Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 01 Aralık 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Tepki ve tekdir


"Vay sen nasıl olur da milletimize ihanet etmeyi kafaya takmış bir memlekete gider, gitmekle kalmaz, utanmazca oralardan yazılar yazarsın!"
Bu merkezde toplanabilecek bir dizi tepki aldı geçen pazar günü yazdığım, son derece kendi halinde, Paris'i ve göçmenleri anlatan yazım. Sanırsın ki "Şöyle de şarap içtim" gibisinden, "hakiki" köşe yazısı yazdım. Bizimkisi, Paris'in görünmeyen insanları, yoksulları üzerineydi daha ziyade.
Bir rüzgârın çıkacağı ve bütün bu düzeni devireceği üzerine rüzgâra kapılmış bir yazı. Ve fakat bir kısım okur, sanırım benimle pek meşgul olmayan, daha ziyade "Bugün şovenizm için ne yaptın?" düsturuyla gazete sayfalarını çevirip taze "vatan haini" arayan bir cinstir, çıldırmışlar. Fransa gibi Türkiye'ye ihanetten başka meşguliyeti olmayan bir ülkeye gelmemi "ilençle kınamışlar".
Canları sağ olsun. Ve fakat, "tepkiden" giderek "tekdire" yol alan bu mektuplardan sonra nicedir değinmek istediğim bir mevzuyu yazayım dedim. O da şudur:
"Vatan haini turistler"!
Malumunuz, bir hafta önce sona eren, Fransa'daki Ermeni diasporasıyla ilgili bir yazı dizisi yaptık. Dolayısıyla, bir ay kadar önce yine Paris'te idik. Tam da memleket dahilinde, soykırımı inkâr etmeyi cezalandıran yasadan dolayı "Fransa'yı her bakımdan dövelim, protestoları çakalım" gibi bir ruh hali varken, ne hikmettir ki iş için geleceğim Paris'te bir tek otel odası bulabilmek için bir hafta uğraştım. Ardından İstanbul'dan Paris'e kalkan uçaklarda fotomuhabir arkadaşım Yurttaş'a ve bana yer bulunması için gazete dahilinde bir kampanya yürütüldü. Çünkü hassasiyetleriyle meşhur halkımız o sırada Ramazan Bayramı'nı Paris'te idrak etmeye karar vermiş, Fransa yollarına düşmüş idi.
Şimdiiii... "Bayramcıların" Paris'i işgal ettiğini her otelin resepsiyonistinden dinlemek zorunda kaldığım o elem dolu günlerden sonra sık sık aklıma şu intikam planı düştü:
"Şovenist şeytan diyor ki, acıma bunlara, bir şekil yap bul rezervasyon listelerini, açıkla şu otel bulamamanın sebebi olan 'vatan hainleri'nin listesini!"
Tabii herkesin "hainliği" kendine, başkalarınınkine tenezzül etmedik çok şükür. İşte böyle... Şahsımızı tekdirle uslandırma gayreti içinde olan necip Türk okuruna duyulur:
Durumum ortada. Kürdistan, Ermenistan, Diyarbakır'da işkence gören çocuklar, Ermeni diasporası... Yaptıklarımız gazetede çıkıyor. Ve fakat asıl ve gizli hainler aramızda. Onları Paris'ten getirdikleri kaz ciğerlerinden tanıyabilir, gördüğünüz yerde mıhlayabilirsiniz. Vatan senden, bence, bu tarz bir hizmet bekler esasen.

Dikkate değer tepki
Diziye gelen tepkiler de enterasandı. Memleketin konuyla ilgili genel ruh halini anlamak amacıyla hepsi analize tabi tutuldu. Olumlu ve olumsuz tepkiler tam yarı yarıya.
Doğu illerindeki Türklerden gelen, eski bir yasın tel tel çözülmesini anlatanlar vardı, tadına doyulmazdı. Olumsuzlar içinde Erol Taş sesiyle "Gebereceksin!" derinliğinde olanları geçiyorum. Ve fakat "Biz de öldürüldük" diyen, yazı dizisine öfkelenenlerin mektuplarını dikkatle okudum.
Haklılar. Bu ortak bir acı. Ve onların da acıları yazılmalı. 1915'te yaşananlardan sadece Ermeniler yara almadı. Bunu da zaten aklı başında olan her Ermeni biliyor. Mesele, acılarımızla "Kiminkisi daha büyük?" yarışına girip bütün insanlık sahnesini viran eylememek. Her iki tarafta da o tarafta söylenemeyeni söylemekle başlıyor yeni ve daha yakışıklı bir insanlık sahnesinin kurulması. Bütün bu "tehlikeli" yazı dizileri bu yüzden işte. Yeni bir insanlık, yeni bir memleket için...

ecetem@hotmail.com








Taha AKYOL
Avrupa ile gerginlik
DIŞİŞLERİ Bakanı Abdullah Gül'le CNN Türk'te ...
Çetin ALTAN
Başbakan Tayyip Bey, 70'ine geldiğinde...
Eğlenceli fantezilere pek de alışık olmadığım...
Melih AŞIK
Oyun bitmedi!
AB Komisyonu 8 başlıkta müzakerelerin askıya ...
Fikret BİLA
Pepe: Yargı elimizi kolumuzu bağlıyor
Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, Acarkent ol...
Hasan CEMAL
AB kötü oynuyor!
Avrupa Birliği Komisyonu'nun Türkiye'yle ilgi...
Güneri CIVAOĞLU
İzler...
Bir söylem vardır; "Kadının izini sür" diye.....
Abbas GÜÇLÜ
Birilerinin gözü öğretmen maaşında
Çalışanlar arasında belki de en çok mağdur ol...
Hurşit GÜNEŞ
Kur değer kaybetmeden verimlilik sağlanabilir mi?
Önceki hafta e-posta kutuma Harvard Üniversit...
Metin MÜNİR
Yeşil rüya gören dünyada Türkiye ne yapıyor?
Dünya enerji konusunda dönüm noktasına geldi....
Faik ÖZTRAK
Geç gelen önlemler ve kaçan fırsatlar
Aşağıdaki grafik 2002 sonundan bu yana yurtiç...
Hasan PULUR
Ocak başkanlarını hiç tanıdınız mı?
AĞZIMIZA persenk etmişizdir:
Derya SAZAK
Papa ve AB kutsaması
Türkiye'ye verdiği AB desteği Batı medyasında...
Meral TAMER
Londra Belediye Başkanı'nın makam aracı yok
Herhangi bir yanlış anlaşılma olmasın. Devlet...
Ece TEMELKURAN
Tepki ve tekdir
"Vay sen nasıl olur da milletimize ihanet etm...
Güngör URAS
Avrupa Birliği ilişkilerinin bir süre askıda kalması iyidir
Gümrük Birliği ilişkilerini sürdürmeliyiz. Ko...
M. Ali BİRAND
Türkiye, AB'ye akılcı yanıt verdi
Avrupa Birliği Komisyonu'nun önceki günkü ta...

© 2006 Milliyet