|
Tehlikeli oyun!
Şu günlerin netameli konuları arasında irtica ve laikliğin ayrı bir yeri var. Özellikle 'Beyaz Türkler'den oluşan bir çevredeyseniz, dikkatli konuşmanız gerekir. Yoksa tatsız bir hal alabilir tartışmanın seyri. Hatta kavga bile çıkabilir.
Çünkü irtica geliyor, gelmiyor konusu toplumun kremasını fikren bölmüş, apaçık görülüyor bu. Beyaz Türkler cepheleşmiş de diyebilirsiniz.
Peki, toplumda durum ne?
TESEV'in yaptırdığı din, toplum ve siyaset konulu son araştırmada(*) şöyle bir soru var:
"Laiklik tehdit altında mı?"
Yanıtlara gelince:
Yüzde 73.1 hayır.
Yüzde 22.1 evet.
Bir başka soru şöyle:
"Türkiye'nin en önemli sorunu nedir?"
Yanıtlar şöyle çıkmış:
Yüzde 38.2 işsizlik.
Yüzde 12.1 enflasyon.
Yüzde 11 terör.
Yüzde 10.2 eğitim.
Yüzde 3.7 başörtüsü sorunu.
Yüzde 2.7 Kürt sorunu.
Yüzde 0.4 din.
Bu listede irtica, laiklik yok.
Bir başka soru:
"Hangi sorun öncelikle çözülmeli?"
Yanıtlar:
Yüzde 70.3 işsizlik; yüzde 12.1 Güneydoğu ve Kürt sorunu; yüzde 7.9 eğitim sorunları; yüzde 5.7 türbanlıların üniversiteye girişleri; yüzde 2.7 sağlık sorunları.
İrtica-laiklik bu sıralamada da yer almıyor.
Bu sonuçlara bakarak:
"İrtica ya da laiklik diye bir sorun Beyaz Türkler arasında, kremada tartışılıyor; ama bu sorunlar toplumun gündemini bugün için pek fazla meşgul etmiyor, gündemin çok alt sıralarında yer alıyorlar" denebilir mi?
Denir, yanlış olmaz.
Yine bu sonuçlara bakarak:
"Toplumun laiklikle bir alıp veremediği yok!" diyebilir misiniz?
Bu da mümkün.
Eğer toplumdaki durum genel olarak böyleyse, bir siyasal partinin muhalefet ve seçim stratejisini tümüyle laiklik üzerine oturtması akıllıca bir iş olabilir mi sorusu ister istemez akla takılıyor.
Belki daha önemlisi şu:
Sadece laiklik ekseni üstüne oturtulan bir seçim stratejisi, toplumu laik-antilaik diye bölüp cepheleştirebilir.
Tehlikeli bir oyundur bu. Türkiye bu tuzağa 1970'li yıllarda düşmüştü.
Kanlı bir tuzaktı bu.
Ecevit'in CHP'sini iktidardan uzaklaştırmak için milliyetçi cephe hükümetleri kurulmuştu 1970'lerin ikinci yarısında. Demirel'in, Türkeş'in, Erbakan Hoca'nın, Turhan Feyzioğlu'nun oluşturdukları, kısa adı MC olan koalisyonların ilan edilen amacı, "Türkiye'yi komünizmden kurtarmak"tı.
Türkiye'de böyle bir tehlike yoktu. Ama MC'ler böyle oluşturuldu; Türkiye 1970'lerde cepheleşerek kanlı bir hengâmenin içine böyle çekildi; 12 Eylül askeri yönetimi de 1980 sonbaharında demokrasiyi böylece rafa kaldırdı.
Bugün komünizm yok.
İrtica var!
Şimdi de irticayla mücadele diyerek cepheleşme çağrıları yapılıyor bu topraklarda...
Demokrat-Halk Partili, sağcı-solcu, ülkücü-devrimci, Sünni-Alevi, Türk-Kürt diye Türkiye'nin nasıl bölünmek ve istikrarsızlaştırılmak istendiğine dair acı ve kanlı örnekler bugün belleklerimizde tazeliğini korurken, bu kez laiklik elden gidiyor diye siyaset olur mu?
Bu akıl işi mi?
Toplumu laik-antilaik diye cephelere bölmeye çalışmak, bu ülkeye iyilik midir?
Seçmene aba altından sopa gösterircesine, sözde çaktırmadan ya ben ya darbe havası basmak, demokratik siyaset anlayışıyla bağdaşır mı?
Cumhurbaşkanı seçimini bir rejim meselesi haline getirmenin savunulur bir tarafı olabilir mi?
Yazık!
Deniz Baykal'ın oyunu tehlikeli!
Bizden söylemesi...
* TESEV'in demokratikleşme programı çerçevesinde, öğretim üyeleri Prof. Dr. Binnaz Toprak ve Doç. Dr. Ali Çarkoğlu'na yaptırdığı, "Değişen Türkiye'de Din, Toplum ve Siyaset" isimli araştırma; Tesev Yayınları.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|