
|
|
|
 |
|
|
Dersimiz kızları okula göndermek
Sabancı Üniversitesi'nden bir grup öğrenci geçen hafta Kars ve Sarıkamış'taki kız öğrenci yurtlarına gitti. Kızlarla birlikte şarkı söyleyip oyun oynayarak kaynaştılar. Bugün, tekrar gittikleri Kars'taki görevleri kızları ÖSS'ye hazırlamak. Böylece kızlar hayallerine bir adım daha yaklaşacaklar
BAHAR BAKIR
Karslı kızların en büyük hayali ÖSS'de başarılı olmak. Sabancı Üniversitesi'nden sekiz genç de onlara hayallerinde yardım etmek için kolları sıvadı. Toplumsal Duyarlılık Projesi Koordinatörü Tara Hopkins önderliğindeki proje grubu geçen hafta kızlarla tanıştı, bugünden itibaren çalışmalar başlıyor.
Sabancı Üniversitesi 1999 depreminden beri Toplumsal Duyarlılık Projeleri adı altında insan hakları, çevre bilinci, cinsel sorumluluk gibi birçok alanda çalışmalar yapıyor. Hatta her öğrencinin çorbada tuzunun bulunması ve sosyal bilincinin artması için bunu zorunlu bir ders haline getirdi. Hopkins ve grubuyla Kars gezisini ve gerçekleştirecekleri projeleri hakkında konuştuk.
Kars ve Sarıkamış'taki kız yurtlarını ziyaretinizde ilk izlenimleriniz ne oldu?
Tara Hopkins: Bir kere Kars Milli Eğitim Müdürü Cevdet Aydın ve Sarıkamış Milli Eğitim Müdürü Orhan Ekinci bu konuyla çok yakından ilgililer. Kızların hepsi okumak, üniversiteye gitmek ve yaşadıklarından farklı bir hayat kurmak istiyorlar. Çünkü şu ana kadar kapalı bir kutu içinde yaşamışlar. Kafalarında şekillendiremedikleri hayalleri var. Oysa hepsi de gerçekleştirilebilecek hayaller.
Kızlar için ne gibi etkinlikler yaptınız?
Eylem Balkan: İlk başta eğitsel drama yaptık. Bu etkinliğin amacı kafalarını boşaltıp hayal güçlerini devreye sokmak. Mesela birbirlerinin omuzlarına masaj yaparak bir çember etrafında sessizce yürümelerini, bunu yaparken de gözlerini kapamalarını ve o anda olmak en çok olmak istedikleri yeri düşünmelerini istedik. Bu aslında geleceklerini öngörmeye yönelik bir aktiviteydi.
Kızlar düşlerinde kendilerini nerede gördüler?
E. B.: Bazıları kendilerini bürolarında avukat olarak, bazıları da doktor, hemşire veya öğretmen olarak gördü. Çünkü en çok bunlara ihtiyaçları var. Zaten başka bir meslek de bilmiyorlar.
Başka ne gibi etkinlikler vardı?
Can Berk Güder: Ben kızlara gitar çaldım, bir anda herkes etrafımda toplanıp şarkı söylemeye başladı. Kamil Koç tarafından yurtlara gitar ve saz gibi çeşitli müzik aletleri alınmış. ama bunları çalmayı öğretecek kişi henüz atanmamış. Bir de origami yaptık birlikte.
İlk buluşmanızda kızların size karşı tavrı nasıl oldu?
Melisa Mete: Başlangıçta çekingen davrandılar. Ama sonra çok içten ve samimiydiler. Bunda bizi kendilerine yaş olarak yakın hissetmelerinin rolü vardı. Bizi Batı'dan gelen bir model olarak değerlendiriyorlar. "Bize değer veriyorlar, bu yüzden geldiler" diyen birçok kız ilk olarak büyük şehirlerde hayatın nasıl olduğu, üniversitede okumanın ve üniversite öğrencisi olmanın nasıl bir şey olduğunu sordular. İçlerindeki bilinmeyeni keşfetme arzuları o kadar fazla ki...
"En çok ek bina istediler"
Sizden en çok ne talep ettiler?
E. B: Kızlardan gelen ilk talep ek bina oldu. Kars merkezdeki yurdun kapasitesi 180 ve şu an 188 kişi kalıyor. Ayrıca korkunç bir başvuru var. "Diğer kız arkadaşlarımız da okumak istiyor" diyorlar. Ayrıca çoğu lise son sınıfı öğrencisi olduğu için ÖSS'ye hazırlık, İngilizce ve sayısal becerilerini geliştirmek istediklerini söylediler. Bir de kütüphane istediler. Biz de periyodik olarak Kars'a gidip kızların bu isteklerini karşılamaya çalışacağız. Onları hem ÖSS'ye hazırlayıp hem de özgüvenlerini yerine getireceğiz.
Milliyet'in "Baba Beni Okula Gönder" projesiyle işbirliğiniz nasıl başladı?
T. H.: 1999'daki depremden sonra sosyal sorumluluğun gelişmesi için Sabancı Üniversitesi kapsamında toplumsal duyarlılık projesini oluşturduk. Her yıl bir konu belirleyerek özellikle Güney ve Doğu Anadolu bölgelerinde "kendini keşfet projeleri" düzenliyoruz. Çalışmalarımızdan haberdar olan Milliyet bize bu projede çalışmak için işbirliği önerdi.
"Bize tuhaf bakıyorlar, değil mi?"
Kars ve Sarıkamış'taki kızların en belirgin özelliği neydi?
T. H.: Neredeyse kimse yaşadığı köyden ya da kentten dışarı hiç çıkmamış. Kars'a büyük şehirden biri geldiğinde ise akıllarında hep şu soru var: "İstanbul'da yaşayanlar bize tuhaf olarak bakıyorlar, değil mi?" Buna rağmen mesela Diyarbakır'daki çocuklara göre daha ılımlı, güleryüzlü ve sıcaklar. Onlar Diyarbakır'daki gibi olumsuz toplumsal olaylar yaşamamışlar.
Kızların aileleri çocuklarının okula gitmesini kabul etmiş durumda mı?
E. B.: Tam olarak değil. Mesela kızlardan birinin kuzeni İstanbul'a gelin olarak gitmiş. Kars'ta yaşayan ailesine orada okuyan insanlardan bahsetmiş. Annesi bunu duyunca diğer kızının okumasını istemiş ve kocasını ikna etmeye çalışmış. İkna süreci bayağı uzun sürmüş ama sonuçta göndermişler. Kızın babasıyla kahvedekiler çok alay etmişler, kızını nasıl okula gönderirsin diye. Babası kızı okuldan almayı bile düşünmüş. Ama şu an bu kız okula gidiyor ve hedefi avukat olmak.
|
|
|

|
|