|
 |
|
|
İzmirli turizmcinin İsviçre izlenimleri
Satır Arası / Deniz Sipahi
Ilıca Otel'in Genel Müdürü Yakup Demir'in de içinde olduğu bir grup, bazı temaslarda bulunmak üzere İsviçre'ye gitti. Amaç, Çeşme'nin geleceğini şekillendirmek ve bölgeye daha fazla turist getirebilmek.
Ben bu girişimleri destekliyorum. Çünkü Çeşme'nin daha farklı pazarlanması ve anlatılması gerektiğini düşünüyorum. Türk turizminin de Antalya'da yaptığı hataları burada tekrarlamaması gerektiğini düşünüyorum. Bugünkü yazımı Yakup Demir'in izlenimlerine ayırıyorum.
* * *
"Destination İzmir grubu olarak geçtiğimiz günlerde (TTW) Montreux fuarındaydık. İzmir ve Çeşmeli turizmciler olarak İzmir'in güzelliklerini iyi hazırlandığımız bir çalışma ile tüm gücümüzle İsviçrelilere ve diğer Avrupa şehirlerinden gelen meslektaşlarımıza anlatmaya çalıştık ve fazlaca da ilgi gördük. Bu konuda arkadaşlarımız gerekenleri söyledi. İsviçre'nin dünya turizmine eğitim katkısı oldukça yüksektir. Avrupa, özellikle de İsviçre, turizm, otelcilik okullarının beşiği olarak bilinir. Bu okullarda yüzlerce Türk öğrenci de eğitim alıyor. Gastronomide de rakipsiz olan bu ülkeden Türkiye'ye bakalım dedik ve yollara koyulduk. 26 kantonun yarısını dolaştık. Her kantonun turizm özelliklerini inceledik. Dağlarını bu kadar iyi pazarlayan bir başka ülke sanırım yoktur. O dağları görmek ve birkaç saat dolaşmanın bedelinin, Türkiye'de 7 gün tatil yapmayla (hem de her şey dahil) eşit olduğunu hüzünle seyrettikten sonra Antalyalı yatırımcıların küçük bir kısmı hiç mi İsviçre'ye gelmedi, hiç mi Alpler'i görmedi sorularının cevabını aradık. Neden Toroslar'a birkaç teleski yapılmadı, dağ evleri, dağ restoranları yapılmadı? Yoksa var da biz mi bilmiyoruz? İsviçre'nin dağ sezonunun yaz olduğunu düşünürsek, sıcaklığın 40 derece olduğu Antalya'da, dağların alternatif bir turizm ürünü olacağını düşünmemek elde değil. Sıra sıra 5 yıldız otel modasından Türkiye'nin muhakkak kurtulması lazım. İsviçrelilerin Türkler ve Türkiye'de tatil ile ilgili düşünceleri de bu gezide bizi üzen konulardı. Leukerbad'ta kaldığımız otelin işletmecisi ve sahibinin Side hatıralarını keşke duymasaydık. Lüzern'de pasta, çikolata aldığımız bayan satıcıya keşke Marmaris'te kazık atılmasaydı. Münih uçağında pencere tarafı kavgası yapılmasaydı.
Her ne kadar Avrupa'dan kısa gelecekte biraz dumanlı görünsek de, biz turizmciler ümit ve heyecanımızı eksiltmeden ülkemizin ve beldemizin güzelliklerini tanıtmaya devam edeceğiz. Hani bir söz vardır, "taşı toprağı altındır" derler memleketimiz için. Hakikaten de öyle. Doğal güzellikleri ile dört bir yanı cennet olan ülkemizde daha ne cevherler var. Aslında bunu her ülke çok iyi biliyor, belki de bizi anlamaya ve tanımaya çalışıyorlar. Ancak, biz onları pek önemsemiyoruz. Sahip olduğumuz güzellikleri daha farklı yollarla diğer ülkelere anlatmamız ve ihraç etmemiz gerekir. Sadece otel yatırımı yapmak yerine farklı turizm anlayışları geliştirmeye çabalamamız ve diğer ülke insanlarının ilgisini çekmemiz gerekliliği artık zorunlu ve mutlaktır.
Küçük bir İsviçre - Çin fıkrasıyla sözlerimi tamamlamak istiyorum. İsviçre Çin'e savaş ilan etmiş. Bir şekilde Çin'e kadar gelmişler. Haber Çin Başbakanı'na geç ulaşmış. Yaver Başbakana:
- Başbakanım İsviçreliler saldırdı Pekin'e kadar girdiler.
- İsviçre de ne?
- Avrupa'da bir ülke...
- Kaç kişi bunlar?
- 5 milyon
- Hangi otelde kalıyorlar?"
* * *
Yakup Demir'in de çok güzel anlattığı gibi ben de Çeşme'nin ve Türkiye'nin diğer güzel bölgelerinin doğru anlatılması, turizm kimliğinin güçlendirilmesi halinde Avrupa'nın birçok yerine alternatif getirilebileceğini düşünüyorum.
O yüzden özellikle de Çeşme'de MAS turizmi yerine termalin, sörfle birlikte diğer spor dallarının öne çıktığı, kongrelerle bütünleştirilen bir konsepti öne çıkarmakta fayda bulunuyor.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|