|
 |
|
|
Mutluluk yeniden
Gökkuşağı / Reşat Kutucular
Mutluluğa giden yollların keşfiyle uğraşıyor insanoğlu bin yıllardır. Üzerine tartışıyor, düşünüyor, yazıyor, çiziyor.
Ele avuca sığmayan, zor bir konu mutluluk.
Son zamanlarda genetikten psikolojiye kadar pek çok dal mutluluk işine eğilmiş durumda. Bilimsel olarak mutluluğu araştırmanın anlamlı sonuçlar verebileceğine daha çok inanılıyor artık. Araştırmalar, deneyler, saha çalışmaları devam ediyor.
İş büyük iş ne de olsa. Bir çözülebilse...
Mutluluk için tek ve kestirme bir yol yok ama, o belli. Ne kadar basitleştirilmeye çalışılırsa çalışılsın mutluluğu madde madde reçetelemek mümkün değil. Bir kere içsel bir deneyim olduğu için ölçülebilir bir şey değil mutluluk. Kişiye, topluma, coğrafyaya, inançlara, geleneklere göre farklılık gösteriyor.
Gelişmiş ülke insanlarının mutluluk eşikleri az gelişmiş ülke insanlarınınkiyle aynı değil. Mutluluk gibi mutsuzluğun kaynakları da değişiyor kişiden kişiye. Açlığın, yolsuzlukluğun, çatışmanın, suçun olduğu yerde mutluluk kolay kök salamıyor maalesef.
* * *
USA Today'in yayınladığı bir rapora göre dünyadaki en mutlu insanlar "etrafları dostları ve akrabaları ile çevrili olan, komşularıyla rekabet kaygısı taşımayan, gündelik faaliyetler içinde kaybolup giden ve çok kolay affedebilen" insanlar.
Batı dünyasındaki deneyler gösteriyor ki, inanılanın aksine, paranın mutlu etme gücü sınırlı. Aynı şekilde çocuk sahibi olmak mutluluğu artırmıyor da azaltmıyor da. Ama sağlığın mutluluk üzerindeki etkisi büyük örneğin.
Bazı insanlar güncel akışı, popüler kültürü izleyerek mutluluk arıyorlar.
Bazıları ise bunu yüzeysel ve anlamsız bulabiliyor. Tüketerek veya edinerek mutlu olunabiliyor ama bir süreliğine. Etki beklendiği kadar güçlü olmuyor.
Büyük olayların da mutluluk üzerindeki etkisi de zamanla soluklaşıyor. Olana alışıyoruz. Yeni hedefler, yeni hevesler veya kaygılar üretiyoruz. Bunların iyi yönetilmesi gerek işte. Ama en önemlisi insanların sabit bir mutluluk ayarı yok. İstenirse ve üzerinde çalışılırsa, ayarlar değiştirilebilir, iyileştirilebilir. Illinois Üniversitesi'nden psikolog Ed Diener son çalışmalar ışığında böyle diyor. "Mutluluk bir yer değil, bir süreç" diye ekliyor.
* * *
Birkaç bin Alman denek üzerinde yapılan ve 17 yıl süren yeni bir çalışma zaman içinde deneklerinin bir kısmının hayatlarından memnun olma düzeylerinin yükseldiğini tespit etmiş. İzlenenlerin yüzde 10'unun bu şekilde ölçülen mutluluk düzeyi 10 üzerinden 3 puan kadar yükselmiş.
Başka bir çalışmada evliliğin itici etkisinin iki yılda zayıfladığı saptanmış. Bir diğerinde ise çocukların baştan eve mutluluk getirdiği ancak daha sonra evlilikten alınan tatmini azaltıcı etkiler yarattığı gözlenmiş. "Daha sonra çocukların evden ayrılması ebeveynlere gülümse olarak yansıyor" diyor Harvardlı psikolog Daniel Gilbert.
Olumlu duygu ve düşüncelerin mutluluğu beslediği gerçeğinden hareketle uzmanlar yeni mutluluk egzersizleri geliştiriyorlar. En basitlerinden ama oldukça etkili yönetemlerden biri akşamları o gün başınızdan geçen üç olumlu olayı ve olumlu olma nedenlerini düşünmek. Uygulayanlar bu yöntemin zamanla sadece uyku değil, rüya kalitesini bile iyileştirdiğini iddia ediyorlar.
Onların yalacısıyız.
Tavsiyeden bol ne var ki zaten şu mutluluk konusunda. Cemal Süreya'nın "Kim istemez mutlu olmayı / ama mutsuzluğa da var mısın?" demesi çınlıyor kulağımda. Bu dünya halinde denecek daha ne var ki?
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|