|
 |
|
|
Ne diyeyim!..
Trabzon - Fenerbahçe karşılaşması, hafta içindeki açıklamalarla, şartlar ne olursa olsun polemiği devam edecek bir maçtı. Allah'tan Fenerbahçe kazandı da, Türkiye bu sevimsiz polemiğe geçici de olsa nokta koydu.
Türkiye futbol ligleri, Dünya üzerinde eşi benzeri görülmemiş hadiselerle, beyanatlarla devam ediyor. İnsan bazen böyle bir lig olsa ne olur, olmasa ne olur diye düşünmeden edemiyor.
Maça baktığımız zaman Trabzon'un büyük takım olduğunu söylemek mümkün değil. Trabzon büyük takımlığını 70'li yıllarda bıraktı. O büyük ekip aynı zamanda Trabzon'a büyük camia sıfatını da kazandırmıştı. Ama maalesef Trabzon bu mirası hor kullandı. Artık sadece büyük bir camia, büyük bir takım değil. "Büyük takım, büyük futbolculardan oluşur" felsefesini Trabzon yıllardır unutmuş durumda.
Yüzde 90'ı rakibe
Trabzon maçın içindeki ikinci topların yüzde 90'ını rakibe bıraktı. Fenerbahçe'nin orta alandan ve geriden kanatlara atak yapan bütün futbolcuları topla bomboş buluşma imkanı buldu.
Trabzon'un geriden ve orta alandan kullandığı her uzun top Fenerbahçe ataklarının başlangıcı oldu. Aslında Fenerbahçe belli ki maçtan çok korkmuş. Ruh halleri onu gösteriyordu. Yoksa özellikle ikinci yarının başında bu kadar baskı yemezdi, geri çekilmezdi.
Ufukhan, Murat, Ferhat, Mustafa Keçeli ve Umut, Trabzon'da ilk yarıda olmayan futbolculardı. İlk devrenin 1-0 bitmesi, Trabzon defansının bütün ikramlarına rağmen, Fenerbahçe'nin beceriksizliğinden kaynaklandı.
Fatura ağır olabilir
Trabzon kendi hatalarının bedelini daha da ağır öderse, kimse bunun bir sürpriz olduğunu düşünmesin. Çünkü bu Trabzon'un bundan sonra evinde maç kazanma şansı inanılmaz zora girdi.
Fenerbahçe, ilk yarıda oyunun hakimiydi. Bu görüntüyle Trabzon deplasmanından 3 puanla dönmeleri son derece doğaldı. Ve ligde de önemli bir engeli aşmış oldular. Buna rağmen Fenerbahçe'nin iyi oynadığını söylemek bana göre mümkün değil.
Artık keyif kaçtı
Yine başa dönersek, iki büyük takımın maçını izlerken daha farklı şeyler bekliyorsun. Ama hafta içindeki olur olmaz konuşmalar ne maçta heyecan bırakıyor, ne de insanlar üzerinde pozitif bir etki.
Birkaç hatasının dışında Bülent Demirlek oyunda etkili olacak hayati bir yanlış yapmadı. Neticede hakemdir, yapabilirdi de. Bu şekilde Türkiye bir hafta daha gündemini bununla geçirecekti. Arkadan bu tartışmaların içine Galatasaray da girecekti.
Futbolu da, ligi de kendine özgü bir ülke olduk. Buyrun isteyen istediği kadar kullansın, keyifle, iştahla Türkiye ligini yesinler! Allah'tan umut kesilmez, ilerleyen dönemde belki futbollu günler de gelecektir. Şimdi sayfalarca yazsan, ne yazacaksın. Futbol bir keyif. Ama Türkiye'de futbolun keyfini artık kaçırdılar.
mdenizli@milliyet.com.tr
|
|
|

|