|
Tepki ve tekdir
"Vay sen nasıl olur da milletimize ihanet etmeyi kafaya takmış bir memlekete gider, gitmekle kalmaz, utanmazca oralardan yazılar yazarsın!"
Bu merkezde toplanabilecek bir dizi tepki aldı geçen pazar günü yazdığım, son derece kendi halinde, Paris'i ve göçmenleri anlatan yazım. Sanırsın ki "Şöyle de şarap içtim" gibisinden, "hakiki" köşe yazısı yazdım. Bizimkisi, Paris'in görünmeyen insanları, yoksulları üzerineydi daha ziyade.
Bir rüzgârın çıkacağı ve bütün bu düzeni devireceği üzerine rüzgâra kapılmış bir yazı. Ve fakat bir kısım okur, sanırım benimle pek meşgul olmayan, daha ziyade "Bugün şovenizm için ne yaptın?" düsturuyla gazete sayfalarını çevirip taze "vatan haini" arayan bir cinstir, çıldırmışlar. Fransa gibi Türkiye'ye ihanetten başka meşguliyeti olmayan bir ülkeye gelmemi "ilençle kınamışlar".
Canları sağ olsun. Ve fakat, "tepkiden" giderek "tekdire" yol alan bu mektuplardan sonra nicedir değinmek istediğim bir mevzuyu yazayım dedim. O da şudur:
"Vatan haini turistler"!
Malumunuz, bir hafta önce sona eren, Fransa'daki Ermeni diasporasıyla ilgili bir yazı dizisi yaptık. Dolayısıyla, bir ay kadar önce yine Paris'te idik. Tam da memleket dahilinde, soykırımı inkâr etmeyi cezalandıran yasadan dolayı "Fransa'yı her bakımdan dövelim, protestoları çakalım" gibi bir ruh hali varken, ne hikmettir ki iş için geleceğim Paris'te bir tek otel odası bulabilmek için bir hafta uğraştım. Ardından İstanbul'dan Paris'e kalkan uçaklarda fotomuhabir arkadaşım Yurttaş'a ve bana yer bulunması için gazete dahilinde bir kampanya yürütüldü. Çünkü hassasiyetleriyle meşhur halkımız o sırada Ramazan Bayramı'nı Paris'te idrak etmeye karar vermiş, Fransa yollarına düşmüş idi.
Şimdiiii... "Bayramcıların" Paris'i işgal ettiğini her otelin resepsiyonistinden dinlemek zorunda kaldığım o elem dolu günlerden sonra sık sık aklıma şu intikam planı düştü:
"Şovenist şeytan diyor ki, acıma bunlara, bir şekil yap bul rezervasyon listelerini, açıkla şu otel bulamamanın sebebi olan 'vatan hainleri'nin listesini!"
Tabii herkesin "hainliği" kendine, başkalarınınkine tenezzül etmedik çok şükür. İşte böyle... Şahsımızı tekdirle uslandırma gayreti içinde olan necip Türk okuruna duyulur:
Durumum ortada. Kürdistan, Ermenistan, Diyarbakır'da işkence gören çocuklar, Ermeni diasporası... Yaptıklarımız gazetede çıkıyor. Ve fakat asıl ve gizli hainler aramızda. Onları Paris'ten getirdikleri kaz ciğerlerinden tanıyabilir, gördüğünüz yerde mıhlayabilirsiniz. Vatan senden, bence, bu tarz bir hizmet bekler esasen.
Dikkate değer tepki
Diziye gelen tepkiler de enterasandı. Memleketin konuyla ilgili genel ruh halini anlamak amacıyla hepsi analize tabi tutuldu. Olumlu ve olumsuz tepkiler tam yarı yarıya.
Doğu illerindeki Türklerden gelen, eski bir yasın tel tel çözülmesini anlatanlar vardı, tadına doyulmazdı. Olumsuzlar içinde Erol Taş sesiyle "Gebereceksin!" derinliğinde olanları geçiyorum. Ve fakat "Biz de öldürüldük" diyen, yazı dizisine öfkelenenlerin mektuplarını dikkatle okudum.
Haklılar. Bu ortak bir acı. Ve onların da acıları yazılmalı. 1915'te yaşananlardan sadece Ermeniler yara almadı. Bunu da zaten aklı başında olan her Ermeni biliyor. Mesele, acılarımızla "Kiminkisi daha büyük?" yarışına girip bütün insanlık sahnesini viran eylememek. Her iki tarafta da o tarafta söylenemeyeni söylemekle başlıyor yeni ve daha yakışıklı bir insanlık sahnesinin kurulması. Bütün bu "tehlikeli" yazı dizileri bu yüzden işte. Yeni bir insanlık, yeni bir memleket için...
ecetem@hotmail.com
|
|