Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 25 Kasım 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Cinsellik, dinsellik, vitrinsellik, bilimsellik


Kırsal bölgelerde koyun sürülerinin uzaklardan yankılanan çıngırak sesleri gibi; bir "kaos" sözcüğü de, gitgide yaklaşarak yankılanıp durmada.
"Kaos" deyimi, kainatın galaksiler, güneş sistemleri, gezegenlerle bugünkü düzeninden önceki dönemi simgeler. Güncel dildeki kullanımı ise; tutarsız, ne sonuç vereceği belirsiz bir kargaşa anlamında...
* * *
Toplumsal bir kaosun oluşması; birtakım koşullanmalar ve birtakım üstü örtülü kurnazlıklar platformunun; Doğa'nın öz yapısına ters düşüp, uyum sağlamaktan uzaklaşmasıyla başlar.
* * *
Cinsellik, Doğa'nın, sürekli bir üretim motoru da olma özelliğinin bir parçası...
Eski Mısır ve İnka uygarlıkları da dahil; "yer" yüzünün gerek kaybolmuş, gerek mevcut mezarlarında yatanların, sağlıklarındaki cinsel yaşamları şeffaflaştırılabilse...
Acaba karşımıza firavunları, kralları, imparatorları, imparatoriçeleri, rahipleri, rahibeleri, sıradan erkekleri, sıradan kadınlarıyla nasıl bir tablo çıkardı?
* * *
Yahya Kemal'in "Vuslat" şiirinde:
Gökkubbesi her lahza bütün gözlere mavi;
Zenginler, o cennette fakirlerle müsavi
Dediği bambaşka bir alem çıkardı karşımıza...
Her şeye karşın, Doğa'nın bir üretim motoru da olma özelliğiyle uyumlu bir alem...
* * *
Dinsellikte cinsellik, ne kadar maskelenmiştir acaba?
Çeşitli inançların tapınak adamları, hiç mi mastürbasyon yapmamışlardır acaba?
Bunu kutsal kürsülerinden açıklayabilecek bir sakallıya asla rastlayamazsınız ve Doğa'nın şeffaflığına karşı da sinsi bir ihanet hemen başlar böylece...
* * *
Kurnazlıktan yoksun, şeffaf bir Doğa'da; toplumsal bir ortamda kurnazlıklara, yalanlara, gerçekleri perdeleyen pozlu görüntülere abanma ne kadar artıyorsa; Doğa'nın öz yapısına ihanet de o kadar artar ve bedeli, bir kargaşa, bir "kaos" olarak çıkmaya başlar ortalığa.
* * *
Gerek "tekerlek", gerek "yer çekimi", gerek "atmosfer basıncı", gerek "elektrik", gerek "elektronik" gibi Doğa verilerinin kullanımı ne ölçüde yaygınlaşıyorsa; yalan, dolan, kurnazlık, demagojilerin de yarattığı ihanet, o ölçüde keskinleşir.
* * *
"Bilim"; Doğa verilerini gözleyerek, Doğa'daki "etki-tepki" dinamiğinin "neden-sonuç" ilişkilerini saptayıp, yasalarını çıkarma ve o yasaların, insan iradesi altında da kullanılarak, insan yaşamını kolaylaştırmaya sürekli yeni kapılar açma uğraşıdır.
"Bilim"de de ne yalan, ne kurnazlık olduğundan; Doğa'ya zıt düşme yoktur.
* * *
Ya peki politika?
Politikada; yalan, kurnazlık, pozörlük, gerçeklerin kamuflajı yok mudur?
Dileyen, dilediği gibi versin yanıtını.
* * *
Şimdi gelelim biraz da Türkiye'nin durumuna...
Yönetenleri, yönetilenleri; üreticileri, tüketicileri; okulları, öğretmenleri; üniversiteleri, profesörleriyle; Türkiye, Doğa'nın öz yapısına ne oranda uyumlu, ne oranda zıt?
Ve neden medya ortamında "kaos" sözcüğü, gitgide daha da yükselerek yankılanıp durmada?
* * *
Bu tür soruların yanıtlarını bulma merakı, can damarını oluşturur eğitim kurumlarının.
Ne mistik, ne de Kemalist klişelerle; şeffaflaşma çağına köprü kurma olanağı yoktur.
Öncelikle, mistik klişeleri kullananların da geçim kaynaklarına bakmak gerekir; Kemalist klişeleri kullananların da...
* * *
Parayı kim nasıl kazanıyor, kim nasıl kazanamıyor?
Bu tür soruların da, en az Kıbrıs sorunu kadar gündemde tutulması gerekmez mi?
Gerekir ama; nedense pek kimse istemiyor cüzdanlarla ilgili bir şeffaflığı; tıpkı mezarlarda yatanların cinsel serüvenleri gibi...

c.altan@prizma.net.tr








Taha AKYOL
Atatürk ve eleştirel düşünce
YIL 1930; Atatürk "Cayır cayır yanıyoruz" diy...
Çetin ALTAN
Cinsellik, dinsellik, vitrinsellik, bilimsellik
Kırsal bölgelerde koyun sürülerinin uzaklarda...
Melih AŞIK
Cargill devleti!
Başkan Bush'un "Bu şirketin sorunlarını çözün...
Fikret BİLA
Kıbrıs AB'nin bahanesi mi?
Avrupa Birliği (AB) Türkiye'ye 6 Aralık'a kad...
Hasan CEMAL
Kışla kültürü, demokrasi kültürü!
Bir açık mektup!
Güneri CIVAOĞLU
Boğaziçi betonu
Orman Bakanı Osman Pepe'nin gazetelere yansıy...
Can Dündar
Mezbahanın şahidi
Fatma Ömer Ennacar 64 yaşında bir intihar ko...
Abbas GÜÇLÜ
Papa niye geliyor?
Koç Üniversitesi, önceki gün tarihçi Prof. Dr...
Semih İDİZ
İran ve Suriye ile yakın ilişkimiz varsa, neden çağırmadılar?
Irak'ta artan kaosu sona erdirme çabaları açı...
Sami KOHEN
Irak'ta iç savaşın kurbanları...
Buna resmen ve alenen iç savaş demek için dah...
Metin MÜNİR
İran'ın nükleer programını ODTÜ'lüler mi yapıyor?
1968 yıllarında Orta Doğu Teknik Üniversitesi...
Hasan PULUR
Bir Avrupa anısı ve Papa...
ŞU olup bitenlere bir bakar mısınız?
Derya SAZAK
Baykal, MHP, ittifak
İstanbul Hilton'da bir grup gazeteci CHP lide...
Meral TAMER
Ali Koç: Ne Arap, ne Avrupalı, ne de Asyalıyız
Dünya Ekonomik Forumu DEF'in Türkiye toplantı...
Yaman TÖRÜNER
Küreselleşmenin dışı
Bütün dünyada olduğu gibi, ülkemizde de serma...
Güngör URAS
100 yolcunun 83'ünü otobüs 17'sini uçak taşıyor
1950 yılında yüz yolcunun 49'u karayoluyla, 4...
M. Ali BİRAND
Anlaşıldı, biz bağcıyı döveceğiz
Bu işin artık rengi görüldü.

© 2006 Milliyet