|
 |
|
|
Gündüz ve Gece
Gökkuşağı / Reşat Kutucular
Bu gezegenin iki yüzü var. Biri gündüz, biri gece. Gündüz tarafında, yani New York'un, San Francisco'nun, Seattle'ın oralarda, Franfurt civarında, Londra, Zürih, Milano tarafında, Tokyo'da işler yolunda, zenginlik var, insanlar geleceğe iyimser bakıyor. Güvenlik kaygıları dışında hayata karşı korkusuzlar. Uzun, sağlıklı ve istedikleri gibi yaşayan insanlar çoğunlukta orada.
Gece tarafı ise başka bir gezegen sanki. Afrika'nın büyük kısmında, Filistin'de, Irak'ta sabırla gündüzün gelmesi bekleniyor, yıllar geçiyor, ara ara tan ağırıyor ama karanlık bitmiyor.
Orada çeşit çeşit kaygılar, sorunlar, sefalet, ölen çocuklar var.
* * *
Gece gündüz farkı giderek keskinleşiyor. Şu aralar gündüz kısmının keyfi hiç olmadığı kadar yerinde maşallah. Çiçekler açıyor, şampanyalar patlıyor, neşeli şarkılar söyleniyor. Paranın gücü her köşede, her dakika bire bir hissediliyor. Hissedilsin isteniyor. Ciddi dengesizliklere ve risklere rağmen bu müreffeh havanın bir iki yıl daha sürmesi bekleniyor. Hele şu ara, milyon dolarlar resmen havada uçuşuyor
Artık orta büyüklükte şirketlerin değeri bile bir kaç milyar dolara ulaşmış durumda. 20 milyon dolar transfer ücretiyle üst düzey yöneticiler alınıyor, 500 milyon dolarlık stadyumlar yapılıyor, Real Madrid TV yayın haklarını 1.4 milyar dolara satıyor. 5-10 milyon dolara evler, 500 bin dolara otomobiller alıcı buluyor.
Öteki lüks oyuncakların da şatışları iyi gidiyor. Gündüz tarafı adeta parayı koyacak yer bulamıyor.
* * *
Küresel ekonomi yılbaşından bu yana kredili şirket satın almalara 3.1 trilyon dolar harcamış durumda. Bunun yarısı ABD'de, yarısı Avrupa'da gerçekleşmiş. Gün geçmiyor ki yeni bir satın alma haberi patlamasın. Bu satın almaların bazıları 20-30 milyar dolar aralığında üstelik. 2000 yılındaki şirket satın alma rekoru şimdiden kırılmış durumda. Satın alarak büyüdükçe büyüyor şirketler. Bu ölçekte bir şey ilk kez yaşanıyor bu gezegende.
Kapitalizmin tarihi, 11 Eylül saldırılarında temelinden sarsılan ekonomik sistemin toparlanıp beş yılda bugünkü hale gelmesini altın harflerle yazacak herhalde. Öncelikle Çin'e ve Hindistan'a binlerce kez teşekkür ederek, tabii Brezilya'yı, Rusya'yı, diğer Asya kaplanlarını da unutmayarak.
Oralarda yaşayan 3 milyara yakın insan çılgınca üretiyor artık ve giderek tüketim tarafında da kendini göstermeye başlıyor. Bu, gelişmiş ekonomilerin yeni iş alanları arayan hırslı şirketleri için inanılmaz fırsatlar demek. Dünyanın yarısı talep etmeye başladı, başlıyor, düşünsenize.
* * *
Çin'in döviz rezervi 1 trilyon doları aşmış vaziyette bu arada. Karşılığında ABD'nin 500 milyar dolarlık dış ticaret açığı var. Yeni güç dengeleri kuruluyor gibi gözükse de gündüz tarafındakiler ne yaptıklatrını gayet iyi biliyorlar aslında. Gecenin kaderi bu sanki, gündüze çalışmak. Gündüzün zor ve pis işlerini yapmak.
Biz de alacakaranlıktan aydınlanmaya geçmeyi kısmen kendi çabamızla, kısmen AB'ye üye olarak yakalamaya çalışıyoruz.
Enflasyonumuz 30 yıldır ilk kez tek haneli. Dünya iyiyken bu kez biz de fena değiliz, krizde değiliz, güçlü büyümeyi koruyoruz. Bu büyüklükteki bir dünya ekonomisiyle bu büyüklükte bir Türkiye ekonomisini ilk kez bir arada görüyoruz.
* * *
Gecenin böyle olduğu bir gezegende gündüz daha ne kadar bu kadar keyifli kalır bilinmez. Ama kıymetli bir coğrafyada yer alan ülkemizin değeri daha da artacak önümüzdeki üç beş yılda.
İlgiden şaşırabiliriz. Öyle görünüyor.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|