|
 |
|
|
Esas bomba yolda!
Pazartesi akşamı yayınlanan Telegol'de Cihan Oskay'ın Fenerbahçe'nin şike yaptığına ilişkin iddiaları gündeme bomba gibi düştü. Karşılıklı açıklamalar, reddedenler, ispat etmeye çalışanlar... Bu depremin artçıları uzun bir süre daha sürecek gibi görünüyor... Ancak her zaman olduğu gibi "zaman aşımı" gerekçesiyle bu iddiaların da üstü örtülecek.
"Yok hiçbirinin birbirinden farkı" takımlarımız pür-ü pak vaziyette şampiyonluk için oynacaklar ve mutlu sona ulaşan takım "en büyük" olacak. Sonuçların sahada alındığını sanan taraftarlar da konvoy yapıp tur atacak, diğer takımları destekleyen arkadaşlarını kızdıracak... Takım farkezmez, bu düzen böyle sürüp gidecek...
İşte bu sebeple sevgili okur, esas bomba daha patlamadı...
Ayda bir asrın olayını açıklayan Telegol'de yayınlanan iddialarla ilgili olarak, Santra'da Ahmet Çakar, 2 ay önce Cihan Oskay'ın kendisiyle görüştüğünü söyleyip, Oskay hakkındaki tespitlerini sunduktan sonra, Kazım Kanat, "nasıl bir böyle bir program yaparlar" deyip Telegol'e yüklenmeye çalışınca onları korumayı da unutmadı: "Telegol'ü ben doğurdum, onlar benim çocuklarım, çok iyi şeyler yaptık biz orada. Onları suçlamam..."
Ancak kırılmıştı bir kere Ahmet Çakar, programda adı geçmesine rağmen yayına bağlanamadığını, o sebeple de Serhat Ulueren ve ekibine kırgın olduğunu tekrarladı birkaç kez...
İplik pazarı!
Telegol'de ise Ulueren "Haftaya bizim programla ilgili ileri geri konuşanların gerçek yüzlerini ortaya çıkaracağız" deyiverince, programın en sakini -ama bir gün fena patlamasından korkmaktayım- Sabri Ugan tarafından "Buna söz verme" diyerek yatıştırıldı..
Bunun üzerine "olay var" haleti ruhiyesiyle Santra'ya zapladım ben de... Ersin Düzen "Burada yapmış olduğumuz yorumlarla ilgili olarak, karşımızdaki programın bizimle ilgili yapmış olduğu yorum pek iç açıcı değil... Bizlerin gerçek yüzünü önümüzdeki haftaki programlarında ekrana getireceklermiş" dedi.
Tekrar Telegol'e döndüğümde ise Mahmut Uslu'nun, Çakar'ın sözlerinden bir demet aktarması üzerine iplik pazara çıkarma uzmanı olan Ulueren, açtı ağzını yumdu gözünü: "Ahmet Çakar'ın yalan söylemediği ne malum? Ahmet Çakar Türkiye'nin kılıcı mı? Ahmet Çakar idol mü? Onun ağzından çıkan her şey doğru mu? Ahmet Çakar mı bu programı yönetiyor? Ya da Ahmet Çakar'ın dedikleri mi geçerli? Başka programlar bizim üstümüzden rant sağlamak istiyorsa ve Ahmet Çakar burada yıldız olmak istiyorsa buna izin vermeyiz. Ahmet Çakar gitsin kendi programında ne söylemek istiyorsa söylesin".
Frankeştayn!
Futbol Ekstra dergisinin ilk zamanlarında kendisiyle yapılan röportajda Çakar, Serhat Ulueren için "Serhat'ı ben yetiştirdim. Serhat Ulueren benim Frankeştayn'ımdır*. Ben canavardım, bir canavar yetiştirdim. Zaman zaman onu kontrol edemiyorum ama son derece çalışkan, aldığı her kuruşun hakkını getiren, namuslu bir adamdır ve çok çok büyük gazetecidir. Ama korkuyorum onun için. Korkuyorum... Gözü karadır. Çok uyardım. Mesleğine büyük saygısı vardır. İt gibi çalışır" ifadelerini kullanmıştı. Sevgili Çakar, isimleri karıştırmış; ama benzetmeyi doğru yapmış...
Aralarının neden açıldığını bilmiyorum; ancak Ulueren Santra ekibinin "gerçek yüzlerini" ortaya çıkarmaya kalkarsa, Çakar'dan, hakkında söylediklerini dinledikten sonra, "Eeeyyyy Serhat" diye başlayan 10 maddelik adamlık dersi bekliyoruz artık... Yakında bir meydan muharebesi çıkacak ve esas bomba o zaman patlayacak... Siz iyisi mi o bombayı bekleyin!
* 1881'de, Mary Shelly'in yazdığı romanının kahramanı olan Dr. Frankeştayn genç ve idealist bir bilim adamıdır, maddeye can vermenin sırrını keşfederek bir ucube yaratır. İşte bu yaratık, korkunç bir canavar olur. Yaratılan canavar, o kadar çirkin, o kadar korkunç, o kadar dehşet vericidir ki, kimseye görünmek istemez, sonunda kendisini yaratan Dr. Frankeştayn'dan intikam almak ister, "niye beni yarattın" diye.
FOTO - JENERİK
Feridun Düzağaç, "Championship Menager'de bile böyle kadro kuramadım" diye haklı olarak serzenişte bulunmuştu Chelsea için...
İşte o takımdaki "gol kardeşliği"...
***
Peki!
Selim Soydan: Yöneticiyken bana bir şey sormuşlardı. 'Yarın pişman olacağın hiçbir sözü etmemen lazım. Susmak daha iyidir' demiştim. Çünkü bir gün gelip sana sorarlar...
Göktuğ Sevinçli: Bir de derler ya hani? Boyunda 9 boğum vardır. İyi düşünerek çıkartın!..
(Ve Gool, TV8)
O da olur inşallah!
İbrahim Akın iyi götürdüğü maçı yine kırmızı kartla bitirdi. Saçmasapan bir vakit geçirme kurnazlığıyla... Rakibin kullanacağı topa düdükten sonra vurarak...
Beşiktaş kazandı... Ah, bir de İbrahim Akın büyüse!
(Attila Gökçe - Milliyet)
Yakışıyor mu Hulki Bey Amca?
O birbirinden değerli taraftarlar, neler söylediler, nelere tanık oldum, yazmaya kalksam bu sütunlara sığmaz. Sadece şunu söyleyeyim; Fener düşmanı ve kıskanç zihniyete topluca edilen çok değişik ve anlamlı beddualara ben de 'amin' dedim.
(Hulki İlgün - Fanatik)
Ediniz!
Fener'de, oyunun kaderini değiştirebilecek yeteneklere sahip bildiğimiz Alex'i, böylesine top kaybederse, duran toplardaki o usta vuruşlarında bekleneni veremezse ve o bildiğimiz olağanüstü sol ayağını verimli kullanamazsa, dünkü maçta 'kötü futbolcu' ilan ederiz.
(Ziya Şengül - Star)
Yenmeye Abi!
Futbol olarak yoktuk. Sahadaki futbolcularımızın negatif davranışlarıyla Fair Play'de de yoktuk. Peki öyleyse biz Bordeaux'ya neden geldik!
(Turgay Şeren - Akşam)
Yaz bakalım!
Millet, Fatih Akyel'i 15 senedir görüyor. Çocuk 17 yaşından beri oynuyor. Fatih Akyel daha 28 yaşında ya! Fatih Akyel bakın birkaç sene sonra gene Milli Takım'da da oynayacak. Bak ben buraya yazıyorum, iddia ediyorum hatta!
(Göktuğ Sevinçli - Ve Gool, TV8)
İtirafçı!
Maçtan önce herkes birbirini aldatmış ve Bordeaux'da iyi bir sonuç alıp, UEFA Kupası'nda devam edeceğiz demiştir. Bunu söyleyenler onlar. Yazanlar ise bizleriz. Zavallı gazete okuyanlar bizlerin ve onların hayal düşünceleriyle daha da yıkılmışlardır.
(İsmet Tongo - Fanatik)
yakantop@gmail.com
|
|
|

|