Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 01 Aralık 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Geç gelen önlemler ve kaçan fırsatlar


Aşağıdaki grafik 2002 sonundan bu yana yurtiçi net kredi hacmindeki genişlemeyi ve ülkeye yurtdışından giren özel kesim fonlarını gösteriyor. 2002 yılından bu yana yurtiçi kredi hacmi yaklaşık 5'e, ülkeye gelen özel kesim fonlarının toplamı ise yaklaşık 30'a katlanmış.
Dış kaynakla desteklenen kredi seline kapılan, yurtiçindeki özel kesimin tasarruf oranı da aynı dönemde yüzde 27.2'den yüzde 13.7'ye gerilemiş. Türk lirası yabancı paralar karşısında reel efektif bazda yüzde 30 değer kazanmış. Cari açığın gayri safi yurtiçi hasılaya oranı ise yüzde 0.8'den yüzde 8'e çıkmış.
Finans piyasalarında bu şişmeye bakan herhangi bir iktisatçı ekonomide ciddi kırılganlıkların oluştuğunu görür. Ancak bizim ekonomi yönetimimiz görmedi. Yüksek büyüme siyasetçiyi tatmin etti. Kısa vadeli enflasyon hedefine kilitlenen para otoritesi "Enflasyon kontrol altındaysa her şey yolundadır" dedi.
Mali sektörün gözetiminden sorumlu kurumlar ise kredi hacminde ve varlık fiyatlarında ortaya çıkan aşırı büyümeye, buna bağlı olarak artan kârlar standart güvenlik oranlarını iyileştirdiği için ses çıkarmadı. Bir aşamadan sonra ise kurumlar "Aman tekerleğe çomak sokan ben olmayayım" tavrını benimsedi.
Son dönemde bankacılıktaki gözetim ve denetim otoritesinin bu kredi şişmesini sınırlayacak şekilde mali sistemde güvenlik oranlarını güçlendirme yönünde bazı adımları attığını görüyoruz. Önlemlerin IMF'nin son gözden geçirme kapsamında ülkeyi ziyaretinin ardından alınması ve çok tedrici olması burada bir dış zorlama olduğunu ortaya koyuyor. Anlaşılan ekonomi yönetimi, hükümetin "Bu defa her şey daha farklı, sorun yok" görüşünü benimsemeyi sürdürüyor.
Küresel piyasalardaki iyileşmelerin içeriye daha az yansıdığı, bozulmaların ise bize benzeyen ekonomilere oranla daha şiddetli yaşandığı bir dönemdeyiz. Benzerleri arasında en riskli ekonomiler arasında olduğumuzu hükümet dışında herkes kabul ediyor. Bu duruma düşmemizle ilgili olarak AB sürecinin gevşemesinden, hızlı büyümeden mikro reform eksikliğine kadar uzanan çeşitli gerekçeler üretiliyor.

Kırılganlıklar büyüyor
Bugün yaşananların ardındaki temel sorun kredi ve varlık fiyatlarındaki şişmeyi hükümetin ve ekonomi yönetiminin sorun olarak görmemesi ve etkili bir makro finansal gözetim çerçevesini oluşturamamasıdır. Bu olmayınca, ancak para, maliye ve gözetim politikaları arasında ciddi bir uyum sağlayarak önlenebilecek kırılganlıklar büyümeye devam etmiştir.
Mali sistemde ve varlık piyasalarında şişme konusunda bu politikalardan sorumlu kurumların endişelerini dile getiren ortak bir söylem bugüne kadar dile getirilmemiştir. Oysa bu bile mevcut tehlikeli gidişi kontrol altına alma konusunda etkili olurdu.
Yukarıdaki önlemleri küresel piyasaların coşku içinde olduğu dönemde alsaydık hem bu kırılganlıkları azaltır hem de risk algılaması arttığında gelen dalgayı yumuşatacak esnekliğe sahip olurduk. Artık fırsatı kaçırdık. Bundan sonra küresel piyasalar kötüleştikçe almak zorunda kalacağımız önlemler, dışarıdan gelen dalganın büyümeye yansımasını daha da derinleştirecektir.




foztrak@yahoo.com








Taha AKYOL
Avrupa ile gerginlik
DIŞİŞLERİ Bakanı Abdullah Gül'le CNN Türk'te ...
Çetin ALTAN
Başbakan Tayyip Bey, 70'ine geldiğinde...
Eğlenceli fantezilere pek de alışık olmadığım...
Melih AŞIK
Oyun bitmedi!
AB Komisyonu 8 başlıkta müzakerelerin askıya ...
Fikret BİLA
Pepe: Yargı elimizi kolumuzu bağlıyor
Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, Acarkent ol...
Hasan CEMAL
AB kötü oynuyor!
Avrupa Birliği Komisyonu'nun Türkiye'yle ilgi...
Güneri CIVAOĞLU
İzler...
Bir söylem vardır; "Kadının izini sür" diye.....
Abbas GÜÇLÜ
Birilerinin gözü öğretmen maaşında
Çalışanlar arasında belki de en çok mağdur ol...
Hurşit GÜNEŞ
Kur değer kaybetmeden verimlilik sağlanabilir mi?
Önceki hafta e-posta kutuma Harvard Üniversit...
Metin MÜNİR
Yeşil rüya gören dünyada Türkiye ne yapıyor?
Dünya enerji konusunda dönüm noktasına geldi....
Faik ÖZTRAK
Geç gelen önlemler ve kaçan fırsatlar
Aşağıdaki grafik 2002 sonundan bu yana yurtiç...
Hasan PULUR
Ocak başkanlarını hiç tanıdınız mı?
AĞZIMIZA persenk etmişizdir:
Derya SAZAK
Papa ve AB kutsaması
Türkiye'ye verdiği AB desteği Batı medyasında...
Meral TAMER
Londra Belediye Başkanı'nın makam aracı yok
Herhangi bir yanlış anlaşılma olmasın. Devlet...
Ece TEMELKURAN
Tepki ve tekdir
"Vay sen nasıl olur da milletimize ihanet etm...
Güngör URAS
Avrupa Birliği ilişkilerinin bir süre askıda kalması iyidir
Gümrük Birliği ilişkilerini sürdürmeliyiz. Ko...
M. Ali BİRAND
Türkiye, AB'ye akılcı yanıt verdi
Avrupa Birliği Komisyonu'nun önceki günkü ta...

© 2006 Milliyet