Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 25 Kasım 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kıbrıs AB'nin bahanesi mi?


Avrupa Birliği (AB) Türkiye'ye 6 Aralık'a kadar süre verdi. Bu tarihe kadar Türkiye'den limanlarını ve havaalanlarını Rum gemi ve uçaklarına açmasını istiyor.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ise bunun mümkün olmadığını söylediler. KKTC'ye uygulanan izolasyon kalkmadıkça Ankara'nın böyle bir karar almayacağını vurguladılar.
Gül, AB'nin bu tutumunu "şantaj" olarak niteledi ve boyun eğilmeyeceğini açıkladı.
Buna karşılık, AB'den gelen mesaj müzakerelerin askıya alınabileceği.
AB, Türkiye'nin önüne her aşamada Kıbrıs sorununu bir önkoşul olarak koyuyor. Türkiye, Kıbrıs'ta AB'nin beklentileri doğrultusunda hareket ettikçe mesafe alabiliyor. Aksi halde alamıyor.
Bugün de müzakerelerin devam etmesi, yeni başlıkların açılabilmesi için "liman ve havaalanı" koşulu var. Türkiye'den Gümrük Birliği'ni 10 ülkeye yaygınlaştırma taahhüdünü yerine getirmesi isteniyor. Ankara ise taahhütle birlikte yayımladığı deklarasyonu gerekçe göstererek bu adımı atmıyor.
Erdoğan, "AB-Kıbrıs" bağı konusunda söylem değiştirdi. İki sürecin birbirinden ayrılması gerektiğini savunuyor. Ancak bugüne kadarki uygulama Türkiye'nin bu bağı fiilen kabul ettiğini gösteriyordu.

Yeni bir yorum
TBMM AB Uyum Komisyonu Başkanı ve eski Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış, AB-Kıbrıs ilişkisine yeni bir yorum getirdi. CNN Türk'te dün Murat Yetkin'le birlikte Ankara Kulisi'ne konuk ettiğimiz Yaşar Yakış, sorunun "Kıbrıs" olmadığını öne sürdü. AB'nin Kıbrıs'ı bahane ettiğini savundu. Dahası, Kıbrıs sorunu olmasa bile AB'nin Türkiye'ye karşı aynı tutumu alacağını öne sürdü.
Bugüne kadar AB ile Kıbrıs arasındaki ilişkiyi Türkiye'nin uygulamada kabul ettiğini, hatta bu nedenle Türkiye'de muhalefetin, KKTC'de Rauf Denktaş'ın sert eleştirilerine muhatap olduğunu anımsattığımızda Yakış, şöyle itiraz etti:
"Kıbrıs sorunu olmasa, örneğin AB'nin istediklerini Türkiye yapsa, havaalanlarını ve limanlarını açsa bile sorun çözülmez. Çünkü asıl sorun Kıbrıs değil, AB'de Türkiye'yi alıp almama konusunda bir siyasi irade oluşmamış olmasıdır."
Yakış'a göre AB, bu iradeyi oluşturamadığı için Kıbrıs'ı bahane ediyor. Yakış bu iddiasını şuna dayandırıyor:
"AB'de Türkiye'yi almak konusunda siyasi irade oluşmuş olsa 450 milyonluk AB, 600 bin kişilik Güney Kıbrıs'ın bileğini büker."

İlişki yok muydu?
Yakış, bugüne kadar AB ile Kıbrıs arasında bağlantı kurulduğunu, iki sürecin birlikte yürütüldüğünü de kabul etmiyor. Diyor ki:
"Biz böyle bir bağlantı kurmadık. Biz Kıbrıs politikasını AB istiyor diye, AB yolunda ilerleyelim diye değiştirmedik. Kıbrıs sorununun çözülmesi gerektiğine inandığımız için yaptık. İlişkiyi kuran AB'dir, Türkiye değil. Bize göre bu iki süreç birbirinden ayrılmalıdır."
Bu görüşler aslında Türkiye'de muhalefetin, KKTC'de Rauf Denktaş'ın savunduğu görüşler.
Hükümetin ve AKP sözcülerinin bugün benzer düşünceleri savunmaları acaba yaklaşan seçim nedeniyle mi? Ulusalcı dalganın yükselmesi, AB'ye desteğin azalması, Kıbrıs'ta Türk tarafının attığı adımlara karşılık AB'nin sözünü tutamamasının yarattığı hava, hükümetin söylem değiştirmesinde de etkili olmadı mı?
Yakış, bunlara "hayır" yanıtını veriyor. Hükümetin de AKP'nin de başından beri iki süreci ilişkilendirmediği, Kıbrıs'ta AB için adım atmadığı görüşünde ısrar ediyor.
Yaşananlar karşısında hükümetin başından beri AB ile Kıbrıs arasında ilişkiyi kabul etmediğine inanmak zor olsa da hükümetin ve AKP'nin yeni söylemi böyle.

fbila@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Atatürk ve eleştirel düşünce
YIL 1930; Atatürk "Cayır cayır yanıyoruz" diy...
Çetin ALTAN
Cinsellik, dinsellik, vitrinsellik, bilimsellik
Kırsal bölgelerde koyun sürülerinin uzaklarda...
Melih AŞIK
Cargill devleti!
Başkan Bush'un "Bu şirketin sorunlarını çözün...
Fikret BİLA
Kıbrıs AB'nin bahanesi mi?
Avrupa Birliği (AB) Türkiye'ye 6 Aralık'a kad...
Hasan CEMAL
Kışla kültürü, demokrasi kültürü!
Bir açık mektup!
Güneri CIVAOĞLU
Boğaziçi betonu
Orman Bakanı Osman Pepe'nin gazetelere yansıy...
Can Dündar
Mezbahanın şahidi
Fatma Ömer Ennacar 64 yaşında bir intihar ko...
Abbas GÜÇLÜ
Papa niye geliyor?
Koç Üniversitesi, önceki gün tarihçi Prof. Dr...
Semih İDİZ
İran ve Suriye ile yakın ilişkimiz varsa, neden çağırmadılar?
Irak'ta artan kaosu sona erdirme çabaları açı...
Sami KOHEN
Irak'ta iç savaşın kurbanları...
Buna resmen ve alenen iç savaş demek için dah...
Metin MÜNİR
İran'ın nükleer programını ODTÜ'lüler mi yapıyor?
1968 yıllarında Orta Doğu Teknik Üniversitesi...
Hasan PULUR
Bir Avrupa anısı ve Papa...
ŞU olup bitenlere bir bakar mısınız?
Derya SAZAK
Baykal, MHP, ittifak
İstanbul Hilton'da bir grup gazeteci CHP lide...
Meral TAMER
Ali Koç: Ne Arap, ne Avrupalı, ne de Asyalıyız
Dünya Ekonomik Forumu DEF'in Türkiye toplantı...
Yaman TÖRÜNER
Küreselleşmenin dışı
Bütün dünyada olduğu gibi, ülkemizde de serma...
Güngör URAS
100 yolcunun 83'ünü otobüs 17'sini uçak taşıyor
1950 yılında yüz yolcunun 49'u karayoluyla, 4...
M. Ali BİRAND
Anlaşıldı, biz bağcıyı döveceğiz
Bu işin artık rengi görüldü.

© 2006 Milliyet