|
UZMAN GÖRÜŞÜ
Papa ziyaretinde dünya Türkiye'yi izleyecek, farkında mıyız?
Aylardır Papa'nın Türkiye ziyaretini tartışıyoruz. Dini, siyasi ve tarihi açıdan pek çok görüş dile getirildi. Ancak çok önemli bir ayrıntı gözden kaçtı. Papa'nın Türkiye markasına yapabileceği olumlu katkı fırsatı üzerinde durulmadı.
Papa, Katolik dünyası için sıradan bir din adamı değil, herkesin evine ve günlük yaşamına giren son derece sevilen bir kişi. Günlük yaşam hakkında söyledikleri dönem dönem eleştirilse ve pek uygulanmasa da, attığı her adım tüm dünyada ilgiyle izlenir.
Haftalardır dünya basını Türkiye görüntüleriyle dolu. Başta İtalyan Ulusal TV Kanalı RAI olmak üzere, İtalyan basını geziyle ilgili olumlu bir hava estirmeye çalışıyor. Bu ziyaret başta turizm sektörümüz olmak üzere 'Made in Turkey' imajı açısından son derece önemli. Turizm Bakanımız ne yazık ki konuyla pek ilgilenmemeyi seçmiş durumda. Oysa, Papa'nın Ayasofya ve Meryem Ana ziyaretleri sırasında çekilecek görüntüler, ülkemiz turizmi açısından paha biçilmez bir değer taşıyor.
Keşke Turizm Bakanımız, ünlü Türk misafirperverliğini hatırlayabilseydi ve Papa'ya ev sahipliği yapabilseydi. Hükümetimiz dini politik dengeleri hassasiyetle ve büyük bir diplomasiyle yürütürken, TV'leri başında Türkiye'yi izleyen 1.5 milyarlık Katolik camiasına sıcak mesajlar gönderebilseydi. Ne yazık ki dar iç siyaset penceresinden bakış tercih edildi.
Hangi görüntü verilecek?
Marka olmak için her şeyden önce algının doğru yönetilmesi gerekir. Türkiye markasının algısı tüm ürünlerimizin ve turizm sektörümüzün algısını da etkiliyor. Tatile gitmeyi düşünen insanlar, kararlarını zihinlerindeki olumlu görüntüler bazında verirler. Bağıran, çağıran, bayrak ve resim yakan insanların hezeyanı tüm dünya mecralarında yer aldıkça, ülkemiz arzu edilir bir destinasyon olmaktan uzaklaşır.
Her yıl Turizm Bakanlığı ihaleler açarak, Türk turizmini tanıtmaya çalışır. Suçlamalar, eleştiriler arasında deniz, kum, tarihi anıt görüntüleriyle dolu reklamlara milyonlarca dolar yatırım yapılır. Sonuçta biz söyler, biz dinleriz, kampanyalardan pek de verimli sonuçlar almayı başaramayız. Aynı şekilde, dönem dönem tekstilciler, modacılar, gıda üreticileri de bir araya gelerek çeşitli tanıtım kampanyalarına kalkışır. Fuarlar, sergiler, kalabalık seyahatlarle Türkiye markası yarattıklarını iddia ederler. Oysa, marka uzun bir yolculuktur. Markalar insanlar gibidir. Kimisi sevilir, sayılır, hayran olunur, birlikte olmaktan keyif alınır ve gurur duyulur. Kimisi de uzak durulacak, sevilmeyen, korkulan, güvenilmeyen varlıklar olarak görülür. Amazon.com şirketinin kurucusu Jeff Bezos'un dediği gibi "Marka siz odada yokken, insanların hakkınızda söyledikleridir."
Büyük resmi görelim
Şimdi düşünelim, dışarıdan bakıldığında nasıl görünüyoruz?
Geçtiğimiz yıl Türkiye-İsviçre milli maçı sırasında çıkan olaylardan, Marmaris'teki bir garsonun veya Alanya'daki bir pansiyoncunun işini kaybederek etkilendiğinin farkında mıyız? Futbolcu Arda kafa atarken, Zidane olacağını mı sanıyor? Papa'ya karşı gösterilerin kime ne yararı oluyor? Afra-tafra politikaları sadece egoları tatmin ediyor. Olan ülkemizin geleceğine oluyor.
Papa gezisi ülkemizin algısı, ticareti ve marka değeri açısından son derece önemlidir. Büyük resmi görmemiz ve dünyaya gidecek binlerce görüntüyü bu bakış açısıyla yönetmemiz gerekir. Sonra "Türk'ün Türk'ten başka dostu" yoktur sözleriyle kendimizi avutur, dünyanın neden bizi sevmediğini yalnızca Müslüman olmamıza bağlar dururuz.
Çok büyük paralar harcayarak ancak yapabileceğimiz önemde bir tanıtım fırsatının ayağımıza geldiğinin farkında mıyız?
karahasanf@e-kolay.net
|
|