Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 01 Aralık 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

Türkiye, AB'ye akılcı yanıt verdi


Avrupa Birliği Komisyonu'nun önceki günkü tavsiye kararı, ben dahil kamuoyunda tepkiyle karşılandı. AB, cüceliğini göstermiş sırf iç politika gerekçeleriyle, Türkiye ile müzakerelerin yavaşlaması yolunda adım atmıştı. Üstelik bunu da, Kıbrıs sorununun arkasına saklanarak yapmışlardı.

Dün bu köşeyi okuyanlar, ne kadar sert tepki gösterdiğimi görmüşlerdi. Kamuoyu işte böylesine doluydu. Yani, her türlü tahriğe açık, oy peşinde koşan, ucuz polemikçilik yapanlar için son derece mümbit bir zemin oluşmuştu. Yeri göğü inleten demeçler, masalara yumruk atmalar için en müsait ortam hazırdı. Hele seçim sürecine girildiği şu sıralarda, ucuz politikalar ve politikacıların tam günüydü...

Çok ilginçtir, Başbakan kısa vadeli, ucuzcu yaklaşımı tercih etmedi.

Eğer sert tepkiler gösterip, AB'yi yerden yere vursa, örneğin bugün gelecek olan Finlandiya Başbakanı'nın gezisini iptal etmesine yol açsa, belki hepimizin kalbini alır, alkış toplar ve kamuoyuna sempatik görünebilirdi. Ancak, yarın tekrar müzakere masasına oturulduğunda ne olacak?

- Kamuoyunu nasıl ikna edebileceksiniz?
- AB ile nasıl pazarlık yapacaksınız?

Başbakan doğrusunu yaptı. Oy peşinde koşan, ucuzcu bir siyasetçi gibi değil, bir devlet adamı gibi davrandı. Kendini, bizler gibi sorumluluğu olmayan toplum kesitlerinin heyecanına kaptırmadı.

* * *

AĞIRLIĞI OLAN BİR LİDER...

Kimse Mehmet Ağar'ın bugünkü çizgiye gelebileceğini tahmin edemezdi. Geçirdiği değişimi bir başka yazıya bırakıyorum. Dün AB Komisyonu kararı hakkındaki sözleri çok dikkatimi çekti.

Bir muhalefet lideri olarak, hükümeti yerden yere vurmasını, toplumdaki AB aleyhtarlığını körüklemesini beklemiştim.

Hayret ettim.

Mehmet Ağar muhalefet lideri olmasına rağmen, AB konusunda temkinli konuştu. AB'nin önemine değindi. Bu projenin Türkiye'nin geleceği olduğunu söyledi.

Deniz Baykal ise, CHP lideri gibi konuştu ve hem AB'yi, hem hükümeti yerden yere vurdu(!)

* * *

BUGÜN GÜLÜYOR, OYSA ÜLKESİNİ BÖLÜYOR...

Kıbrıs Rum Cumhurbaşkanı Papadopulos bugünlerde halinden çok memnun görünüyor. Siz de onun yerinde olsanız, eminim sizler de memnun olurdunuz. Baksanıza, öyle bir rüzgar yakaladı ki, doyma keyfine gitsin. Hiçbir şey yapmadan, müzakereleri yavaşlatmayı amaçlayan 2-3 AB üyesi sayesinde, Türkiye'ye istediği baskıyı yaptırabiliyor. Altın bir fırsatı değerlendiriyor.

Belki farkında değil, ancak Avrupa Kıbrıs'ı kullanıyor. Yoksa kimsenin umurunda bile değil. Kıbrıs Rumları'nın hakları imiş, ahde vefa imiş, Kıbrıs sorununun çözülmesiymiş, tam üyeliğin gerektirdiği yapılıyormuş... Geçin efendim, geçin...

Avrupa'nın tek derdi, kocaman bir Türkiye'nin bir gün tam üye olabileceğini kendi kamuoylarına unutturabilmek. Türkiye ile müzakereler askıya alınıyormuş izlenimini verebilmek. Kendi toplumlarını aldatmak...

Bütün bu oyunun orta yerinde de, Güney Kıbrıs var. Bugün gelinilen noktada, Kıbrıs AB'yi kullanıyormuş, Türkiye'yi köşeye sıkıştırmış ve istediğini elde ediyormuş sanılıyor. Papadopulos KKTC'yi teslim alıyormuş gibi bir hava oluşuyor.

Papadopulos ve arkadaşları çok yanılıyorlar.

1. Bugün sırtlarını sıvazlayan AB ülkeleri, çıkarlarının bittiği gün, Papadopulos'u satacaklardır. Bugün ne diyorlarsa tam tersini söyleyecekler ve Türkiye'yi destekleyecekler. Kıbrıs'ı satacaklar.
2. Papadopulos bu yaklaşımla, Türkiye'ye boyun eğdireceğini ve yeni ödünler alacağını sanıyorsa, çok yanılıyor. Aksine, Türk kamuoyunu sertleştiriyor. En basit jestleri yapmak dahi zorlaşıyor. Elindeki kartları, gerçek değerinden çok daha fazlasıyla kullanıyor.
3. Papadopulos, Kıbrıs'ı bölüyor. Güney ile Kuzey arasındaki farkı daha da kemikleştiriyor.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Avrupa ile gerginlik
DIŞİŞLERİ Bakanı Abdullah Gül'le CNN Türk'te ...
Çetin ALTAN
Başbakan Tayyip Bey, 70'ine geldiğinde...
Eğlenceli fantezilere pek de alışık olmadığım...
Melih AŞIK
Oyun bitmedi!
AB Komisyonu 8 başlıkta müzakerelerin askıya ...
Fikret BİLA
Pepe: Yargı elimizi kolumuzu bağlıyor
Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, Acarkent ol...
Hasan CEMAL
AB kötü oynuyor!
Avrupa Birliği Komisyonu'nun Türkiye'yle ilgi...
Güneri CIVAOĞLU
İzler...
Bir söylem vardır; "Kadının izini sür" diye.....
Abbas GÜÇLÜ
Birilerinin gözü öğretmen maaşında
Çalışanlar arasında belki de en çok mağdur ol...
Hurşit GÜNEŞ
Kur değer kaybetmeden verimlilik sağlanabilir mi?
Önceki hafta e-posta kutuma Harvard Üniversit...
Metin MÜNİR
Yeşil rüya gören dünyada Türkiye ne yapıyor?
Dünya enerji konusunda dönüm noktasına geldi....
Faik ÖZTRAK
Geç gelen önlemler ve kaçan fırsatlar
Aşağıdaki grafik 2002 sonundan bu yana yurtiç...
Hasan PULUR
Ocak başkanlarını hiç tanıdınız mı?
AĞZIMIZA persenk etmişizdir:
Derya SAZAK
Papa ve AB kutsaması
Türkiye'ye verdiği AB desteği Batı medyasında...
Meral TAMER
Londra Belediye Başkanı'nın makam aracı yok
Herhangi bir yanlış anlaşılma olmasın. Devlet...
Ece TEMELKURAN
Tepki ve tekdir
"Vay sen nasıl olur da milletimize ihanet etm...
Güngör URAS
Avrupa Birliği ilişkilerinin bir süre askıda kalması iyidir
Gümrük Birliği ilişkilerini sürdürmeliyiz. Ko...
M. Ali BİRAND
Türkiye, AB'ye akılcı yanıt verdi
Avrupa Birliği Komisyonu'nun önceki günkü ta...

© 2006 Milliyet