|
 |
|
|
MÜZİK
Çeyrek asırlık çınar
2004 yılında müziği bıraktığını açıklayan George Michael, 25'inci sanat yılını dev bir turne ve çift CD'lik bir albümle kutluyor
MURAT BEŞER
Duydunuz mu? George W. Bush eşcinselmiş. Üstelik de sevgilisi İngiltere Başbakanı Tony Blair imiş. Valla biz seksenli yılların ünlü şarkıcısı George Michael'ın yalancısıyız. Tüm olan biteni onun "Shoot The Dog" şarkısının klibinden öğrendik.
Güya, sözüm ona George, emperyalist savaşa ilişkin politik bir eleştiri yapıyordu; dünyaya baktığı penceresinden. Bunun ne kadar politik bir eleştiri olduğu tartışılır. Ama biz en iyisi tartışmayalım ve George nezdinde bunun post-modern politika olduğunu varsayalım.
İçini dökmeyi modern toplumların politikası haline getirenler adına son derece münasip bir çıkış sergiliyordu George. Aslında cinsel tercihlerini kamusal alana çıkarış mantığına da son derece yakışan bir eleştiriydi bu.
Anımsayın, halka açık bir tuvalette hemcinsleriyle yakalanan o değil miydi? Bu sansasyonel vakanın ardından şahsi sitesinde eşcinselliğin bayraktarlığına ve doğal olarak Freddie Mercury'nin tahtına oynamıştı. Sanki planlı bir oyunun parçası gibi, bir kamyon şoförüyle ormanda paparazzilere yakalanan da ta kendisiydi?
Oysa bilmem kaç yaşına kadar gerçek bir playboy edasıyla takılmıştı. Genç kızların hayallerini süsleyecek kadar yakışıklıydı. Şarkıları en temiz hayallerimizi süslüyordu. O dakikadan sonra, şarkılarını anlamı değişti birdenbire bizler için. Hazırlıksız yakalanmıştık; kadınlara yazıldığını düşünerek içlendiğimiz şarkıları, bir başka gözle ve ruh haliyle algılamak kolay olmamıştı hesabımıza.
Sıra dışı bir hikaye
Nereden bakarsanız bakın sıra dışı bir hikaye. Seksenlere damgasını vuran "Careless Whisper" şarkısını henüz reşit değilken yazan, yakın arkadaşı Andrew Ridgeley ile ortağı olduğu Wham'i, başarının doruğunda iken
72 bin hayranın önünde verilen bir konserle bitiren, çaylaklığında Aretha Franklin, Elton John, Stevie Wonder gibi efsanelerle aynı mikrofonu paylaşan ve mütemadiyen sansasyonları ve cesur çıkışlarıyla adından söz ettiren Rum asıllı bu tuhaf adam, sanat yaşamının 25'inci yılında sahneye geri dönüyor.
2004 yılındaki "Patience" albümünün ardından müziği bıraktığını açıklamıştı George. 43'lük delikanlı şimdi çeyrek asrını, iki hamle ile kutluyor. İlki sayısız Avrupa ülkesini kapsayan "European 25 Live Tour". Diğeri kariyerinin en kapsamlı toplama albümü "25 (Twenty Five)".
İki CD'den oluşan ancak tek fiyatına satılan derlemenin ilki "For Living". George'un hareketli şarkılarından oluşuyor ve "Everything She Wants", "Amazing", "Fast Love", "Faith", "Freedom", "Freeek" gibi zamanında listeleri hallaç pamuğu gibi atmış parçaları içeriyor. İkinci CD "For Loving" ise "Careless Whisper", "One More Try", "Father Figure", "Older" ve "Last Christmas" gibi romantik parçalardan oluşuyor.
Eski şarkılardan ibaret değil; yeniler de konmuş. Yaz boyu radyolarda sıkça duyduğumuz "An Easier Affair", eski Sugababes üyesi Mutya Bueno ile seslendirilen "This Is Not Real Love" ve usta yorumcu Paul McCartney ile yeniden yorumlanan "Heal The Pain" bunlar.
Albümü satın almak için bu yeterli mi, bilmiyoruz. Ama kendisinden en az bir 25 yıl daha bahsetmemiz ve dinlememiz için George Michael'ın bir hayli nedeni var.
Mavinin bütün tonları
İsveçli basçı, çellocu, piyanist ve besteci Lars Danielsson, yeni albümü "Melange Bleu"de müziğini mavinin tonları ile buluşturuyor. Kuzeyin serin cazıyla, Avrupa romantizminin ambient tınılarının karışımına caz mavisinin bütün tonlarını uyguluyor.
Bu formül için doğru kumpanya ile çalışıyor Lars. Beatler etrafında ustaca dolanan Jon Christensen, gitar vızıltılarıyla Eivind Aarset, yumuşak trompetiyle Nils Petter Molvear, eğlenceli parmak Bugge Wesseltoft; her biri bir başka mavi. Chill atmosferi Jan Bang, efektleri de DJ Strangefruit temin ediyor.
Lars'ın hedefi, küçük şaşırtmalar, detayda mutluluklar ve orkestral nüanslar. İstediğini elde etme konusunda pek bir eksiği yok, hatta fazlası var. Mavisi biraz fazla kaçmış.
Tatlı rüyalar oteli
Taksim'deki Point Hotel marka kimliğinin bir parçası olarak özel bir çalışma hazırlattı: "Sweet Dreams". Eski Tamburada üyelerinden Tansu Kaner'in elektro-lounge bestelerinden oluşan, Özlem Şimşek ve Ceren Bektaş'ın vokalleriyle desteklenen albüm, otelde geçen cennetsi bir günü anlatan konulu, konsept bir iş.
Özel bir pakette sunulan "Sweet Dreams" ile, sektördeki hiçbir köklü kuruluşun aklına getirmediği bir işi gerçekleştiriyor Point Hotel. Albümdeki müzikler de "asansör" değil.
Aşk doktorundan şarkılar
Tamer Karan şarkılarındaki dünya aşktan mütevellit. Şarkılarında pek çok popçu ve rakçı gibi savaş, yoksulluk, ekonomi, mücadele gibi toplumu pençesinde kıvrandıran hakikatler yok.
Doktorluk kariyerini sürdürmekteyken bir bardan gelen şarkıcılık teklifinin değişen kaderi, şimdi albümlü bir müzisyen olarak yol alıyor Karan'ın.
İlk albümü "Aklımda Hep Sen"deki besteleri derli toplu. Sesi berrak, müziği kolay dinlenir, sözleri de akılda kalıcı. Ancak biraz boyutlanmaya, sözlerinin derinlik kazandırılmaya ihtiyacı var. Bir de Teoman çağrışımlı olması talihsizlik.
Bir ayran gönüllünün satır aralarından, aşk için yaratıldığını düşünen bir milli çapkının bıyık altı gülümsemeleri hissediliyor. Karan'ın sıradaki albümünde özgün taraflarının altını çizmeli.
|
|
|

|