|
 |
|
|
İspanya dramı
İspanya'nın Vigo kasabasında, futbol maçına benzer "itişmeli - kakışmalı" bir garip yarışma oynanmaktaydı. Zaman zaman lunaparklardaki çarpışan arabalarda oynaşan çocuklar gibi ne yaptığını bilmez bir dağınıklıkta oynamaya çalışan Fenerbahçe, neden bu kadar gayrı ciddi kalmaktaydı bu çok önemli puan yarışmasında...
İspanyollar'a, "Fenerbahçe'nin orta sahada kıskaca alınırsa kilitlenip, kalacağı gerçeğini" iyi anlatmışlardı anlaşılan soyunma odasında. Alex, Appiah, Deniz, Aurelio ve de Tuncay kendilerine yakın oynayan, dinamik ancak çok da vasıfsız rakiplerine uyarak, gole yaklaşmakta zorlanıyorlar, hele kalede Volkan iki çok önemli vuruşa ilk yarıda ustaca çıkarmasa, Fenerbahçe daha ilk 45'te teslim oluyordu Celta'ya az kalsın...
Benim anlayamadığım Alex gibi topa vuruş uzmanının penaltı atışında aceleyle yürüyüp, atacağı plasenin adresini rakibe adeta göstermesiydi. Evet, penaltı da kaçardı bu oyunda ama, vuran Alex'se eğer, böyle bir kabahati hazmetmek zor mu zor...
Zico sağ kanatta yaptığı Mehmet Yozgatlı operasyonundan çok da başarılı sonuçlar çıkarmıştı. O zaman böylesine bir maçta formatı bozarak sağ kulvarı niçin başı bozuk bir kadere mahkum ediyordu ki. Uğur, solda kendini Roberto Carlos filan sanıyor anlaşılan. Buluştuğu topları en kalabalık rakip trafiğinin içlerinden söküp, çıkarmaya çalışması ne kadar da "abesle iştigal"di dün akşam...
Kezman'ın top ve gol kovalaması hiçbir kalite ve ustalık anlatmıyor bizlere. Şöyle hırs ve tempoyla dolu bir deparını bile göremedik dünkü karşılaşmada. Ne yani, bu "pahalı adam" ucuz defans kabahatlerinden mi çıkaracak gol rızkını...
Özetle, Zico'nun sayısız tertip ve "adam değiştirme zamanlama hatalarıyla" dolu gecede, Fenerbahçe bir "İspanya dramı" yaşıyor ve gruptan çıkma şansını kendi sahasında oynayacağı Eintracht Frankfurt maçının kaderine bırakıyordu.
esenay@milliyet.com.tr
|
|
|

|