|
 |
|
|
Fenerbahçe'nin limiti
Fenerbahçe'nin orta sahası Türkiye standartlarının çok üzerinde bir kadro bolluğuna ve çok yönlülüğe sahip. Ne ararsan var, Türkiye'nin her takımında direkt 11'e girecek 13 oyuncu var Fenerbahçe'de. Yazmıştım. Tekrarlayayım. Yozgatlı, Tuncay, Marco, Appiah, Deniz, Selçuk, Tümer, Alex, Kemal, Uğur, Serkan, Selçuk, Olcan...
Bu hazineden çıkabilecek kombinasyon sayısı da sonsuz. Fenerbahçe, Marco, Alex ve Tümer'siz Trabzonspor'u yenebiliyorsa, istediği zaman oyuna hükmedebiliyorsa, bu takım üzerine yürütülen fikirlerin çoğu kadük olmuş demektir. Yani bu takım fazlasına sahiptir.
Fenerbahçe'nin sahip olduğu orta saha "Terim'in Galatasarayı'nın" ortaya koyduklarını vaat ediyor. Ve bu takımda, Tümer'in kendi limitini zorlamayışı gerçeği önümüzde dururken, bu orta sahada vazgeçilmez olan tek isim Tuncay. Rakibi şaşırtan arayışları ve isyankârlığıyla, o Fenerbahçe orta sahasının bugün için tek vazgeçilmezi.
Gücü kullanma gücü
Sezon başında bu orta sahayı tamamlayacak transferler yapılması halinde Fenerbahçe'nin bugün Şampiyonlar Ligi'nde gelebileceği noktayı tahmin etmek zor olmaz. Ama Fenerbahçe bunu yapamadı.
Bu, Fenerbahçeliler'in bugün içinde bulundukları olumlu ruh hali ne olursa olsun ortada bir gerçektir. Bu iki maçta Kezman'ın çok gayretli oluşu, Fenerbahçe orta sahasını önden tamamladı. Edu ve Lugano'nun ileri çıkarak sert oynaması da arkadan. Bu düzen, orta sahaya sahip olduğu gücü kullanma gücü verdi. Şimdi soru, bu gücün, bu savunma ve hücum hattıyla rakibin gücü ne olursa olsun kullanımının sürdürülebilir olup olmadığı.
Fenerbahçe'nin, Palermo maçında herkesi mest eden yıpratıcı oyunu ve Trabzon'da istediğini alabilme yetisi bir yana, eğer rakiplerin durumuna bakmazsak doğru değerlendirme yapamayız. Lugano ve Edu, bu oyun anlayışını geldiklerinden bu yana uygulamaya çalışıyor, ama rakip buna izin vermeyip, onları hataya zorluyordu. Palermo ve Trabzon'un bu güçte olmadıklarını kabul etmek gerekiyor.
Doğrusu Fenerbahçe, üzerine koymaya başladı ve bu imrendiren orta sahadan verim almaya başladı. Peki ne kadar sürdürülebilir ve evrenseldir, onu sanırım perşembe akşamı göreceğiz. Sonuçtan bağımsız olarak, Fenerbahçe savunmasının orta sahaya verdiği destek sırasında ne kadar ve ne ciddiyette açık vereceği sadece Fenerbahçe'nin değil, Türk futbolunun da geleceğine fener tutacak. Fenerbahçe'nin büyük oyun limitini kıta Avrupası'nın en batısında göreceğiz.
Dibe vurmak
Trabzonspor'un Ziya Doğan'la bundan önceki macerasında şampiyonluğa oynayışı bir dibe vuruş hikayesinin sonuna denk geliyor. 2001-2002 sezonunda Trabzonspor 40 puanla ligi bitirmişti. Düşme barajında Rize'nin puanı ise 37'ydi. Sadece 3 puan Trabzon'u ligde tuttu. Hepi topu 1 galibiyet yani. Bu dibe vuruşun sonunda Trabzon yeniden şampiyonluğa oynayan son 2 haftada kaybeden takım oldu. Dibe vurdu ve yükseldi.
Bugün, o günden daha farklı durum var. Şimdi elde olan kadro iyiden de öte. Yani bozup yeniden yapmaya gerek yok. Gereken sadece bir tamirat. Şehrin elektriği boşaldı. Bu rahatlama demektir. Ve kriz aslında yarını kurmak için en iyi fırsattır. Enseyi karartmayın.
Doğru adres
Sayfaları karıştırırken bir baktım karşımda Fazlı Ulusal. Beşiktaş'ın, Antalya'dan milyon dolarlarla aldığı santrfor, Küçükköyspor'da oynuyormuş meğer. Ağzım açık kaldı. Baktığım, karıştırdığım katalog Futbolig. Kataloğu bana getiren de liseden arkadaşım Koray Gürtaş.
"Fotoğraf çekmeye gittiğimizde hayretle Fazlı'nın suratına nasıl baktıysam eğer" dedi, daha hiçbir şey söylemeden "Ee! Nereden nereye di mi abi" demiş Fazlı.
İhtiyaç vardı
Koray'ın, Bursa'daki ekibiyle yaptığı çalışmada Turkcell Super Lig, 2A ve 2B'deki tüm takımlar tanıtılıyor. Tüm oyuncuların fotoğrafları, kişisel geçmişleri, kulüplerin tarihleri, sponsorlarına kadar. Kulüpler Birliği'nin bir girişimi bu. Geçen yıl sadece Süper Lig ve 2A vardı, bu yıl delice bir işi yapıp 2B'yi de dahil etmişler. Tüm oyuncular tüm takımlar.
Bir futbolseverin evde bir TV'ye ihtiyacı varsa, bir de bu yayına ihtiyacı var. İtalya'ya, Fransa'ya, İngiltere'ye ne zaman gitsem kitapçılarda görüp özendiğim yayının daha iyisi Türkiye'de var artık. Türk futbolu geriliyor olabilir, ama yayıncılığının ilerlediği kesin. Kulüpler Birliği'ne ve emeği geçenlere teşekkürler. Tüm yılın rehberi 15 YTL. Bilgisayar delisiyseniz sürekli yenilenen sitede aynı içeriğe abone olma şansınız da var. Adres www.futbolig.com.tr.
Gazete okumayan gazeteci
"Stadyum yorumcularını, başta Ömer Üründül olmak üzere, Bilgin Gökberk ve Mehmet Demirkol'u kutluyorum. Maç seyretmeden, maç yorumu yapabiliyorlar".
Vatan'da böyle yazmış TV Spor Programı Yorumcusu genç arkadaşım. Ömer Üründül'le maçı, kurulan bir sette programa katılmadan seyrettiğimizi görmemiş herhalde. Olabilir çok spor programı var. Sezon başından bu yana gecenin maçı konuşulurken, üçümüzün de "Maçı tam olarak seyredemedik, ama genel bir yorum yapalım" diye söze başladığımızı da duymamış olabilir. Gazete ortamı gürültülüdür, duyamamış olabilir.
Sayfayı açıp bakmıyor
Ama insan, bu maçı seyretmeyen Demirkol nasıl olmuş da yazı yazmış diye merak etmez mi? Yoksa bu TV seyredemeyen TV yorumcusu gazete de mi okumuyor? Bırakın okumayı, sayfayı da açıp bakmıyor. İlginç bir durum bu tabii.
Program seyretmeden yorumlayan arkadaş meğer gazete okumayan spor gazetecisiymiş, insan her gün yeni bir şey görüyor, yaşıyor. Peki ben bu arkadaşın yazdığı diğer haberlere nasıl güveneyim. TV seyretmeden program yorumlayan, gazete okumadan gazeteci olan arkadaş, karşısında insan olmadan röportaj, olay olmadan haber de yapabilir yani.
mdemirkol@milliyet.com.tr
|
|
|

|