|
 |
|
|
Kürtçülük hareketi nereye?
ANKARA'DA Feridun Yazar'ın kurduğu Kürt Demokrasi Forumu ve Akademik Araştırmalar Derneği "Kürtler Kürt Sorununa Nasıl Bakıyor?" konulu bir toplantı düzenledi.
Toplantıda bir parti adına katılıp konuşan, sadece Melik Fırat'ın partisi HAKPAR'ın genel başkanı Sertaç Bucak'tı. Bir de parti kurmaya çalışan Şerafettin Elçi... Bu ikisi terörden uzaktırlar ama siyasi görüşleri PKK'dan daha aşırıdır.
Dikkat çeken, toplantıya HADEP-DTP çizgisinden hiç kimsenin katılmamasıdır. Sırrı Sakık açıklama yapmıştı zaten, "Yeterince temsil sağlanmadığı için katılmayacağız" diye.
Toplantıya DTP, Kürtçülük hareketi içindeki "gruplardan biri" olarak çağrılmıştı. Toplantıyı düzenleyenler de adeta bir 'üst kurul' konumu kazanıyordu.
DTP çizgisindekiler bunu kabul etmedi. Sırrı Sakık'ın açıklamasındaki gibi DTP'li belediyeler, dernekler, vakıflar falan çağrılsaydı toplantıya onlar damga vuracaktı; bunu da Feridun Yazar ve çevresi kabul etmemiş olacak ki, küçük bir toplantı yapıldı.
Kürt kimliği adına siyaset yapanlar arasındaki derin görüş farkları bu "katılım" meselesinde bile ortaya çıktı.
'Federasyon' diyenler
Melik Fırat ve çevresi ile Şerafettin Elçi gibi isimler, Türkiye'ye pamuk ipliğiyle bağlı bir "federasyon"u savunuyorlar. Bu tez halkın reel olarak yaşadığı sosyolojik gerçeklere aykırı olduğu için, tutmuyor; Melik Fırat'ın partisi binde bilmem kaç oy alabildi ancak!
PKK-DTP çizgisinde olanlar ise "federasyon" kelimesini reddediyorlar. Görüşleri daha muğlak. Bu muğlaklık onlara belli bir politik esneklik kazandırıyor ama siyasi savrulmalara ve görüşlerinde belirsizliğe de yol açıyor: İşte 'belli' tek siyasi görüşleri var: "Devlet Apo'yla görüşsün!"
Bu kadar lider putlaştırmasına kilitlenmiş bir siyasi hareketin istikrarlı ve işlenmiş siyasi görüşleri olabilir mi?! Mesela ekonomi ve sosyal gelişme için ne diyorlar?! Hiç...
Ilımlı bir içeriğe sahip olan "demokratik cumhuriyet" kavramı, Öcalan'ın mahkeme huzurunda yaptığı kişisel bir savunmanın ifadesiydi; inandırıcı olmadı. Zaten 'savunma taktiği' olduğu şuradan da belli ki, artık onu unuttular, "demokratik konfederalizm" diyorlar!
Bir ara Meclis'e girmek için "bağımsız adaylar" formülü dolaştı ortalıkta. Öcalan buna karşı çıktı! Çünkü Öcalan, kendisi içerideyken yandaşlarında "parlamenter" bir kültürün oluşmasını istemiyor; onun istediği, sırf kendisi için çalışacak bir "müfreze" siyasetidir.
Ardından Ahmet Türk de "Bağımsız aday düşünmüyoruz" diye açıklama yaptı.
Gerçekçi olmak
Netice şu ki, Türkiye'de 'Kürt realitesi' çok karmaşık olduğu için, çözüm önerisi olarak bir program oluşturulamıyor. Ancak ideolojik, gerçeklerden kopuk şemalar çizilebiliyor.
Bu kadar iç içe geçmiş ve ekonomik gelişme sürecinde daha fazla iç içe geçen insanları etnik kimliklerine göre siyaseten farklı kategorilere ayıracak bir 'siyasi program' mümkün mü?! Adı federasyon olsun olmasın; imkânsız!
Ayaklar yere basmalı. Türkiye Kürt meselesinde liberal, yani bireysel özgürlüklere ilişkin açılımları kabul etmeli. Kürtlük adına siyaset yapanlar da artık "grup hakları" gibi etnik milliyetçi, cemaatçi görüşlerin Türkiye'de sosyolojik gerçeklere aykırı olduğunu görmeli.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|
|

|