|
Türkiye, AB'ye akılcı yanıt verdi
Avrupa Birliği Komisyonu'nun önceki günkü tavsiye kararı, ben dahil kamuoyunda tepkiyle karşılandı. AB, cüceliğini göstermiş sırf iç politika gerekçeleriyle, Türkiye ile müzakerelerin yavaşlaması yolunda adım atmıştı. Üstelik bunu da, Kıbrıs sorununun arkasına saklanarak yapmışlardı.
Dün bu köşeyi okuyanlar, ne kadar sert tepki gösterdiğimi görmüşlerdi. Kamuoyu işte böylesine doluydu. Yani, her türlü tahriğe açık, oy peşinde koşan, ucuz polemikçilik yapanlar için son derece mümbit bir zemin oluşmuştu. Yeri göğü inleten demeçler, masalara yumruk atmalar için en müsait ortam hazırdı. Hele seçim sürecine girildiği şu sıralarda, ucuz politikalar ve politikacıların tam günüydü...
Çok ilginçtir, Başbakan kısa vadeli, ucuzcu yaklaşımı tercih etmedi.
Eğer sert tepkiler gösterip, AB'yi yerden yere vursa, örneğin bugün gelecek olan Finlandiya Başbakanı'nın gezisini iptal etmesine yol açsa, belki hepimizin kalbini alır, alkış toplar ve kamuoyuna sempatik görünebilirdi. Ancak, yarın tekrar müzakere masasına oturulduğunda ne olacak?
- Kamuoyunu nasıl ikna edebileceksiniz?
- AB ile nasıl pazarlık yapacaksınız?
Başbakan doğrusunu yaptı. Oy peşinde koşan, ucuzcu bir siyasetçi gibi değil, bir devlet adamı gibi davrandı. Kendini, bizler gibi sorumluluğu olmayan toplum kesitlerinin heyecanına kaptırmadı.
* * *
AĞIRLIĞI OLAN BİR LİDER...
Kimse Mehmet Ağar'ın bugünkü çizgiye gelebileceğini tahmin edemezdi. Geçirdiği değişimi bir başka yazıya bırakıyorum. Dün AB Komisyonu kararı hakkındaki sözleri çok dikkatimi çekti.
Bir muhalefet lideri olarak, hükümeti yerden yere vurmasını, toplumdaki AB aleyhtarlığını körüklemesini beklemiştim.
Hayret ettim.
Mehmet Ağar muhalefet lideri olmasına rağmen, AB konusunda temkinli konuştu. AB'nin önemine değindi. Bu projenin Türkiye'nin geleceği olduğunu söyledi.
Deniz Baykal ise, CHP lideri gibi konuştu ve hem AB'yi, hem hükümeti yerden yere vurdu(!)
* * *
BUGÜN GÜLÜYOR, OYSA ÜLKESİNİ BÖLÜYOR...
Kıbrıs Rum Cumhurbaşkanı Papadopulos bugünlerde halinden çok memnun görünüyor. Siz de onun yerinde olsanız, eminim sizler de memnun olurdunuz. Baksanıza, öyle bir rüzgar yakaladı ki, doyma keyfine gitsin. Hiçbir şey yapmadan, müzakereleri yavaşlatmayı amaçlayan 2-3 AB üyesi sayesinde, Türkiye'ye istediği baskıyı yaptırabiliyor. Altın bir fırsatı değerlendiriyor.
Belki farkında değil, ancak Avrupa Kıbrıs'ı kullanıyor. Yoksa kimsenin umurunda bile değil. Kıbrıs Rumları'nın hakları imiş, ahde vefa imiş, Kıbrıs sorununun çözülmesiymiş, tam üyeliğin gerektirdiği yapılıyormuş... Geçin efendim, geçin...
Avrupa'nın tek derdi, kocaman bir Türkiye'nin bir gün tam üye olabileceğini kendi kamuoylarına unutturabilmek. Türkiye ile müzakereler askıya alınıyormuş izlenimini verebilmek. Kendi toplumlarını aldatmak...
Bütün bu oyunun orta yerinde de, Güney Kıbrıs var. Bugün gelinilen noktada, Kıbrıs AB'yi kullanıyormuş, Türkiye'yi köşeye sıkıştırmış ve istediğini elde ediyormuş sanılıyor. Papadopulos KKTC'yi teslim alıyormuş gibi bir hava oluşuyor.
Papadopulos ve arkadaşları çok yanılıyorlar.
1. Bugün sırtlarını sıvazlayan AB ülkeleri, çıkarlarının bittiği gün, Papadopulos'u satacaklardır. Bugün ne diyorlarsa tam tersini söyleyecekler ve Türkiye'yi destekleyecekler. Kıbrıs'ı satacaklar.
2. Papadopulos bu yaklaşımla, Türkiye'ye boyun eğdireceğini ve yeni ödünler alacağını sanıyorsa, çok yanılıyor. Aksine, Türk kamuoyunu sertleştiriyor. En basit jestleri yapmak dahi zorlaşıyor. Elindeki kartları, gerçek değerinden çok daha fazlasıyla kullanıyor.
3. Papadopulos, Kıbrıs'ı bölüyor. Güney ile Kuzey arasındaki farkı daha da kemikleştiriyor.
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net
|
|