Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 01 Aralık 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Birilerinin gözü öğretmen maaşında


Çalışanlar arasında belki de en çok mağdur olanlar öğretmenler. Her ne kadar bazıları "Yarım gün çalışıyorlar", "Üç ay yaz tatilleri var", "Aldıkları ücreti bile hak etmiyorlar" şeklinde yakışıksız ithamlarda bulunsa da, onlar, bugün kendilerine sunulan olanaklardan çok daha fazlasını hak ediyorlar.
AKP iktidarı döneminde öğretmenlerin sosyoekonomik koşullarında nasıl gelişmeler oldu? Atamalardan kadrolaşmaya, maaşlardan çalışma saatlerine kadar neydi, ne oldu?
Bakan Hüseyin Çelik ve bürokratlarına göre, her şey güllük gülistanlık. Sendikalara göre ise, ortada çok vahim bir tablo var ve durum daha da kötüleşiyor.
Gelen e-postaların tamamına yakını da şikâyet dolu. Memnun olanlar yok mu? Elbette var. Ama sayıları kelaynak kuşlarından daha fazla değil.
Gerçek anlamda bir durum tespiti yapmak için, konuların çok içinde olan bir okul müdürümüzden durum tespiti yapmasını istedim. İşte çalışma saatlerine ve ücretlere yönelik değerlendirmesi:
1) Anadolu liselerinde
a) Fen grubu öğretmenleri, 4 saatte bir saat
b) İngilizce öğretmenleri de 2 saatte bir saat egzersiz ücreti alırken, şimdi her iki alanda da 10 saatte 1 saate indirilmiştir. Sadece bu yüzden öğretmenlerin aylık ders ücreti kaybı 12/24 saat arasındadır.
2) Ders ücretlerini mastır yapan öğretmenler yüzde 25, doktora yapan öğretmenler de yüzde 40 zamlı alırken, akademik unvanlarla ilgili ders ücreti farkları tamamen kaldırılmıştır. Öğretmenlerin bu konudaki aylık ücret kaybı da 75 ile 120 YTL arasındadır. Bu yüzden akademik çalışma yapmak isteyen öğretmenlerin motivasyonu bozulmuş ve caydırıcı olmuştur.
3) Okul yöneticilerinin 6 saate kadar olan haftalık derse girme süresi, 6 saat olarak kesinleştirilerek öğretmenden ve ders ücretinden tasarruf edilmek istenmiştir. Fakat, idari işler ve resmi toplantılar nedeniyle bu derslerin çoğu boş geçmektedir.
4) Meslek liselerinin 10., 11. ve 12. sınıflarında, atölye uygulamalarında 8 öğrenciye bir öğretmen düşerken, bu 20 öğrenciye bir öğretmene çıkarılmıştır. Bununla hem öğretmen hem de ders ücretinden kısıtlamaya gidip kâr edilmek istenmiştir. Fakat bu durum mesleki öğretimin kalitesini düşürmekle kalmayıp öğretmenleri de mesleğinden soğutmaktadır...
Daha yüzlerce sorun var. Şimdilik bunlar yeterli. Bakalım, bakanlığın bu konudaki değerlendirmesi nasıl olacak?..

Çankaya'nın gerekçeleri?
Rektörlük seçimleri pek çok tartışmayı da beraberinde getiriyor. Örneğin seçimlerde en yüksek oyu alan 6 aday niye atanmadı?
Elbette en çok oy alanlar atanacak diye bir kural yok. Ama atanmama gerekçelerini bilmek de o öğretim üyelerinin hakkı! Sanki bir kusurları varmış da o yüzden atanmamışlar izlenimi doğuyor. Her seçim döneminde yaşanan bu kaosu çözmenin en iyi yolu, veto kriterlerinin daha en baştan belirlenmesi. Yani, YÖK'ün ve Çankaya'nın gözünde "sakıncalı" konumda bulunan adaylara, bu durum ta en başından bildirilsin ki, seçime katılmasınlar. Öğretim üyeleri de onlara boş yere oy verip demokrasi mağduru durumuna düşmesinler.
Bu konuda benim bir türlü anlam veremediğim çelişki ise, hocayken, dekanken sakıncalı olmayan isimlerin, rektörlük söz konusu olduğunda, nasıl bir anda "sakıncalı" duruma düştükleri!
Tıpkı Milli Eğitim'de olduğu gibi. Ağır disiplin suçu işleyen bir müdürü ya da öğretmeni, bir okuldan alıp bir başka okula veriyorlar. Sanki o okuldaki öğrenciler kürek mahkûmu...
Özetin özeti: Üniversiteler hiç bu hale düşmemişlerdi. Çankaya, hükümet ve YÖK çekişmesinde oyuncak haline geldiler. İsteyen istediği gibi oynuyor...

aguclu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Avrupa ile gerginlik
DIŞİŞLERİ Bakanı Abdullah Gül'le CNN Türk'te ...
Çetin ALTAN
Başbakan Tayyip Bey, 70'ine geldiğinde...
Eğlenceli fantezilere pek de alışık olmadığım...
Melih AŞIK
Oyun bitmedi!
AB Komisyonu 8 başlıkta müzakerelerin askıya ...
Fikret BİLA
Pepe: Yargı elimizi kolumuzu bağlıyor
Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, Acarkent ol...
Hasan CEMAL
AB kötü oynuyor!
Avrupa Birliği Komisyonu'nun Türkiye'yle ilgi...
Güneri CIVAOĞLU
İzler...
Bir söylem vardır; "Kadının izini sür" diye.....
Abbas GÜÇLÜ
Birilerinin gözü öğretmen maaşında
Çalışanlar arasında belki de en çok mağdur ol...
Hurşit GÜNEŞ
Kur değer kaybetmeden verimlilik sağlanabilir mi?
Önceki hafta e-posta kutuma Harvard Üniversit...
Metin MÜNİR
Yeşil rüya gören dünyada Türkiye ne yapıyor?
Dünya enerji konusunda dönüm noktasına geldi....
Faik ÖZTRAK
Geç gelen önlemler ve kaçan fırsatlar
Aşağıdaki grafik 2002 sonundan bu yana yurtiç...
Hasan PULUR
Ocak başkanlarını hiç tanıdınız mı?
AĞZIMIZA persenk etmişizdir:
Derya SAZAK
Papa ve AB kutsaması
Türkiye'ye verdiği AB desteği Batı medyasında...
Meral TAMER
Londra Belediye Başkanı'nın makam aracı yok
Herhangi bir yanlış anlaşılma olmasın. Devlet...
Ece TEMELKURAN
Tepki ve tekdir
"Vay sen nasıl olur da milletimize ihanet etm...
Güngör URAS
Avrupa Birliği ilişkilerinin bir süre askıda kalması iyidir
Gümrük Birliği ilişkilerini sürdürmeliyiz. Ko...
M. Ali BİRAND
Türkiye, AB'ye akılcı yanıt verdi
Avrupa Birliği Komisyonu'nun önceki günkü ta...

© 2006 Milliyet