|
Ocak başkanlarını hiç tanıdınız mı?
AĞZIMIZA persenk etmişizdir:
"Dünyanın hiçbir yerinde böyle rezalet yoktur."
Sanki dünyayı dolaşmış, görmediği yer kalmamış, böyle rezalet görmemiştir!
Bir de rezaletin süresini kestirip atar:
"Bugüne kadar böyle rezalet görmedim!"
Sanki geçmişteki rezaletlerin çetelesini tutmuş da böyle diyor.
Bakın kırk küsur yıl önce de memlekette ne rezaletler oluyormuş, görün.
1958 yılı ilkbaharında yaşlı bir hanım ile orta yaşlı oğlu, avukat Fadıl Altop'un yazıhanesine geldiler.
Kadıncağızın Eyüp sırtlarında iki katlı, yarı ahşap, yarı kagir bir evi vardı, alt katı yaşlı bir karı kocaya kiralamış, üst katta ise kendisi oturmaktadır. İlkbahar ve yaz aylarını bu evde geçirmekte, sonbahar ve kışı da oğlunun evinde...
Oğlunun evinden döndüğü bir bahar sabahı baktı ki bahçeye bir gecekondu kurulmuş, kim kurmuş, kim oturuyor, burası dağ başı mı? (x)
***
BU soruların cevabını almak için demokrasimizin unutulmaz tiplerinden "siyasi magandaları" tanımak gerek...
Bunlar nadide demokrasimizin ısırgan otları "ocak başkanları"ydı, ipsiz sapsız, kanun tanımaz "siyasi magandalar", hele partileri iktidardaysa...
Kadıncağızın bahçesine gecekonduyu kurduran da iktidardaki "Demokrat Parti"nin ocak başkanıydı, astığı astık, kestiği kestikti. Oysa avukat Fadıl Altop'un elinde kapı gibi belgeler ve tapu vardı, şahitler de, kiracıların karşı koymasına rağmen gecekondunun zorbalıkla yapıldığını söylediler.
***
OCAK başkanının avukatı çok ilginç bir teklifle çıkagelir:
"Binamız, işgal ettiği araziden daha kıymetlidir, gecekondunun bahçeden bedeli karşılığı ifrazını ve adına tapuda tescilini talep ediyoruz."
***
OLACAK iş değildi; değildi ama davada uzadıkça uzuyor, ilgisiz yerlere yazı yazılıp cevap bekleniyordu.
Sonunda avukat Fadıl Altop dayanamadı:
"Hâkim bey, dosyada bütün deliller mevcut. Davalının, iktidardaki partinin ocak başkanı sıfatıyla, yetkisiz makamdan, yeni imar durumu istemesi nedeniyle, dava bir buçuk yıldır uzamaktadır. Ben bu süre içinde, aldığım ücreti yol parası olarak harcadım. Yaşlı müvekkilem de giderek artan teessür içinde. Davalı bedava işgal ettiği mekânda sefa sürmekte... Bütün bunları anlıyorum, ancak bu davanın bu şekilde uzamasında mahkemenin ne menfaati var onu anlamıyorum?"
***
HÂKİM, duruşmayı son defa 4 Haziran 1960 gününe erteledi, ancak bu arada "27 Mayıs" müdahalesi oldu, hâkim, ilk duruşmada gecekondunun yıkılmasına karar verdi, ocak başkanı da tutuklanmıştı.
***
YAA, beyler, o günlerde de böyle rezaletler olurdu.
Avukat Fadıl Altop, bu anısını anımsadıkça kendisine de sorarmış:
"Bu davayı kim sonuçlandırdı?" diye...
Aman avukat bey, sakın böyle şeyleri sorup "dikta, darbe, müdahale!" laflarına çanak tutmayın, bugünlerde yine ortalıkta dolaşıyorlar da...
———————
(x) Güncel Hukuk dergisi, Ekim 2006.
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|