Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 25 Kasım 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Küreselleşmenin dışı


Bütün dünyada olduğu gibi, ülkemizde de sermaye el değiştiriyor; büyükler küçükleri yutuyor. Son yıllarda bu gelişim iyice belirgin olmaya başladı. Bu yeni oluşum, küreselleşme dediğimiz olgunun bir parçası ve biz kendimizi kaçınılmaz olarak bu oluşumun içinde buluyoruz.
Bu aşamada kendimize şu soruları sorabiliriz:
a) Küreselleşme oluşumunun dışında kalabilir miyiz?
b) Küreselleşme oluşumunun dışında bırakılabilir miyiz?
c) Yabancıların iyi şirketlerimizi satın almalarını durdurabilir veya sınırlayabilir miyiz? Durdurmalı veya sınırlamalı mıyız?
d) Yabancı sermaye teşvik edilmeli mi?
e) Ulusal şirketlerimizin rekabet gücünü nasıl artırabiliriz? Ulusal şirketlerimizin uluslararası arenada güçlü olmasını nasıl sağlayabiliriz?
f) Ulusal kamu veya özel sektör şirketlerimizi sattığımızda, elde ettiğimiz geliri nasıl değerlendirmeliyiz?

Hedefe ulaşmak için
Bu soruların cevaplarını vermeden ulusal bir ekonomi politikası oluşturulması zordur ama, soruların cevapları hiç de zor değil:
  • Küreselleşme oluşumunun dışında kalamayız. Ancak, oluşumun bizim için olan artılarını ve eksilerini çok iyi bilmeli ve değerlendirmeliyiz. Bunu en iyi biçimde Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) yapabilir. Bu teşkilatça yapılacak değerlendirmeler, kamuoyunun tartışmasına açılmalıdır. Özellikle, milliyetçilik anlayışından hangi ölçülerde vazgeçebileceğimizi veya buna gerek olup olmadığını çok iyi incelemeliyiz.
  • Küreselleşme oluşumunun dışında bırakılamayız. Bu nedenle, Avrupa Birliği'nin bizi eninde sonunda üye olarak alması ve bundan daha önemlisi uluslararası ekonomik ve sosyal kuralların ülkemizde de aynen uygulanmaya başlanması kaçınılmazdır. IMF, Avrupa Birliği, Dünya Bankası, OECD gibi kurumların dediklerini yaptıkça bu hedefe ulaşırız. Hatta, kaçınılmaz olarak ulaştırılırız.


  • İktidarların sevdası
  • Yabancı sermayeyi teşvik etmek zorundayız. Yabancı sermaye gelmeden, gelişmemizi tamamlayamayız. Artık, ülkemiz yabancılar için mutlaka değerlendirilmesi gereken bir ülke konumundadır. Yabancı sermaye mutlaka gelecektir. Bunu, ancak bu kadar engelleyebilirdik.
  • Ulusal şirketlerimizin rekabet gücünü arttırmak için alınacak tedbirler DPT tarafından incelenmeli ve kamunun tartışmasına açılmalıdır. Vergi politikası, enerji fiyatları, kur politikası, arazi tahsisi gibi konular mutlaka tarafsız olarak belirlenmelidir. İktidarlar, kendi zenginlerini yaratma sevdasından vazgeçmelidir.
  • Uluslararası arenada iş yapan şirketlere, ticaret ataşeliklerimiz tarafından her türlü bilgi sağlanmalı ve yardım yapılmalıdır. Bu konuda da DPT inceleme yapıp tavsiyelerde bulunmalı; ticari ataşelikler Hazine'den DPT'ye devredilmeli ve DPT tarafından örgütlenmelidir.

  • "Ulusal kamu veya özel sektör şirketlerimizi sattığımızda, elde ettiğimiz geliri nasıl değerlendirmeliyiz?" sorusunun cevabı ise, sonraki yazımın konusu.

    ytoruner@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    Atatürk ve eleştirel düşünce
    YIL 1930; Atatürk "Cayır cayır yanıyoruz" diy...
    Çetin ALTAN
    Cinsellik, dinsellik, vitrinsellik, bilimsellik
    Kırsal bölgelerde koyun sürülerinin uzaklarda...
    Melih AŞIK
    Cargill devleti!
    Başkan Bush'un "Bu şirketin sorunlarını çözün...
    Fikret BİLA
    Kıbrıs AB'nin bahanesi mi?
    Avrupa Birliği (AB) Türkiye'ye 6 Aralık'a kad...
    Hasan CEMAL
    Kışla kültürü, demokrasi kültürü!
    Bir açık mektup!
    Güneri CIVAOĞLU
    Boğaziçi betonu
    Orman Bakanı Osman Pepe'nin gazetelere yansıy...
    Can Dündar
    Mezbahanın şahidi
    Fatma Ömer Ennacar 64 yaşında bir intihar ko...
    Abbas GÜÇLÜ
    Papa niye geliyor?
    Koç Üniversitesi, önceki gün tarihçi Prof. Dr...
    Semih İDİZ
    İran ve Suriye ile yakın ilişkimiz varsa, neden çağırmadılar?
    Irak'ta artan kaosu sona erdirme çabaları açı...
    Sami KOHEN
    Irak'ta iç savaşın kurbanları...
    Buna resmen ve alenen iç savaş demek için dah...
    Metin MÜNİR
    İran'ın nükleer programını ODTÜ'lüler mi yapıyor?
    1968 yıllarında Orta Doğu Teknik Üniversitesi...
    Hasan PULUR
    Bir Avrupa anısı ve Papa...
    ŞU olup bitenlere bir bakar mısınız?
    Derya SAZAK
    Baykal, MHP, ittifak
    İstanbul Hilton'da bir grup gazeteci CHP lide...
    Meral TAMER
    Ali Koç: Ne Arap, ne Avrupalı, ne de Asyalıyız
    Dünya Ekonomik Forumu DEF'in Türkiye toplantı...
    Yaman TÖRÜNER
    Küreselleşmenin dışı
    Bütün dünyada olduğu gibi, ülkemizde de serma...
    Güngör URAS
    100 yolcunun 83'ünü otobüs 17'sini uçak taşıyor
    1950 yılında yüz yolcunun 49'u karayoluyla, 4...
    M. Ali BİRAND
    Anlaşıldı, biz bağcıyı döveceğiz
    Bu işin artık rengi görüldü.

    © 2006 Milliyet