|
 |
|
|
Zor da olsa
Fenerbahçe, Palermo zaferiyle yarattığı futbol rüzgârını Trabzon'da özellikle ilk yarıda devam ettirmekteydi.
Sarı-lacivertli ekibin Trabzon galibiyeti asla küçümsenmeyecek bir deplasman kazancıdır bize göre... Öyle ya, Fenerbahçe'nin mazide kalmış ve Trabzon'la oynadığı maçların hafıza albümlerini bir karıştırırsanız, sarı-lacivertli ekibin en formda olduğu yıllarda dahi Trabzon'dan asla beklemediği puan kayıplarıyla döndüğünü kolayca hatırlarsınız...
Trabzon şu zamanlar varoluşunun en sıkıntılı devrelerini yaşamakta olabilir. İşte bu nedenle bordo-mavililerin "can havliyle" saldırmalarından korkuyordu sarı - lacivertli taraftarın maçları bilinçle seyreden yandaşları... Ama Fenerbahçe yine kontrollü bir futbol anlayışıyla tedbirini almıştı korkulu rakibine karşı...
Orta alanda Alex'in olmayışı, paslaşma düzenini hayli zayıf kılıyor, hazırlık toplarındaki pas kayıpları ise Trabzon'un karşı ataklarla Fenerbahçe kalesine inişlerine sebep oluyordu. Ancak dün Appiah'ın reisliğinde derlenip toparlanan ve düzenli ataklar kurgulayan sarı-lacivertliler, aradıkları çok önemli ilk gol sayısını da Appiah ile buluyorlar, ancak futbol olarak Trabzon'da adeta ortada bir maç temposu yaşanıyordu, birinci yarı süresinde.
Tabii sağ kulvarda Mehmet Yozgatlı'nın çizgiye yakın oynadığı anlarda oyunun hücum ışıldakları Fenerbahçe adına yanıp sönüyor ancak yapılan güzel ortalar Kezman-Deivid-Tuncay gibi isimlerce sürekli değerlendirme dışına düşüyorlardı.
***
İkinci yarıya hızla giren taraf Trabzon'du doğrusu. Büyük bir istekle ve Gökdeniz'in hücum ateşlemeleriyle oyuna sarılan Trabzon, hem Fenerbahçe'yi kendi oyun alanına kilitlemeye çalışıyor, hem de puan yakalamak adına her Trabzonlu oyuncu olağanüstü gayretlerle çalışıyordu.
Alex'in yerine Deivid'i tercih edip Tümer'i yedeğe alan Zico, dünkü 90 dakikadan sonra doğru veya hatasının hesabını ince bir şekilde yapar, sanırım.
Trabzon'un yukarıda anlatmaya çalıştığımız puan ve onur arayışı, ikinci 45'te oldukça yüksek tempolara çıkıyor, Volkan'ın 67. dakikada yaptığı tereddüt dolu çıkış, Umut'un kafasıyla bir "Volkan klasiği kabahat!" golü olarak ağlara iniyordu.
Sonrasında ise Aurelio ile Tümer oyuna alınıyor ve Fenerbahçe ikinci yarıda kaybetiği orta alanda hücum dengelerine yeniden kavuşuyordu. Aurelio, milli formada kahramanca oyunlar çıkarıp Fatih Terim'in jokeri olarak ün yaparken, Zico usta bu oyuncuyu yedekte tutmakla kimlere neyi anlatmak istiyor, merak ederim. Ancak Aurelio'nun attığı hayati üç puan golüyle hocasına gönderdiği mesaj ise açık ve netti: "Hocam beni unutma".
esenay@milliyet.com.tr
|
|
|

|