Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 27 Kasım 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bu paralarla ne yapalım?


Önceki yazımda, küreselleşme konusunda kendimize bazı sorular sormamız gerektiğinden bahsetmiştim. Küreselleşme oluşumunun dışında kalamayacağımızı, hatta dışında bırakılamayacağımızı, bu konuda Devlet Planlama Teşkilatı'nın (DPT) araştırma ve bilgilendirmeler yapması gerektiğini anlatmıştım.
Bu nedenle, Avrupa Birliği'nin bizi eninde sonunda üye olarak alması ve bundan daha önemlisi, uluslararası ekonomik ve sosyal kuralların ülkemizde de aynen uygulanmaya başlaması kaçınılmaz.
Yabancı sermaye gelmeden gelişmemizi tamamlayamayacağımızdan; yabancı sermayenin de bütün engellemelere rağmen mutlaka geleceğinden bahsetmiştim.
Vergi politikası, enerji fiyatları, kur politikası, arazi tahsisi gibi konuların mutlaka masaya yatırılarak ulusal şirketlerimizin rekabet gücünü artırmak için her şeyin yapılması gerektiğinden söz ettim. Son olarak, uluslararası arenada iş yapan şirketlere, ticaret ataşeliklerimiz tarafından her türlü bilginin sağlanmasının ve yardımın yapılmasının önemi üzerinde durmuş, bu görevin DPT'ye verilmesinin önemini vurgulamıştım.

Mirasyediye döndük
Küreselleşmeye başlayan ekonomik düzende, büyük şirketler küçükleri satın alıyor veya kontrol ediyor. Bu oluşum, ülkemizde de geniş ölçüde başladı. Ulusal kamu veya özel sektör şirketlerimizi yabancılara satıyoruz.
Peki, elde ettiğimiz gelirleri nasıl değerlendirmeliyiz?
Kamu sektörünün elde ettiği özelleştirme gelirlerinin bütçe açıklarını kapatmak yerine, kamunun sahip olduğu diğer varlıkların yenilenmesine ve geliştirilmesine harcanması yönündeki IMF görüşü, artık geçerliliğini kaybetti. Şimdi, IMF de bu gelirlerin faiz harcamalarına gitmesine göz yumuyor.
Sonunda, bizi, satıp yiyen mirasyedilere döndürdüler. Dünyanın en yüksek reel faizini verdiğimiz için de parası olan bize geliyor; bizi sömürüyor. Üstelik, borcumuz da azalmıyor; artıyor. Devletimize yatırım yaptırılmıyor; ha babam faiz ödettiriliyor. Bizi kandırıp bir gün borçların biteceğini söylüyorlar. Ama, olmuyor. Bu kısır döngüyü mutlaka kırmamız gerekiyor.
Zaten, bu kısır döngü kırılamadığı için sık sık kriz çıkıyor; ekonomimiz yabancıların elinde oyuncak oluyor. İktidar partileri de ülkeyi değil, kendi ideolojilerini düşündüğü ve kendi zenginlerini yaratmaya çalıştığı için, milletimiz karşılaştırmalı olarak gittikçe fakirleşiyor. Özelleştirme gelirleri, bütçe açıklarını kapatmak için harcanmamalı.

Ucuza alıp büyüterek satmak
Özel sektör, bir varlığını satarak elde ettiği geliri, doğal olarak en kârlı alanlara yatıracaktır.
Çok ilginç bir döneme girdik. Tesadüfen, her konuda en kârlı yatırım yapılabilecek ülkelerin biri de Türkiye. Parası olan, devlet tahviline parasını yatırıp % 23 net getiri elde edebilir. Bunun reel faizi net % 13'ü bulur. Yabancıların girdiği dönemleri takip ederek İMKB'ye yatırım yapıp "iyi" kârlar elde edilebilir.
Ben, bir varlığını satarak elde ettiği gelirle yatırım yapacak olanlara, öncelikle Türkiye'de büyük şirket ve KOBİ'leri satın almalarını öneriyorum. En kârlı iş, bunları mümkün olan ucuz fiyatla alıp büyüterek yeniden satmak. Fazla beklenmeden inşaat yapılabilecek olan, iyi yerlerdeki arsa ve araziler de gelecek vaat ediyor.

ytoruner@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Kürtçülük hareketi nereye?
ANKARA'DA Feridun Yazar'ın kurduğu Kürt Demok...
Çetin ALTAN
Küçük kızın öyküsü
Serçeler telefon tellerinden evlerin saçaklar...
Fikret BİLA
Sakarya Valisi'nin örnek davranışı
Sakarya Valisi Nuri Okutan, eğitime katkıları...
Yasemin CONGAR
CENTCOM'dan bakınca Türkiye görünmüyor
Irak Savaşı'nın Türk-Amerikan ilişkisinde yar...
Can Dündar
Pazar mısın, pazartesi mi?
Pazar yazısı, pazartesi okumasına uymaz.
Semih İDİZ
Papa çirkin yüzümüzü görmesin
Papa 16. Benedictus'un ziyaretinin asıl amacı...
Faik ÖZTRAK
Kayıt dışılıkla ilgili "ilerleme"
"Geçen dört yıl içinde, Türkiye'deki kayıt dı...
Hasan PULUR
İşsizlik azalıyormuş!!!
AZİZ Nesin her ne kadar "İktisat ya da ekonom...
Yaman TÖRÜNER
Bu paralarla ne yapalım?
Önceki yazımda, küreselleşme konusunda kendi...
Osman ULAGAY
2007 için bir de iyimser senaryo
Londra'da yayınlanan The Economist dergisinin...
Güngör URAS
Sosyal demokratlar halka dönük politika arayışında
Solun, sosyal demokratların modası geçti, işi...

© 2006 Milliyet