|
 |
|
|
Zaten yarım akıllıyız...
O dünlerin birinde hepimiz bir Eurovision gecesinde Floransa'daki evimde toplanmıştık.
Avrupa'nın orasında burasında okuyan arkadaşlar.
O dünlerde milli maç gibiydi Eurovision... Milli hislerimiz de zirvede.
Sonra futbol geyiği başladı.
Sonra bir arkadaşımız, "Şu Adıırrriannnnooo Celllennntaaannno'yu koysana" dedi.
Sonra biri kalkıp "Ben senin.........." dedi.
Sonra ne olduysa oldu, birbirimize giriştik. Kan revan içinde kaldık hepimiz...
Sonra kavga bitti.
Sonra o arkadaşımız, "Yanlış anladın, ben Adriano Celentano'yu koysana dedim" dedi.
Sonra o hırı çıkartan, yine "Ben senin......" dedi.
Sonra kavga yeniden başladı.
İnanılacak gibi değildi olanlar.
***
Zaten aklımızın yarısını futbol yemiş.
Yarım akıllıyız.
En azından hafta sonları öyleyiz.
Kalan yarımın yarısını da siz yemeyin ne olur!
Siz... Nihat Bey, lütfen. Üstelik tam akıllı, en akıllı gibi duranlardansınız.
Ve ona cevap veren Galatasaraylı, Trabzonlu, Beşiktaşlı diğer beyler. Cevap vermeyi düşünenler.
Sizler de... Lütfen ne olur. Biraz susun.
Sadece Adriano Celentano yüzünden bir odada 10 -15 çok eski arkadaş arasında kan gövdeyi götürdü o dünlerde.
Zaten kanlarımız deli gibi akıyor..
Zaten yarım akıllıyız.
***
Ve yine sistemler mistemler tabi.
"Bu sistemde (hangi sistemse) Deivid ve Kezman tek santrafor oynamaz" dediler...
"Semih oynar".
"Tek tek de oynamazlar, ikisi beraber de..."
Kezman tek oynadı. Çok iyi oynadı... Fenerbahçe de.
Palermo'yu kepaze ettiler.
***
Geçen sene de bu sistemde (?) "Anelka oynamaz, Semih oynar" diyorlardı.
O şimdi Fransa Milli Takımı'nda oynuyor, Semih yine oynamıyor.
***
Dünün dününün gecesi, Ricardinho ikinci 45'te girdi. Bir attı, bir attırdı.
Biraz konsantre olsa, bir iki tane daha atardı.
En anlamlı golü, sisteme attığıydı.
Delgado ile yan yanaydı.
***
Ne tuhaf.
Bu nasıl bir sistemse?
Her takımın içindeki en futbolcu olanlar ya takımın ilk on birinde oynamıyorlar, ya da yan yana oynamıyorlar...
Dünya bizim takımlarımızın yedek kulübelerinde oturanlara bir gün kafayı takarsa, kafayı yiyecek.
Evet bu ne bilmem ne yaptığımın sistemiyse.
Ve...
Ben de sistem kurbanıyım bu hafta.
Sistem gereği, Cuma yer bulamadım gazetemde.
Bugüne kaldım.
Pazar'a.
Ve...
Gıcccık kapıcam sistemlere tabii
Mezara kadar...
Ve...
Bir grup karizmatik NBA oyuncusu hayatlarında ilk defa futbola gitmişler...
0-0 bitmiş maç, iki takım da birbirlerine pozisyon vermemiş...
Bakın ne demişler:
"Çimlerin uzamasını seyretmek bile bu maçı seyretmekten daha heyecanlı olur".
Kafa atan atana!
Kafayı Arda attı.
"O kafayı biz attırdık ona" bile dediler.
Hoppalaaa...
Bana ne Arda'nın attığı kafadan?
Niye ben o "biz"in içinde olayım?
Ve...
Bunu diyenler de, "bu çocuğa amma çok şey yükledik" diyenler.
Hayret bişey yaaa...
Hâlâ yüklüyorlar...
Ve...
O, o kafayı, onu her hafta durup dururken dillerine dolayanlardan birine de atabilirdi.
Onu arka arkaya üst seviyede maçlar oynamak zorunda bırakanlardan birine de.
Mesela reklam filminin fikir babalarından birine de.
Veya zırt pırt "Arda da da Arda, marda da marda" diyenlerden birine de...
Yine efendi çocukmuş...
Gitti, elin Bordeauxlusu'na attı.
Ve...
İyi ki bunu 19'unda yaptı.
19'unda yapmayacak da 39'unda mı yapacak?
Ve ödülünün geri alınması.
Ne alakası varsa.
Onun Bordeauxlu'ya attığından daha ağırdı.
Ve Gökdeniz...
O da bizlerden bir aralar çok kafa yedi.
Onun halinden en iyi o anlar.
Ve...
O hepimize çok fena bir kafa attı bu defa Arda'nın ödülünü kabul etmeyerek.
Ve...
Tabi bence.
Seyretmeden yorumlamak
"Stadyum yorumcularını başta Ömer Üründül olmak üzere, Bilgin Gökberk ve Mehmet Demirkol'u kutluyorum. Maç seyretmeden, maç yorumu yapabiliyorlar"
Vatan'da Murat Nedim böyle yazmış.
Son Stadyum'da Ömer ve Mehmet için Stadyum stüdyosunun içinde, başka bir stüdyo kuruldu.
Sadece bu maçı seyretmeleri için.
Biz de Stadyum ekibi olarak Murat'ı kutluyoruz, programları seyretmeden, program yorumu yapabildiği için.
Biz altı üstü dört maç yorumluyoruz seyretmeden.
O yedi programı yorumlamış.
Onun işi, vallahi billahi de bizden daha zor.
Ve...
Onun halinden en iyi biz anlıyoruz.
Allah yardımcısı olsun.
Gaz odası
Önce dördüncü odaya yolluyor Galatasaray, yollamaya karar verdiği hocasını.
Sonra dördüncü odadan aldıklarıyla Şerafettin Yaylası'na (Olimpiyat Stadı)
Sonra da yolluyor.
Ve...
Tabi bence.
***
Transferler dört odada yapılıyor.
Birinci odada birinci sınıflar var, Barcelona'nın, Real'in, Chelsea'nin aldıkları filan...
İkinci odada da onların almadıkları, Maniche filan, Manichemsiler filan falan.
Üçüncü odada, ikinci sınıf orta Avrupa takımlarının aldıkları var.
Dördüncü odada da Galatasaray'ın aldıkları, hatta alamadıkları.
Peşinat istemeyenler, uzun vadede parasını almaya, hatta hiç alamamaya gıkını çıkartmayanlar, bonservislerinin ödemesi üç beş yıla yayılanlar var.
Ya çok yaşlılar.
Ya çok gençler.
Kısacası, işsizler, güçsüzler...
Başka bir oda varsa, o da gaz odası zaten.
İşin özü de bu.
Ve...
Tabi bence.
bilgingokberk@mail.com
|
|
|

|