Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 26 Kasım 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İlişkileri ancak sanat ve spor düzeltir

Satır Arası / Deniz Sipahi

Fransa'yla olan ilişkilerimiz her açıdan büyük bir gerginlik yaşıyor. Bir Francofon olarak gelinen bu nokta, benim de çok canımı sıkıyor.
Tarihsel bağları olan ve geçmişte ortak kültüre sahip iki ülkenin bugün geldiği durum hiç de hoş değil.
Fransa'yı bilen, seven bir insan olarak ne yazık ki Fransa'nın çok ön yargılı davrandığını ve gelecek öngörüsünün yetersiz olduğunu düşünüyorum.
İki ülke arasındaki ilişkilere ara vermenin doğru olmayacağını aksine eskisinden çok daha fazla emek harcanması gerektiğine inanıyorum.
Sanat ve spor ilişkilerin normale gelmesi açısından büyük önem taşıyor.
Size bugün bir örnek vermek istiyorum.
* * *
Fransız 'Societe National Des Beaux-Arts' (SNBA), 'Ulusal Güzel Sanatlar Kurumu' her yıl Paris Louvre Müzesi'nde 'Uluslararası Geleneksel Plastik Sanatlar' sergisi düzenliyor.
Bu yıl 14 ve 17 Aralık tarihleri arasında açık kayacak sergide, resim, seramik, heykel ve özgün baskı dalında adlarını duyurmuş 10 Türk sanatçının, yani İzmir'den Ahmet Rüştü Doğan, Serdar Leblebici, Korkut Uluğ, Nurhilal Harsa, İstanbul'dan Akın Yıldırım, Eskişehir Anadolu Üniversitesi'nden Hakan Esmer, Semih Kaplan, Kemal Uludağ, Selçuk Yılmaz ve Saime Dönmezer eserleri yer alacak.
* * *
1909 yılından itibaren her yıl düzenli olarak gerçekleştirilen bu sergisi, son yedi yıldır Louvre Müzesi'nde, 'Carrousel Du Loure Salle Le Notre Salonu'nda açılıyor.
Dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen sanatçıların bireysel ve delegasyon olarak katılımlarıyla gerçekleşen sergide, 800'den fazla eser sergileniyor. 4000'den fazla ziyaretçinin dört gün boyunca gezeceği sergiye, geçen yıl Japonya, Brezilya, Çin, Kore, Kanada, Sırbistan ve Türkiye olmak üzere 7 ülke delegasyon olarak katılmıştı.
2005 Aralık ayında, 10 Türk sanatçının eserlerinin SNBA tarafından tek tek değerlendirilerek 'serginin en iyileri' olarak seçilmesi ve 'özel ödülle' layık görülmesi, Türk sanatının ve sanatçılarının uluslararası platformda kazandığı başarının bir göstergesidir.
Maddi, manevi büyük bir özveriyle ve kişisel çabalarıyla yola çıkan sanatçılar, Türkiye'yi, Türk sanatını ve kültürünü en iyi biçimde tanıtmayı ve sevdirmeyi hedefliyorlar.
* * *
Geleneksel Plastik Sanatlar sergisi, ilişkilerin tazelenmesi için güzel bir örnek.
O yüzden İzmirli iş adamlarımızın bu sanatçı gruba her türlü yardımı esirgememeleri, Fransa'daki iş ortaklarıyla bağlantı kurarak onları yalnız bırakmamaları gerekiyor.
Sanatın ön plana çıktığı her ilişki zaman içinde normale dönecektir.

Prof. Dr. Atilla Yayla'ya Nobel mi, Oscar mı?

İzmir'de "AKP" nin davetlisi olarak "konuşturulan" ve "ateist" olarak bilinen (Hasan Cemal'e göre) Prof. Dr. Atilla Yayla'yı daha iyi tanıyabilmek amacıyla küçük bir araştırma yaptım.
Lisans eğitimini ekonomi, yüksek lisansını kamu yönetimi, doktorasını siyaset bilimi alanlarında gerçekleştiren Yayla, Gazi Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü'nde (Prof. Dr. Ümit Özdağ'la aynı bölümde) çalışıyor (du). 1988 1989 ve 1992 yıllarında İngiltere'de, 1996 1997 yıllarında ABD'de ziyaretçi öğretim üyesi olarak çalışan Yayla, Liberal Düşünce Topluluğu Başkanı, Mont Pelerin Topluluğu ve Center for New Europe Enstitüsü üyesi.
Dünyanın en büyük maden firması Rio Tinto tarafından büyük oranda destek verildiği bilinen Mont Pelerin Topluluğu'nu da biraz araştırdım: Mustafa Yıldırım'ın "Sivil Örümceğin Ağında" kitabına göre...
"Her ne denli liberal bir söylem tuttursa da, sonunda ulusal devletlerin yıkılmasını amaçladığından, dünyayı kapital sahiplerinin diledikleri gibi sahiplendikleri eski feodal mülklere çevirmektir niyetleri..."
Talat Turhan'ın "Mont Pelerin-Küresel Sermayenin Beyni" kitabına göre ise çokuluslu şirketler, küresel sermayeyi yönlendiren bu örgüt üzerinden ülkelerin güçlerini yok ediyor; kitapta örgütün Atilla Yayla üzerinden Fethullah Gülen cemaatiyle de ilişki içinde olduğu iddia ediliyor.
* * *
Yayla'nın Zaman Gazetesi'ndeki yazılarından iki bölüm:
"Türkiye'de cumhuriyet fikrine ve cumhuriyet rejimine karşı çıkan kişi ve gruplar, bildiğim kadarıyla pek yoktur. Keşke olsaydı, olabilseydi, olmasına müsaade edilseydi; mesela, cumhuriyet rejimi yerine anayasal monarşiyi savunanlar bulunsaydı ve onlarla cumhuriyet fikrini savunanlar tartışsaydı." (24/06/2006)
"Kemalizm'in medenileştirici bir süreç olarak görülemeyeceğine işaret ettim. Medeniyet bir şeyi yapmaksa (yani do etmek) Kemalizm'in, onu yapmamak/çözmek (yani undo etmek) anlamına geldiğini dile getirdim." (21/11/2006)
* * *
Ve Emin Çölaşan'la yaptığı telefon görüşmesinde Yayla diyor ki: "İki adet ifade özgürlüğü projesi için AB'den (400 artı 50) 450 bin Euro aldık. Ne var bunda!" (Hürriyet, 22/11/2006)
Atilla Yayla'nın yaptığı konuşmanın planlı bir hareket olduğu gayet açık. Olayın laikliğin en sağlam kalesi olan İzmir'de gerçekleşmiş olması da bir rastlantı değil, ancak stratejik olarak önemli bir yanlış yaptıkları kanısındayım. Önceden de "Gavur" olarak nitelendirilen İzmir halkı bir silkelenip uyansa, oluşacak dev tsunami tüm Türkiye'yi kaplayabilir.
Bundan sonra neler olacağını da tahmin edelim. Atilla Yayla, Venizelos tarafından önerilmesine rağmen Atatürk'e verilmeyen Nobel Barış Ödülü'nü alabilir; en kötü olasılıkla yargılanma sırasında oynayacağı "mazlum" rolüyle "En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu" Oscar'ını alması garanti.
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok'un kaleminden, okulgen@superonline.com)

dsipahi@milliyet.com.tr








EGE
Emeklilik hakkında her şey
Beni başkası ameliyat etti
İlişkileri ancak sanat ve spor düzeltir





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Nesrin Coşkun
Deniz Sipahi

© 2006 Milliyet