hatip tartışması... Din ve eğitim... Tab...
Güneri CIVAOĞLU
Affetme İstanbullu
İstanbul "güzel bir şehir" mi... Yoksa "güzel...
Abbas GÜÇLÜ
Bugün söz öğretmenlerde
Hamaset nutukları atıp öğretmenleri göklere ç...
Hurşit GÜNEŞ
Solda birlik talebi
Bir süredir DSP Genel Başkanı Zeki Sezer sold...
Sami KOHEN
Bölge dengeleri değişirken...
GEÇEN hafta Washington ve Londra'da Irak'taki...
Faik ÖZTRAK
Hazmı zor bir "başarı" öyküsü
İşgücü rakamları işsizlik oranının bu yılın ü...
Hasan PULUR
Rahatlamak isteyenlere hazır reçete...
İŞTE bu olmadı; koskoca profesör Atatürk'e "B...
Derya SAZAK
Papa'yı beklerken
Papa'nın ziyareti yaklaştıkça Türkiye kamuoyu...
Meral TAMER
Türkiye, AB'nin 28. üyesi olmakla kalmaz!
Yıl 1998.
Ece TEMELKURAN
Canavarlar
Kimin hayatını yaşıyorsun sen? Kendininkini m...
Güngör URAS
Doğu'da trenler saatte 55 km gidebiliyor
TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman anlatıyor:...
M. Ali BİRAND
Papa aslında Fener'e geliyor
Prof. Dr. Halil İnancık, Koç Üniversitesi'nde...

© 2006 Milliyet